Çekmeköy Meydan’ında Kuzey Demiryolu Projesine karşı eylem düzenlendi. Halkevleri’nin “KUZEY DEMİRYOLU PROJESİ BÖLGEMİZ İÇİN YIKIMDIR!” şiarıyla yapılan eylemde, projenin doğal yaşamın tahrip edeceğine vurgu yapıldı. “Biz demiryoluna değil, yaşamın tahrip edilmesine karşıyız” denilen ve Polen Ekoloji Kolektifi’nin de destek verdiği eylemin basın açıklaması şu şekilde:
“KUZEY DEMİRYOLU PROJESİ BÖLGEMİZ İÇİN YIKIMDIR!
Değerli komşularımız, sevgili dostlar,
Bugün burada yalnızca bir demiryolu projesine karşı çıkmak için değil, İstanbul’un kuzeyinin geleceğini ve yaşam hakkımızı savunmak için bir aradayız.
İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi Projesi, yani INRAIL; Kocaeli Çayırova’dan başlayarak Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden Çatalca’ya ulaşacak yaklaşık 127 kilometrelik yeni bir demiryolu hattı olarak planlanıyor. Proje, yolcu taşımacılığının yanı sıra yüksek kapasiteli yük ve lojistik taşımacılığı için de tasarlanıyor. Bakanlık projenin amaçlarından birini Türkiye’nin Orta Koridor üzerindeki lojistik konumunu güçlendirmek olarak açıklıyor.
Ancak biz bugün şu soruyu sormak zorundayız:
Bu projenin bedelini kim ödeyecek?
Çünkü bu hat, İstanbul’un kuzeyindeki ormanların, tarım alanlarının, su havzalarının, köylerin ve yerleşim alanlarının içinden geçiyor.
İstanbul’un kuzeyi zaten yıllardır üçüncü köprü, Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul Havalimanı ve bunlara bağlı ulaşım yatırımlarıyla parçalanıyor. Şimdi bu bölgeye yeni ve büyük bir demiryolu koridoru ekleniyor.
Bu nedenle mesele yalnızca “ray döşemek” değildir.
Mesele, İstanbul’un kuzeyinin nasıl bir geleceğe bırakılacağıdır.
SU HAVZALARIMIZI RİSKE ATAN BİR PROJE İSTEMİYORUZ!
İstanbul’un en önemli su kaynaklarından biri olan Ömerli Havzası bu tartışmanın merkezindedir.
Üstelik bunu yalnızca biz söylemiyoruz. Projenin kendi çevresel ve sosyal taahhüt belgelerinde, Ömerli Rezervuarı Havza Alanı içerisinde inşaat faaliyetlerinin; kirlilik, erozyon, sedimentasyon ve hidrolojik bozulma gibi riskler yaratabileceği dikkate alınarak özel önlemler alınması gerektiği belirtiliyor.
Bizim sorumuz çok açık:
İstanbul’un su kaynaklarını korumak için bu kadar hassas önlemler gerektiren bir proje neden bu havzaların içinden geçiriliyor?
İstanbul’un su havzaları yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da yaşam güvencesidir.
Su havzasına yapılacak her müdahale; yağışın toprağa ulaşmasından yüzey akışına, erozyondan suyun kirlenme riskine kadar bütün ekolojik sistemi etkileyebilir.
İstanbul susuzlukla karşı karşıyayken, su havzalarımızı daha fazla yapılaşma ve altyapı baskısına açamayız.
YAŞAM ALANLARIMIZ PARÇALANMASIN!
Bu proje yalnızca ormanlardan geçmiyor.
Güzergâh; kentsel alanlar, yarı kırsal bölgeler ve tarım arazilerinden geçiyor. Projenin kendi yeniden yerleşim belgelerinde, güzergâh nedeniyle konut kaybı ile fiziksel ve ekonomik yerinden edilme ihtimali açıkça ortaya konuluyor.
Yani mesele yalnızca ağaçların kesilmesi değildir.
İnsanların yaşadığı mahalleler, köyler, tarlalar ve gündelik yaşamları da bu projeden etkilenebilir.
Bir demiryolu hattı geldiğinde yalnızca ray döşenmez. Şantiyeler, tüneller, viyadükler, bağlantılar ve diğer altyapılarla birlikte yaşam alanları parçalanır.
Biz insanların yaşadığı yerlerin, tarım yaptığı toprakların ve ortak yaşam alanlarının bir yatırım projesinin önünde engel olarak görülmesini kabul etmiyoruz.
BİZ DEMİRYOLUNA DEĞİL, YAŞAMIN TAHRİP EDİLMESİNE KARŞIYIZ!
Burada altını özellikle çizmek istiyoruz:
Biz demiryoluna karşı değiliz.
Biz halkın ulaşım ihtiyacını karşılayan, doğayı ve yaşam alanlarını koruyan, kamusal yararı esas alan ulaşım politikalarından yanayız.
Ancak “demiryolu çevrecidir” diyerek bu projenin yaratacağı bütün etkileri görmezden gelemeyiz.
Çünkü bir projenin adına değil, nereden geçtiğine, ne için yapıldığına ve kimlerin hayatını etkilediğine bakmak zorundayız.
Bugün İstanbul’un ihtiyacı; daha fazla lojistik koridorundan önce güvenli konut, temiz su, sağlıklı çevre, kamusal ulaşım ve yaşanabilir mahallelerdir.
Kamu kaynakları da halkın gerçek ihtiyaçlarına ayrılmalıdır.
Bu nedenle buradan açıkça söylüyoruz:
Su havzalarımızı koruyun!
Ormanlarımızı koruyun!
Tarım alanlarımızı koruyun!
Yaşam alanlarımızı parçalamayın!
İnsanları yerinden edecek projelerden vazgeçin!
İstanbul’un kuzeyi bir boşluk değildir.
Burada insanlar yaşıyor, burada üretim yapılıyor, burada suyumuz, ormanımız ve geleceğimiz var.
Biz Çekmeköy’den yalnızca Çekmeköy için değil, İstanbul’un tamamı için sesleniyoruz.
Çünkü suyun sınırı ilçe sınırı değildir.
Ormanın sınırı belediye sınırı değildir.
Yaşamın sınırı yoktur.
Bu nedenle mücadelemiz de ortak olacaktır.
Kuzey Demiryolu Projesi’ne karşı İstanbul’un kuzeyini savunacağız!
Su havzalarımızdan vazgeçmeyeceğiz!
Ormanlarımızdan vazgeçmeyeceğiz!
Yaşam alanlarımızdan vazgeçmeyeceğiz!
Talan değil yaşam!
Rant değil halk için kent!
Kuzey Ormanları ve İstanbul’un kuzeyi bizimdir!
Halkevleri”
Haber Merkezi


















