Kürdistan’ın Amed başta olmak üzere birçok kentinde, bahar ayı ile birlikte başlayan yağışlar bölgenin iklimini de etkiledi. Yağışlarla tarlalar sular altında kalırken, ev ve işyerlerini de sular bastı.
Ziraat Mühendisleri Odası Amed Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Rohat Dönmez, Kürdistan genelinde artan dengesiz yağışlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ARTIŞ DEĞİL DENGESİZLİK VAR
Bölgedeki yağışlarda düzenli bir artış değil, yıllara göre sert dalgalanmalar yaşandığını ifade eden Dönmez, meteorolojik verilerin bu tabloyu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Dönmez, “Aslında son dönemlerde yağışın artışından çok bahsedemeyiz. Bölgenin normal kış yağışı ortalaması 246.1 milim. 2005 yılında bu 96.5 milim olarak ölçülürken, 2026 yılında yaklaşık 340.5 milime çıktı. Bu bize yağışların arttığını değil, dengesizleştiğini gösteriyor” dedi.
KURU TARIMDA VERİM KAYBI
Bölgedeki tarım arazilerinin büyük bölümünün kuru tarım alanlarından oluştuğunu hatırlatan Dönmez, yağış düzensizliğinin özellikle temel gıda ürünlerinde verim kaybına yol açtığını dile getirdi. Dönmez, 2025 üretim sezonunda buğday, arpa, nohut ve mercimek gibi ürünlerde birim alandan elde edilen verimin düştüğünü, bunun da üreticinin gelirine doğrudan yansıdığını ifade etti. Dönmez, “Yağışların bazı yıllar çok, bazı yıllar az olması ürünlerde ciddi problemlere yol açıyor. 2025 sezonunda verimler düştü” diye belirtti.
AŞIRI YAĞIŞ YENİ RİSKLERİ GETİRDİ
2026 yılında ise yağışların artmasının farklı sorunları beraberinde getirdiğine dikkat çeken Dönmez, özellikle bitki hastalıklarında artış yaşandığını kaydetti. Dönmez: “Bu sene yağışlar çok iyi yağdı. Ancak şu an ekili alanlarda buğday ve mercimekte yaprak ve fungal (mantar) hastalıklar baş göstermeye başladı. Üreticiler mücadelede geciktiği için risk daha da büyüdü” ifadelerini kullandı.
ÜRETİCİ İKİ YÖNLÜ BASKI ALTINDA
Bölgede üreticinin hem kuraklık hem de aşırı yağış arasında sıkıştığını belirten Dönmez, “Kuraklıkta tarlalar hasat edilemez hale geliyor, aşırı yağışta hastalıklar artıyor. Bu durum üreticinin dayanma gücünü zorluyor” dedi. Dönmez, çiftçilerin çoğu zaman borçlanarak üretimi sürdürdüğünü belirterek, “Çiftçi borçlanarak üretim yapıyor ama bu çözüm değil. Bu sadece krizin ertelenmesidir” dedi.
DESTEKLER YETERSİZ VE GECİKMELİ
Tarım politikalarına da değinen Dönmez, mevcut desteklerin hem yetersiz hem de geç ulaştığını belirtti. Dönmez, tarım sigortasının yaygın olmadığını ve mevcut sistemin üreticiyi korumakta yetersiz kaldığını ifade ederek, “Destekler zamanında ulaşmıyor. Çoğu zaman sezon sonunda ya da bir sonraki sezonun başında geliyor. TARSİM var ama yetersiz kalıyor. Bu durum küçük üreticiyi dezavantajlı hale getiriyor” diye konuştu.
BU TABLO İKLİM KRİZİNİN SONUCU
Yağış rejimindeki değişim nedenine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dönmez, “Yağış rejimindeki değişimi normal bir dalgalanma olarak görmek yanıltıcı olur. Bu tablo doğrudan iklim krizinin sahaya yansımasıdır” dedi. Artık yağışın miktarından çok zamanlaması ve şiddetinin belirleyici hale geldiğini söyleyen Dönmez, uzun kurak dönemlerin ardından kısa sürede yoğun ve düzensiz yağışların görüldüğünü, bunun da klasik üretim takvimlerini geçersiz kıldığını dile getirdi.
ERKEK UYARI SİSTEMİ
Mevcut durumun yalnızca meteorolojik değil aynı zamanda yapısal bir sorun olduğuna dikkat çeken Dönmez, çiftçinin artık aynı sezon içinde birden fazla riskle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Dönmez, yaşanan sorunların aşılması için yapısal adımlar atılması gerektiğini belirterek şu önerilerde bulundu: “Erken uyarı sistemleri geliştirilmeli. Tarım sigortası güçlendirilmeli. Su yönetimi öncelik haline getirilmeli. Üretim planlaması iklim gerçeğine göre yeniden yapılmalı. Afet destekleri anlık ve yeterli olmalı. Küçük ve orta ölçekli çiftçiler için özel koruma mekanizmaları oluşturulmalı.” Dönmez, mevcut politikalarla devam edilmesi halinde tarımsal üretimde kayıpların artarak süreceği uyarısında bulundu.
MA


















