1995 yılından bu yana cezaevinde bulunan Yıldırım’ın 27 Şubat 2025’te tahliye edilmesi bekleniyordu. Ancak cezaevlerinde 2020 yılında oluşturulan İdari ve Gözlem Kurulu’nun hazırladığı raporlar gerekçe gösterilerek tahliye süreci ertelendi.
Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Yıldırım’ın 2018’den bu yana tutulduğu İzmir Kırıklar 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde, 24 Ağustos’ta yapılan kurul toplantısının ardından kalp krizi geçirdiği aktarıldı. Hastaneye sevk edilen Yıldırım’a anjiyo yapılarak stent takıldı. Dört günlük tedavinin ardından yeniden cezaevine gönderildi.
AVUKAT: HUKUKİ DAYANAĞI BULUNMUYOR
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi yöneticisi ve Yıldırım’ın avukatı Şükran Öztürk, müvekkilinin durumuyla ilgili daha önce de çeşitli hukuki girişimlerde bulunduklarını belirtti. Öztürk, mevcut mevzuatın Yıldırım hakkında uygulanmadığını ve özellikle Adli Tıp Kurumu raporlarının sürecin önündeki önemli engellerden biri olduğunu ifade etti.
Öztürk’e göre Yıldırım hakkında yıllar içerisinde verilen sağlık raporları arasında da çelişkiler bulunuyor. Avukat, 2018 yılında Yıldırım’ın tek kişilik odada tutulamayacağı yönünde rapor bulunmasına rağmen daha sonra yeni bir değerlendirmeyle bunun tersine çevrildiğini ve Yıldırım’ın tek başına tutulmaya devam ettiğini söyledi.
Öztürk, cezaevi yönetiminin kendilerine sözlü olarak verilen bir talimat nedeniyle hareket ettiğini aktardı. Bu nedenle Yıldırım hakkında uzun süredir farklı bir infaz uygulamasının işletildiğini savundu.
TAHLİYE 18 AYDIR ERTELENİYOR
Yıldırım’ın 30 yıllık infaz süresini tamamlamasının ardından koşullu salıverilme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Öztürk, İdari ve Gözlem Kurulu tarafından “iyi halli olmadığı” yönünde değerlendirme yapıldığını ve tahliyenin önce 9 ay ertelendiğini söyledi.
Aradan geçen 9 ayın ardından hazırlanan yeni raporda da benzer değerlendirmelerin yer aldığını belirten Öztürk, böylece tahliye sürecinin yaklaşık 18 aydır uzatıldığını ifade etti.
Avukat, kurul kararlarında somut ve hukuki ölçütlerden ziyade mahpusların davranışlarına ilişkin öznel değerlendirmelerin öne çıktığını savundu. Kurullarda görev alan bazı kişilerin mahpuslarla doğrudan ve yeterli temasının bulunmadığını belirten Öztürk, bu nedenle verilen kararların sağlıklı biçimde hazırlanamayacağını söyledi.
“EMPATİ” GEREKÇESİNE TEPKİ
Son kurul değerlendirmesinde Yıldırım’ın “pişmanlık göstermediği” ve “mağdurla empati kurmadığı” yönündeki ifadelerin tahliye kararının yeniden ertelenmesine gerekçe yapıldığı belirtildi.
Öztürk, bu değerlendirmelerin özellikle siyasi nedenlerle cezaevinde bulunan kişiler açısından sorunlu olduğunu savundu. Yıldırım’ın yargılanması sırasında kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini hatırlatan Öztürk, aradan 30 yıl geçtikten sonra kendisinden pişmanlık göstermesinin istenmesinin hukuki bir ölçüt olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Öztürk, İdari ve Gözlem Kurulu kararlarının siyasi mahpusların koşullu salıverilme süreçlerinde belirleyici hale geldiğini ileri sürerek, bu uygulamanın hukuk ve bilimsel ölçütlerle açıklanamayacağını savundu.
Yıldırım’ın yanı sıra ağır hasta mahpusların durumuna da dikkat çeken Öztürk, sağlık sorunları bulunan tutuklu ve hükümlülerin hukuka aykırı uygulamalar nedeniyle cezaevinde tutulmasına son verilmesi ve tahliyelerinin sağlanması çağrısında bulundu.
HABER MERKEZİ


















