Türkiye Komünistleri Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü için “Savaşa, sömürüye ve halkların düşmanlaştırılmasına karşı barış için birleşelim!” sloganıyla bir açıklama paylaştı. Açıklamada Türkiye ve dünyada barışın mümkün olduğu belirtilirken, Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunuldu.
TKPlatform’un 1 Eylül açıklamasının tamamı şu şekilde:
Savaşa, sömürüye ve halkların düşmanlaştırılmasına karşı
barış için birleşelim!
1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bütün halklara, emekçilere, gençlere, kadınlara, aydınlara ve savaşın, yoksulluğun ve sömürünün yükünü taşıyan herkese sesleniyoruz:
Savaş kader değildir. Barış mümkündür.
Bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan savaşların, işgallerin, bombaların ve silahlanma yarışının ağır bedelini ödüyor. Kentler yıkılıyor, çocuklar yaşamını yitiriyor, milyonlarca insan yerinden ediliyor. Bir avuç savaş ve silah tekeli kâr ederken, halklara yoksulluk, göç, korku ve ölüm düşüyor.
Emperyalist güçler ve onların bölgesel uzantıları, kendi çıkarları uğruna halkları birbirine düşmanlaştırıyor, ülkeleri savaş alanlarına çeviriyor. Savaşların bedelini ise karar masalarında oturanlar değil, işçiler, emekçiler ve yoksul halklar ödüyor.
Biz Türkiye Komünistlerinin Platformu olarak açıkça söylüyoruz:
Halkların birbirleriyle hiçbir düşmanlığı yoktur. Halkları düşmanlaştıran, savaşlara sürükleyen ve silahlanmayı büyüten düzenle mücadelemiz vardır.
Barış, yalnızca silahların susması değildir.
Barış; insanın emeğiyle sömürülmeden yaşayabilmesi, çocuğun aç yatmaması, gençlerin geleceksizlik ve savaş korkusuyla yaşamaması, kadınların şiddetten uzak özgürce yaşayabilmesi, hiçbir halkın kimliği ve inancı nedeniyle ezilmemesi ve insanların ülkelerinden koparılmak zorunda bırakılmamasıdır.
Gerçek barış, sömürüsüz ve eşit bir dünya mücadelesinden ayrı düşünülemez.
TÜRKİYE’DE BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM
Türkiye halklarının da kalıcı barışa ihtiyacı vardır. Bunun yolu halkları birbirine karşı konumlandırmaktan, inkâr ve çatışma politikalarından değil; demokratik siyasetin güçlendirilmesinden, eşitlikten ve halkların kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmasından geçer.
Bugün yürütülen Demokratik Toplum Süreci, Türkiye’nin uzun yıllardır taşıdığı çatışma ve çözümsüzlük sorunlarının demokratik yollarla aşılması açısından önem taşımaktadır. Kürt ulusunun gerçekliği yüz yıldan beri ilk defa devlet tarafından kabul edilmiş ve siyasal bir çözüm için ilk adımlar aJlmıştır. Bu sürecin halkların iradesini, eşitliğini ve kardeşliğini güçlendiren; demokratik hak ve özgürlükleri genişleten kalıcı bir barış yönünde ilerlemesini, geliştirilmesini savunuyoruz. Siyasal adımın ötesinde hukuksal anlamda da sürecin geliştirilmesi ve Anayasal olarak güvence altına alınmasının gerekliliğine inanıyoruz. Barışın güvencesi, halkların birbirine güvenmesi ve demokratik bir toplumun birlikte kurulmasıdır.
Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Türk’e; Alevinin Sünni’ye, inananın inanmayanına düşman edilmesine izin vermeyelim. Bizim düşmanımız halklar değildir. Halkları bölüp sömüren, savaşlardan çıkar sağlayan düzendir.
Türkiye’nin kaynakları silahlanmaya, savaş hazırlıklarına ve sermayenin çıkarlarına değil; halkın ihtiyaçlarına ayrılmalıdır. Eğitim, sağlık, barınma ve insanca yaşam birer ayrıcalık değil, herkesin hakkıdır.
Komşu halklarla düşmanlık değil, dostluk ve dayanışma isti yoruz. Ortadoğu’nun ve dünyanın bütün halklarının kendi geleceklerini özgürce belirleyebildiği, sınırların ölüm ve düşmanlık değil kardeşlik anlamına geldiği bir dünya istiyoruz.
Filistin’den Yemen’e, Ukrayna’dan Sudan’a ve Ortadoğu’nun bütün savaş coğrafyalarına kadar nerede savaş ve zulüm varsa, oradaki halkların yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.
Savaşa karşı çıkmak, barışı savunmak ve halkların kardeşliğini büyütmek bugün hepimizin sorumluluğudur.
1 Eylül vesilesiyle bütün emekçileri, gençleri, kadınları, aydınları, demokratları ve barıştan yana olan herkesi ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Geliniz;
• Savaş politikalarına karşı birlikte ses çıkaralım.
• Silahlanma ve militarizm yerine halkın ihtiyaçlarını savunalım.
• Halkların düşmanlaşJrılmasına karşı kardeşliği büyütelim.
• Irkçılığa, ayrımcılığa ve şovenizme karşı omuz omuza duralım.
• Emperyalizme ve sömürü düzenine karşı bağımsızlık ve eşitlik mücadelesini yükseltelim.
• Çocukların bombaları değil kitapları; gençlerin savaş meydanlarını değil özgür bir geleceği görmesi için mücadele edelim.
Çünkü biliyoruz:
Barış, savaşın yokluğu kadar özgürlüğün, eşitliğin ve kardeşliğin varlığıdır.
Ve biliyoruz ki insanlığın geleceği savaş baronlarının ve sömürü düzeninin değil; halkların ortak
mücadelesinin ellerindedir.
Savaşsız bir dünya sömürüsüz bir dünyadır. Sömürüsüz bir dünya da savaşsız bir dünyadır.
Bu 1 Eylül’de bir kez daha haykırıyoruz:
Yaşasın halkların kardeşliği!
Yaşasın işçilerin ve emekçilerin enternasyonal dayanışması!
Kahrolsun emperyalizm ve savaş politikaları!
Savaşa değil, halklara bütçe!
Yaşasın barış, demokrasi, özgürlük ve sosyalizm!
Savaşsız ve sömürüsüz bir Türkiye ve Dünya için!
HABER MERKEZİ


















