Aliağa’daki BATIÇİM A.Ş.’nin klinker öğütme ve paketleme tesisine karşı açılan davada bilirkişi keşfi yapıldı. Keşif sırasında bölgede bulunan ekoloji örgütleri, çevre ve insan sağlığı açısından yürütmenin bir an önce durdurulmasını ve iptalini istedi.
Bilirkişi Heyeti’nin incelemesi sırasında proje alanında toplanan Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu ve EGEÇEP üyeleri projeyi protesto etti. Yılda 3 milyon 5 bin ton kapasiteli klinker öğütme ve paketleme tesisine karşı olan ekolojistler, keşif sırasında, “Çimento değil yaşam istiyoruz”, “Havana suyuma toprağıma dokunma” ve “Aliağa, İzmir’in sanayi çöplüğü değildir” sloganları attı.
KEŞİF SONRASI AÇIKLAMA
Keşif sonrası Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu Sözcüsü Ramis Sağlam, Halkların İklim Zirvesi (HİZ) İzmir Adına İsmail Karademirci ve Avukat İpek Sarıca açıklamalarda bulundu. Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu Sözcüsü Ramis Sağlam, Bakırçay Havzası’nın bir bütün olarak sanayi işletmelerinin kirlilik cenderesinde kaldığını belirterek, “Proje tanıtım dosyasında termik santral atıklarının kullanımı ihtimali açık biçimde dışlanmadığı gibi bu atıkların içerdiği ağır metal ve toksik madde yüküyle uzun vadeli çevresel ve sağlık etkileri bilimsel olarak değerlendirilmemiştir. Başta Bakırçay Havzası olmak üzere Aliağa ve Foça’ya ilişkin bilimsel raporlar, bölgede ağır metal birikiminin kritik eşiklere ulaştığını açıkça ortaya koymaktadır” dedi.
‘TARIM VE HAYVANCILIK ALANI RİSK ALTINDA’
Kirliliğin ciddi boyutlara ulaştığını dile getiren Sağlam, bölgede ruhsatsız bir şekilde faaliyet yürüten İZDEMİR Termik Santrali’nin atıklarının çevreye verdiği zararın bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu yapılmadan ve bilimsel olarak değerlendirilmeden verilen “ÇED gerekli değildir” kararının Anayasa ile güvence altına alınan çevre hakkına aykırı olduğunu ifade etti. BATIÇİM Projesi’nin, bölgede telafisi olmayan zararlar doğuracağını kaydeden Sağlam, “Proje alanı olarak belirlenen alanda tarım ve hayvancılık faaliyeti gerçekleştirilmektedir. Kültür Varlıkları Kurulu, verdiği görüşte sondaj yapılmadığı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, arkeolojik risk olup olmadığı bilinmemektedir. Bu belirsizlik giderilmeden projeye izin verilmesi arkeolojik açıdan da sorun teşkil etmektedir” dedi.
‘AĞIR METALLER GÖZARDI EDİLDİ’
Halkların İklim Zirvesi (HİZ) adına konuşan İsmail Karadeveci, bölgenin ağır kümülatif kirlilik altında olduğunu belirterek, “Bu tür atıkların üretim zincirine dahil edilmesi mevcut çevresel ve sağlık risklerini daha da artıracaktır. Buna rağmen Proje tanıtım dosyasında bu riskler bilimsel olarak değerlendirilmemiş, ağır metal ve toksik etkiler göz ardı edilmiştir” diye konuştu. Proje tanıtım dosyasında halk sağlığına ilişkin gerçek bir değerlendirme bulunmadığına dikkat çeken Avukat İpek Sarıca, “Dosyada halk sağlığı uzmanı görüşü olmadığı gibi uzun süreli maruziyet (kronik etki) analizi yoktur. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalar gibi hassas gruplar hiç ele alınmamıştır. Aliağa, ağır sanayi, termik santral, liman ve petrokimya faaliyetleri nedeniyle halihazırda yüksek hastalık yükü olan bir bölgedir. Böyle bir bölgede yapılacak her yeni faaliyetin, mevcut sağlık risklerini artırma potansiyeli bilimsel olarak değerlendirilmek zorundadır” dedi.
YÜRÜTMENİN İPTALİ TALEP EDİLDİ
Çevre hukukunun en temel ilkesinin “İhtiyat İlkesi” olduğunu belirten İpek Sarıca, yürütmenin durdurulmasını, davanın duruşmalı yapılarak iptal kararının verilmesini talep ettiklerini ifade etti.
Proje tanıtım dosyasındaki aykırılıklar şu şekilde açıklandı:
“* İklim krizi ve kuraklık bağlamında proje yüzeysel ve içeriksizdir. Dosyada iklim değişikliği başlığı bulunmakla birlikte: karbon ayak izi hesaplanmamış, enerji yoğunluğu değerlendirilmemiş, kuraklık ve aşırı hava olayları dikkate alınmamıştır.
* Halk sağlığına ilişkin gerçek bir değerlendirme bulunmamaktadır. Dosyada: Halk sağlığı uzmanı görüşü olmadığı gibi, uzun süreli maruziyet (kronik etki) analizi de yok. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalar gibi hassas gruplar hiç ele alınmamıştır.
* Hayıtlı Deresi’ne yalnızca mesafe belirtilmiş, ancak taşkın yayılım alanı, aşırı yağış senaryoları, dere ile tesis arasındaki hidrolik ilişki hiç modellenmemiştir.
* Dosyada yer alan hava modelinde mevcut hava kirliliği yok sayılmakta Aliağa’nın sanayi kaynaklı kronik kirliliği dikkate alınmamaktadır.
* Fay hatları ve depremselliğin endüstriyel riski yok sayılmıştır. Deprem haritası verilmiş, ancak zemin büyütmesi, endüstriyel yapıların depremde yaratacağı ikincil riskler, toz ve atık yayılımı hiç değerlendirilmemiştir.”
MA


















