Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 9-20 Kasım’da Antalya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’den günler önce Türkiye’nin 2040’a kadar izleyeceği enerji politikasını açıkladı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından 5 Kasım’da tanıtılan “Milli Enerji 2040” planının merkezine elektrikleşme, yenilenebilir enerji, nükleer enerji ile yerli petrol ve doğal gaz üretimi yerleştirildi.
Bakanlığın hedeflerine göre 2040’ta rüzgâr ve güneşin toplam kurulu gücü 175 bin megavata ulaşacak. Yenilenebilir kaynakların toplam elektrik kurulu gücündeki payının yüzde 77’ye, elektrikleşme oranının ise yüzde 36’ya yükselmesi hedefleniyor. Plan için kamu ve özel sektör eliyle yaklaşık 500 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor.
KÖMÜRDEN ÇIKIŞ TARİHİ YOK
Planın dikkat çeken taraflarından biri ise 2040’a kadar kömürden çıkışa ilişkin herhangi bir tarih veya takvim açıklanmaması oldu.
Enerji Bakanlığı’nın yeni sunumunda 2040 yılında kömür santrallerinin ne kadar kurulu güce sahip olacağı veya elektrik üretimindeki kömür payının ne seviyeye indirileceği de belirtilmedi.
Türkiye’de 2025 yılında elektriğin yüzde 33,3’ü kömürden, yüzde 22,3’ü ise doğal gazdan üretildi. Önceki Ulusal Enerji Planı’nda da kömür santrallerinin 2035’te sistemde kalmaya devam etmesi öngörülüyordu.
BAYRAKTAR: YERLİ KÖMÜRE DESTEĞE DEVAM EDECEĞİZ
Bayraktar, Milli Enerji 2040 sürecinde yerli kömür santrallerinin sistemde tutulacağını açıkça ifade etti.
Bakan, yerli kömüre bugüne kadar önemli destekler sağlandığını ve bu desteklerin devam edeceğini belirterek, 2029 yılı sonuna kadar verilen alım garantisini hatırlattı. Bakanlık daha önce bu uygulamanın yerli kömür santrallerinin çalışmaya devam etmesini ve madencilik sektöründeki istihdamın korunmasını amaçladığını açıklamıştı.
Bayraktar, kömür santrallerinin alım garantileri ve diğer destek mekanizmalarıyla enerji sisteminde tutulmasının gerekli olduğunu savundu.
ALIM GARANTİSİ NE ANLAMA GELİYOR?
Alım garantisi, yerli kömür kullanan belirli termik santrallerde üretilen elektriğin belirlenen koşullar altında kamu tarafından satın alınmasının güvence altına alınması anlamına geliyor.
Bu yöntemle santral işletmecileri, ürettikleri elektriğin belirli bölümünü satabileceklerine ilişkin gelir güvencesi elde ediyor. Böylece elektrik piyasasında kömürden üretim ekonomik olarak dezavantajlı hale gelse bile santrallerin çalışmaya devam etmesi kolaylaştırılıyor.
Enerji Bakanlığı uygulamayı enerji arz güvenliği, yerli kaynak kullanımı ve madencilikte istihdamla gerekçelendiriyor. İklim politikaları açısından bakıldığında ise alım garantisinin kömür santrallerinin ekonomik ömrünü uzattığı ve fosil yakıtlardan çıkışı geciktirebildiği eleştirisi yapılıyor.
PETROL VE DOĞAL GAZ DA 2040’TA SİSTEMDE
Milli Enerji 2040 yalnızca kömür konusunda değil, petrol ve doğal gaz konusunda da bir çıkış takvimi içermiyor.
Bakanlığın planına göre günlük petrol talebinin bugünkü yaklaşık 993 bin varilden 2040’ta 718 bin varile düşmesi bekleniyor. Ancak hedef, bu 718 bin varilin tamamının Türkiye’nin yurt içi ve yurt dışındaki üretimiyle karşılanması.
Doğal gazda ise bugünkü yaklaşık 59 milyar metreküplük tüketimin 2040 yılında 57 milyar metreküp civarında olması öngörülüyor. Hükümet, bu talebin tamamını kendi üretimiyle karşılamayı hedefliyor.
Bayraktar, petrol ve doğal gazın, özellikle doğal gazın “geçiş yakıtı” olarak kullanılmaya devam edeceğini belirterek Türkiye’nin petrol ve doğal gaz aramacılığında daha aktif olacağını söyledi.
YENİLENEBİLİR BÜYÜYOR, FOSİL YAKITLAR DA KALIYOR
Plan, bir taraftan önemli bir yenilenebilir enerji büyümesi öngörüyor.
2040’a kadar güneş enerjisinde 112 bin megavat, rüzgârda ise 63 bin megavat olmak üzere toplam 175 bin megavat kapasite hedefleniyor. Bakanlık ayrıca elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji artışıyla emisyonlarda yüzde 40 azaltım hedeflediğini belirtiyor.
Ancak açıklanan hedefler, kömür santrallerinin kapatılacağı, petrol kullanımının sona ereceği veya doğal gazdan çıkılacağı bir tarih içermiyor.
Bu nedenle Milli Enerji 2040, yenilenebilir enerji kapasitesinin fosil yakıtların yerine geçmesinden çok, yenilenebilirlerin büyüdüğü ancak kömür, petrol ve doğal gazın da enerji sisteminde kalmaya devam ettiği bir enerji modeli ortaya koyuyor.
Kaynak: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Climate Action Network
HABER MERKEZİ


















