Geçtiğimiz günlerde Mereş ve Riha’nın Sêwereg (Siverek) ilçesindeki okullarda yaşanan saldırılar, ülkedeki toplumsal gerilimin ve eğitim sistemindeki çoklu krizin ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Îdir Milletvekili Yılmaz Hun, yaşanan saldırıların iktidarın tekçi politikalarından kaynaklandığını söyledi.
Toplumun tüm kılcal damarlarına nüfuz eden bir gerilim hattının oluştuğuna dikkat çeken Yılmaz Hun, ekonomik krizle birleşen geleceksizlik duygusunun gençliği derin bir bunalıma ittiğini belirtti. Hun, “Maraş ve Siverek’te tanık olduğumuz tablo, toplumun kimyasının bozulduğunun açık bir göstergesidir. Kırk yıldır uygulanan özel savaş politikaları, bugün toplumu nefes alamaz hale getirmiştir. Üniversitelerin içinin boşaltılması ve cemaatlerin eğitimdeki tahakkümü, niteliksel bir gerilemeye yol açmıştır” dedi.
TEK TİP EĞİTİM
Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan eğitim politikalarının AKP döneminde daha da otoriterleştiğini ifade eden Hun, “Anadolu, Mezopotamya ve Ortadoğu coğrafyası çok kültürlü, çok inançlı ve çok dilli bir zenginliğe sahiptir. Ancak iktidar, bu zenginliği ‘güvenlikçi’ yaklaşımlarla baskı altına alarak tek tip, itaatkar bir toplum modeli inşa etmeye çalışıyor. Bugün bu durum, çocukların ve gençlerin geleceğini doğrudan etkilemektedir. Bu gelişmeler, kendiliğinden ortaya çıkan durumlar değildir; bilinçli politikaların sonucudur. Sorunu yalnızca güvenlik eksikliğiyle açıklamak mümkün değildir. Eğer bir çocuk okulda güvende değilse, sokakta, ailede ve toplum içinde nasıl güvende olabilir? Bu nedenle meseleye bütüncül bakmak gerekir; çünkü kendi ideolojisini dayatan bu sistem, toplumun doğal dengesini bozmuştur” dedi.
‘TOPLUMSAL ÖRGÜTLENME ŞART’
9 çocuğun katledilmesiyle sonuçlanan olayların sadece birkaç müdürün istifasıyla geçiştirilemeyeceğinin altını çizen Hun, “Bir ülkede böylesi büyük trajediler yaşanırken valiler, emniyet yetkilileri ve bakanlar yerinde oturamaz. AKP, olumlu her şeyi sahiplenirken, yarattığı enkazı sahipsiz bırakıyor. Bu bir algı yönetimidir” ifadelerini kullandı. Eğitimin anne karnından başlayan bir süreç olduğunu ve mevcut aile eğitiminin de kaos içinde olduğunu söyleyen Hun, “Kürtler başta olmak üzere tüm halkların anadilde eğitim hakkı tanınmalıdır. Alevilerin ve gayrimüslimlerin kendi inanç değerlerine uygun eğitim almasının önü açılmalıdır. Baskıcı ve dar ideolojik kalıplar yerine, bilimsel, çok dilli ve evrensel değerlerle harmanlanmış bir model esas alınmalıdır. Eğitim sistemi yalnızca iktidarın insafına bırakılamaz; öğrenci ve veli dernekleri ekseninde güçlü bir toplumsal örgütlenme şarttır” diye belirtti.
‘ÇÜRÜMÜŞ SİSTEME KARŞI MÜCADELE’
Ailelere çağrıda bulunan Hun, şöyle devam etti: “Gençlerimiz ya yurt dışına kaçmayı ya da olumsuz yollarla kendilerini ifade etmeyi bir çıkış yolu olarak görüyor. Bu toplumsal bir patlamanın habercisidir. Çocuklarımızın geleceğini korumak için örgütlenmek ve bu çürümüş sisteme karşı demokratik mücadeleyi büyütmek zorundayız.”
MA


















