Künye   Hakkımızda
14 Haziran 2026, Pazar
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Konferansta ‘ortak gelecek’ tartışması: Herkes kazanırken, Kürt neden kazanmasın?

İstanbul’daki konferansta “ortak gelecek” tartışması yürütülürken, İmralı Heyeti’nden Özgür Erol, sürecin başarısı için Barış Yasası’na ihtiyaç olduğunu belirterek, “Herkes kazanıyor, Kürt niye kazanmayacak?” diye sordu.

14 Haziran 2026
Konferansta ‘ortak gelecek’ tartışması: Herkes kazanırken, Kürt neden kazanmasın?
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

İstanbul’da düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” ikinci gününde devam ediyor. “İkinci Yüzyılda Ortak Gelecek” temasıyla gerçekleştirilen konferans, dördüncü oturumla sürdü. “Toplumdan Devlete Demokratikleşme İmkanları” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Akın Birdal yaptı. Şükrü Aslan, “Cumhuriyetin Tekçi Siyaset ile Baskılanan Çoğul Sosyolojik Dokusu”; Ruşen Seydaoğlu “Demokrasinin, Barışın ve Özgürlüklerin İnşasında Kadınların Kurucu Rolü”; Mehmet Bekaroğlu “Milliyetçilik, Vatanseverlik, Yurttaşlık?”; Özgür Erol ise “Cumhuriyet, Kürtler ve Demokratik Hukuksal Dönüşüm İmkânı” başlığında sunum yaptı.

Kürt özgürlük hareketinin son 40 yılda hem Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü hem de cumhuriyetin demokratikleşmesine dair birçok fırsat yarattığını belirten Birdal, söz konusu fırsatlardan yararlanılmadığını ve ırkçı-militarist anlayışın 100 yıldır devam ettiğini söyledi.

ASLAN ‘TÜRKLEŞTİRME’ POLİTİKASINI ANLATTI

Şükrü Aslan, 1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımının Türkiye’nin etnik kimliğinin belirlenmesinde belirleyici bir sayım olduğunu söyleyerek, “1927 yılı sayımına göre Türkiye’de 21 anadil tespit edildi. Bunlardan bir kısmı göçmen dillerdi. Bir kısmı da bu coğrafyanın kadim dilleriydi. Kürtçe gibi Rumca gibi Türkçe gibi. Ben bu dil sayısının daha fazla olduğunu gördüm. Süryanice bu sayımda yoktu” dedi. Dillerin dağılımına değinen Aslan, “Mardin’de Arapça kullanan nüfus çok baskındı. Anadili Arnavutça olanlarını yüzde 28’i İstanbul’daydı. Anadili Ermenice olanların yüzde 70’i İstanbul’daydı” örneklerini verdi. Aslan, Kürtçenin durumuna da işaret ederek, “Diyarbakır’da anadil Kürtçe olanların sayısı 132 bindi. Türkçe diyenlerin sayısı 56 bindi. Bu fark bazı şehirlerde daha büyüktü. Siirt’te 75 bin kişi Kürtçe, diğerleri Türkçe demişti. Hakkari’de anadilim Türkçe diyenlerin sayısı 1044 kişiydi. Nüfusu 17 bin olarak kayıtlara geçmişti” diye belirtti.

‘KÜRTLERE DAHA AĞIR YANSIDI’

Söz konusu sosyolojiye yönelik nasıl bir politikanın geliştirildiğine değinen Aslan, “Bütün bunları Türkleştirelim diye bir politika geliştirildi. Bu cumhuriyetin resmi politikası haline geldi” dedi. Kürtçenin yanı sıra diğer dillerin de yasaklandığına dikkati çeken Aslan, “O politika Kürtlere çok daha ağır bir şekilde yansıdı. Sadece Kürt coğrafyasında değil bütün ülkede yer isimlerinin değiştirilmesi için komisyonlar kuruldu” dedi. Türkiye’de bu politikalarla yüzleşme olmadığının altını çizen Aslan, “Bu konferansla Türkiye’yi makul olmaya, yüzleşmeye davet ediyoruz. Politika yapıcıları umarım bu konferansın sonuçlarını dikkate alır” diye belirtti.

KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ ÇİZGİNİN ÖNEMİ

Ardından Ruşen Seydaoğlu, Kürt kadınların son 50 yıllık mücadelesine değinerek, kadının ev içine hapseden ve her türlü şiddete maruz bırakan anlayışa karşı özgür eş yaşam ve eşbaşkanlık sistemini hayata geçirdiklerini dile getirdi. Ruşen Seydaoğlu, “Tekçi siyasete karşı demokratik siyaseti nasıl kuracağız mücadelesi verdi. Jineolojî’yi yarattı. ‘Toplum bilimi mümkün müdür’ü araştırdı ve bunu örgütleyen bir noktada oldu” ifadelerini kullandı. Ruşen Seydaoğlu, kalıcı barışın ancak yapısal eşitsizliklerin, dışlanma mekanizmalarının ve tahakküm ilişkilerinin dönüştürülmesiyle mümkün olabileceğini söyledi. Kürt kadınların dönüşümündeki en büyük başarının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olduğuna dikkati çeken Ruşen Seydaoğlu, kadın özgürlükçü sistemin demokratik cumhuriyetin prototipini sunduğunu belirtti.

Ruşen Seydaoğlu, şöyle devam etti: “Demokratik cumhuriyetin turnusolu, başarılı olup olmayacağı da bütün ötekilerin kadın özgürlükçülüğüne dair yaklaşımında. Bu belirleyici bir noktada. Cumhuriyeti demokratikleştirmek isteyen ötekiler, kadınlar yerine söz kurmaktan vazgeçecek mi? Demokratik cumhuriyet inşa edilirken ötekilerin de kendilerini sorgulaması gereken sorular olduğunu düşünüyoruz. Hiyerarşiler yaratan sisteme karşı kadınların sistemin öncüsü olması için bir adım geri adam atacaklar mı? Kadınlar ‘anayasal statümüzü istiyoruz’ dediğinde bu ortak talep haline gelecek mi? ‘Komün ya da meclislerimizle sisteme dahil olmak istiyoruz’ dediğimizde bu erkek yoldaşlarımızın talebi haline gelecek mi? Kadın özgürlükçülüğü esas aldığımızda demokratik cumhuriyete çok daha yakın olduğumuzu düşünüyorum.”

BEKAROĞLU: HERKESİN HAKLARI GARANTİ ALTINA ALINMALI

Mehmet Bekaroğlu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinerek, Meclis’te önümüzdeki günlerde önemli değişikliğin gündeme gelebileceğini söyledi. Bekaroğlu, anayasadaki vatandaşlık tanımına eleştirerek, herkesin kendisini ait hissettiği bir tanıma ihtiyaç olduğunu söyledi. Ulusların yok sayılamayacağını ve ulusun görmemezlikten gelinemeyeceğini kaydeden Bekaroğlu, “Birlikte yaşamın şartlarının nasıl oluşabileceği” sorusuna yanıt verilmesi gerektiğini söyleyerek, ekledi: “Bu topraklarda yaşayan herkesin haklarının anayasayla garanti altına alındığı bir sistem inşa etmek lazım. Ama bu yeterli değildir. Bunu aşan bir vatandaşlık tanımına ihtiyaç var.” Herkesin ait olduğu ülkeyle gurur duyacağı bir sistemin inşa edilmesini isteyen Bekaroğlu, “Bundan gurur duyuyorum diyebilmeliyim. Sadece anayasayı değiştirmekle mümkün değil. O yüzden barış süreçlerinin toplumsallaşması, güven verici tedbirler alınması önemli. ‘Ben bir insanım, insan olarak güvende olmak istiyorum, karnımın doyması lazım, bir de seçme hakkım olması…’ tüm bunların herkes için karşılanabileceği bir sisteme ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

ÜÇÜNCÜ DEMOKRATİK ENTEGRASYON SÜRECİ

Özgür Erol ise, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın cumhuriyete dönük değerlendirmeleriyle konuşmasına başladı. Abdullah Öcalan’ın cumhuriyetin kuruluş sürecini “birinci entegrasyon dönemi” olarak değerlendirdiğine dikkat çeken Erol, cumhuriyetin bu dönemde otoriter davrandığını belirtti. Erol, “Cumhuriyeti, ikinci entegrasyon sürecinde de demokratik cumhuriyete dönük belirgin bir ivme kazanmamıştır. İçinde bulunduğumuz süreç, Kürtlerin cumhuriyeti entegrasyona süreci üçüncü entegrasyon süreci olarak adlandırılabilir” dedi. Erol, bu süreçte Kürtlerin yanı sıra tüm haksızlığa uğrayan kesimlerin entegrasyonun önemli olduğuna vurgu yaptı. 27 Şubat Çağrısı’nın “cumhuriyetin demokrasiyi göze alma çağrısı” olduğunu vurgulayan Erol, “Bu sistemsizliğe, anayasaya karşı anayasa halinin ortadan kaldırılmasına karşı çağrıydı” dedi.

‘KÜRT NEDEN KAZANMASIN?’

Kürt sorununun çözümünün 3 büyük etkisinin olacağına işaret eden Erol, “Kürtler açısından düşünürsek; ulusal ve bölgesel siyasetin büyük penceresini açar. Türkiye açısıdan; cumhuriyet tarihinde demokrasinin önünü kesen en büyük kilidi açar. Üçüncüsü; hem Türkiye hem Ortadoğu açısından Kürt dinamiğini kriminalizasyondan çıkarılarak, demokratize olmasını sağlar. Her üç boyutta da belirleyici olan Kürt hareketi oluyor. Bu onyılları bulan deneyimlerden ve Kürt dinamizminden geçiyor. Bazıları diyor ki bu süreçten Kürtler de yararlanacak. Yararlanacak tabi. Herkes kazanıyor, Kürt niye kazanmayacak?” diye sordu. Kürtlerin hem hukuk dışı bırakıldığını hem de sosyoloji dışı bırakıldığına işaret eden Erol, cumhuriyet tarihi boyunca kolektif bir cezalandırmanın söz konusu olduğunu söyledi. Kürtlerin kolektif olarak cezalandırıldığını vurgulayan Erol, “Bu gerçekliğe maruz kalmış toplumun kolektif varlığını tanımlar demokratik entegrasyon süreci. Demokratik topluma alan tanımakla ilgilidir” dedi.

Kürt isyanının yasadışılıktan çıkarılması için Barış Yasası’na ihtiyaç olduğunu kaydeden Erol, “Bu yasa isyan etmiş Kürtlüğün siyaset yapma ve örgütlenme hakkı tanır” diye belirtti. Erol, bu yasanın isyan eden tarafa da “silahlı mücadele yerine demokratik hukuk kurallarıyla siyaset yürütme” sorumluluğu yüklediğini söyledi. Erol, yasadan beklenen özelliklere de değinerek, şunları kaydetti:

“*Bu sürecin devamlılığını ve sürecin muhataplarını kapsayacak kurumsallaşma olmalı,

*Yasa sonrası bu yasadan yararlanacak olanlara siyaset ve örgütlenme hakkını barındırması gerekir.”

ABDULLAH ÖCALAN’IN SÖZLERİNİ AKTARDI

Erol, ikinci aşamada da “demokrasi çarkının” dönmesi gerektiğin vurguladı. Kürt gerçekliğinin yasallık kazanması gerektiği vurgulayan Erol, Abdullah Öcalan’ın “Büyük bir öfkeyle yüklü toplumları büyük etik değerler olmadan dönüştürmek mümkün değildir. Toplum büyük bir sıkışmayı yaşıyor. Bunun için ısrar ve acele ediyoruz” sözlerini aktardı.

Akın Birdal, oturumun sonunda konferans düzenleyicileri olarak Abdullah Öcalan’a selam gönderdi.

MA

İlgili Haberler

Ahmet Türk kendisini anlattı: İşte Kürt sorunu benim!
Gündem

Ahmet Türk kendisini anlattı: İşte Kürt sorunu benim!

14 Haziran 2026
Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı ikinci gününde
Gündem

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı ikinci gününde

14 Haziran 2026
İsmail Duygulu: “Sen kimsin?” sorusu bir yüzleşme sorusudur
Gündem

İsmail Duygulu: “Sen kimsin?” sorusu bir yüzleşme sorusudur

14 Haziran 2026
Akil İnsanlar Heyeti üyesi Korkut’tan “süreç” uyarısı: Elinizi çabuk tutun
Gündem

Akil İnsanlar Heyeti üyesi Korkut’tan “süreç” uyarısı: Elinizi çabuk tutun

14 Haziran 2026
15 kişinin yaşamını yitirdiği yangında 2 yıldır soruşturma sürüyor!
Gündem

15 kişinin yaşamını yitirdiği yangında 2 yıldır soruşturma sürüyor!

14 Haziran 2026
Adana’da cezaevlerinde 2’si kritik aşamada 25 hasta tutsak tutuluyor
Gündem

Adana’da cezaevlerinde 2’si kritik aşamada 25 hasta tutsak tutuluyor

14 Haziran 2026
Politika'dan Günün Yorumu
İç Politikayı Nasıl Değerlendiriyoruz?
Politika'dan Yorum

İç Politikayı Nasıl Değerlendiriyoruz?

Politika Haber
14 Haziran 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

Ahmet Türk kendisini anlattı: İşte Kürt sorunu benim!

Ahmet Türk kendisini anlattı: İşte Kürt sorunu benim!

14 Haziran 2026
Af Örgütü’nden İran’a ‘İdamları durdurun’ çağrısı

Af Örgütü’nden İran’a ‘İdamları durdurun’ çağrısı

14 Haziran 2026
Konferansta ‘ortak gelecek’ tartışması: Herkes kazanırken, Kürt neden kazanmasın?

Konferansta ‘ortak gelecek’ tartışması: Herkes kazanırken, Kürt neden kazanmasın?

14 Haziran 2026
Ankara’da özel sektör öğretmenlerine polis saldırısı: Gözaltılar var

Ankara’da özel sektör öğretmenlerine polis saldırısı: Gözaltılar var

14 Haziran 2026
Maden işçileri 24 saattir yerin altında direniyor

Maden işçileri 24 saattir yerin altında direniyor

14 Haziran 2026
Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı ikinci gününde

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı ikinci gününde

14 Haziran 2026
İsmail Duygulu: “Sen kimsin?” sorusu bir yüzleşme sorusudur

İsmail Duygulu: “Sen kimsin?” sorusu bir yüzleşme sorusudur

14 Haziran 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!