DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eşsözcüsü Yüksel Mutlu, Alevi toplumunun Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yalnızca destek veren bir konumda kalmaması, sürecin doğrudan aktörlerinden biri olması gerektiğini belirtti. Mezopotamya Ajansı’na değerlendirmelerde bulunan Mutlu, oluşturulacak kurul ve komisyonlarda Alevi temsilinin bulunmasının demokratik katılım açısından önemli olduğunu söyledi.
Kürt meselesinin demokratik çözümünü hedefleyen sürecin Türkiye’deki farklı kimlik ve inanç gruplarının yaşadığı sorunlar açısından da önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Mutlu, demokratik bir toplumun ancak bütün kesimlerin sürece dahil edilmesiyle mümkün olabileceğini kaydetti.
Mutlu’ya göre kabul edilen çerçeve yasa önemli bir başlangıç niteliğinde. Ancak toplumun farklı kesimleri açısından yalnızca yasal düzenlemelerin yeterli olmadığına dikkat çeken Mutlu, cezaevlerinin boşaltılması, kayyım uygulamalarının sona ermesi ve demokratikleşme yönünde somut adımlar atılmasının güven oluşturacağını dile getirdi.
“KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ ALEVİLERİN TALEPLERİNİ DE ETKİLER”
Alevi toplumuyla çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktaran Mutlu, Alevilerin tarih boyunca ayrımcılık, asimilasyon ve katliamlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Ona göre Kürt meselesinin demokratik bir çözüme kavuşması, Türkiye’deki diğer halkların ve inanç topluluklarının haklarının genişlemesi bakımından da önemli sonuçlar doğurabilir.
Mutlu, farklı toplulukların kendi kimliklerini ve dillerini özgürce yaşatabilmesinin demokratikleşmenin bir parçası olduğunu vurguladı. Çerkezlerin anadilde eğitim talebini de örnek gösteren Mutlu, Türkiye’de farklı kimlik ve inançların yaşadığı sorunların ortak bir demokratikleşme zemini içerisinde ele alınması gerektiğini ifade etti.
ALEVİ TOPLUMUNDA GÜVEN SORUNU SÜRÜYOR
Alevilerin geçmişte yaşadığı acıların toplumun hafızasında canlılığını koruduğunu belirten Mutlu, bu nedenle devlet politikalarına karşı temkinli bir yaklaşım bulunduğunu söyledi. Özellikle yaşam tarzına yönelik müdahale ihtimalinin Alevi toplumunda kaygı yarattığını ifade eden Mutlu, uzun yıllardır dile getirilen taleplerin önemli bölümünün karşılanmadığına dikkat çekti.
Mutlu, benzer kaygıların Süryani ve Êzidî topluluklarında da görüldüğünü belirterek, farklı inanç gruplarının kendilerini güvende hissedebilecekleri demokratik bir ortamın oluşturulması gerektiğini söyledi.
“ALEVİFOBİ TOPLUMSAL BİR KORKU YARATIYOR”
Alevilerin hâlâ bazı çevreler tarafından tehdit unsuru gibi gösterilmesini eleştiren Mutlu, özellikle kamuoyuna yansıyan bazı açıklamaların Alevi karşıtlığını beslediğini savundu.
Aleviliğin dışarıdan tanımlanmasına da tepki gösteren Mutlu, Alevilerin kendi inançlarını ve kimliklerini kendilerinin ifade etmesi gerektiğini söyledi. Farklı siyasi çevrelerin Aleviliği belirli kalıplar üzerinden tanımlamasının toplumda rahatsızlık yarattığını belirten Mutlu, bu tür yaklaşımların yürütülen barış sürecine olumlu katkı sunmadığını dile getirdi.
“ALEVİLER SÜRECİN GÜÇLÜ BİR PARÇASI OLMALI”
Mutlu, Alevi toplumunun barış ve demokratikleşme sürecinde daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini yineledi. Kurul ve komisyonlarda Alevilerin temsil edilmesinin yanı sıra Alevi örgütlerinin de kendi tabanlarını süreç hakkında bilgilendirmesinin önemli olduğunu söyledi.
Alevilerin tarih boyunca ağır bedeller ödemiş bir inanç topluluğu olduğunu ifade eden Mutlu, demokrasi ve barış hedefleniyorsa Alevi toplumunun sürece güçlü biçimde katılması gerektiğini belirtti.
Mutlu’ya göre kalıcı bir demokratikleşme için yalnızca siyasi aktörlerin değil, Türkiye’deki farklı halkların ve inanç gruplarının da sürecin öznesi haline gelmesi gerekiyor.
HABER MERKEZİ

















