Amed’in Xana Axpar (Çınar) ilçesine bağlı kırsal Tobînê Mahallesi’nde 20 Haziran 2024 tarihinde başlayan ve daha sonra Helberê Mahallesi ile Mêrdîn’in Şemrex (Mazıdağı) ilçesine bağlı Kelekê ile Dirînê mahallerini etkisi altına alan yangın felaketinin üzerinden 2 yıl geçti. Yangında Abdurrahman Buğdaycı, Ubeydullah Buğdaycı, İsmail Yardımcı, Hasan Demir, Nuri Demir, Resul Yılmaz, Mezher Demir, Şehmus Demir, Taliha Demir, Sinan Deviren, Azad Yılmaz, Remzi Yılmaz, Fadıl Demir, Kerime Erdenli ve Zekiye Erdenli yaşamını yitirdi, 78 kişi de yaralandı. Ayrıca yangında bine yakın hayvan öldü.
Savcılık ön raporunda, Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (DEDAŞ) bakım ve onarımını yapmadığı elektrik tellerinden çıkan kıvılcımların yangına sebep olduğu belirtildi. Savcı, daha sonra “ilk raporda yangının çıkış nedenine ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı” iddiasıyla bilirkişi raporu istedi. Savcının talebi üzerine hazırlanan raporda, yangının yıldırım düşmesi sonucu meydana gelmiş olabileceği öne sürüldü. Bunun üzerine bilirkişi raporuna itiraz edildi.
Yangın felaketinin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen soruşturma kovuşturmaya henüz dönüşmedi. Yangında yakınlarını kaybeden aileler ile yaralananlar, yaşananların üstünün kapatılmak istendiğini belirterek, adalet mücadelesine sonuna kadar devam edeceklerini belirtti.
‘KEŞİF GEÇ YAPILDI’
Yangında iki kardeşini kaybeden Sadık Demir, soruşturmanın kovuşturmaya dönüşmemesine tepki göstererek “Her seferinde önüne bir engel konuluyor. Kimi zaman avukat bulmakta bile zorlanıyoruz. İlk başta yangının nedeni ‘DEDAŞ elektrik hatları’ olarak gösterildi. Daha sonra ‘anız yangını’ denildi. Şimdi ise şimşekten kaynaklandığı söyleniyor. Oysa o akşam rüzgâr vardı, elektrik vardı ama hiçbir şekilde gök gürültüsü ya da şimşek yoktu. Kendi gözlerimizle yangının çıkışını gördük. Olay gecesinin sabahında hepimiz acılarımızla uğraşırken, DEDAŞ ekipleri gelip telleri değiştirdi. O sırada cenazelerimiz hala morgdaydı. Biz yakınlarımızı beklerken onlar telleri yeniliyordu. Keşif ilk günden itibaren geç yapıldı. Gelen kişiler ilk incelemelerde yangının kablolardan çıktığını belirtmişti. Şimdi ise farklı raporlarla olay kapatılmak isteniyor” tepkisinde bulundu.
‘ACIMIZ HER GEÇEN GÜN BÜYÜYOR’
Yangında iki oğlunu yitiren Mevlüde Demir, acılarının her geçen gün büyüdüğünü belirterek, “Yangın akşamı hepimiz dışarıdaydık. O olayda iki çocuğumu kaybettim. Her seferinde farklı raporlar hazırlanıyor. O gece yaşamını yitiren çocuklarımızın mücadelesi görmezden geliniyor. Acımız ilk günkü gibi duruyor” dedi. Yangında yaşamını yitiren Mazhar ve Nuri Demir’in kardeşi Helin Demir ise, şunları söyledi: “İki yıldır yaşamını yitiren gençlerimiz için adalet istiyoruz. Artık suçlunun ortaya çıkmasını istiyoruz. O gün sadece bizim mahallede 10 kişiyi toprağa verdik. İki yıldır yüreğimiz yanıyor. Kimsenin bizi oyalamasını istemiyoruz. Yetkililerin sesimizi duymasını istiyoruz.”
‘ŞİMŞEK DEĞİL TELLERDEN ÇIKAN KIVILCIMDI’
Yangında oğlu Sinan Deviren ve yeğeni Resul Yılmaz’ı kaybeden Sıtkı Deviren, köylülerin yangının çıkış anına tanıklık ettiğini dile getirerek, “Tüm köylüler yangının elektrik tellerinden çıktığını gördü. O teller Turgut Özal döneminden kalmaydı. Şiddetli rüzgar nedeniyle teller birbirine değdi, kıvılcım çıkardı, ardından koptu ve yangın başladı. Buna tanıklık eden çok sayıda köylü var. Ancak şimdi yangının şimşekten kaynaklandığı söyleniyor. O gece elektrik de vardı, çok şiddetli bir rüzgâr da vardı ama hiçbir şekilde şimşek yoktu. Dosya sürekli farklı şekillerde değerlendirilerek kapatılmaya çalışılıyor. O gece devletin yardımını göremedik. Yaralılarımızı da cenazelerimizi de kendi imkanlarımızla taşıdık, yangını da kendi çabamızla söndürmeye çalıştık. Telefonlarımızı bile açan olmadı. Aradan iki yıl geçmesine rağmen hala dava açılmış değil. Sadece soruşturma ve keşif süreçleri yürütülüyor. Her keşifte de yoğun güvenlik önlemleri alınıyor, derdimizi anlatmakta zorlanıyoruz. Tek istediğimiz olayın aydınlatılması ve adaletin sağlanmasıdır” ifadelerini kullandı.
‘HER RAPORDA FARKLI ŞEYLER YAZILIYOR’
Yangında hem oğlunu hem de kardeşini kaybeden Tobînê Mahallesi sakini Latif Buğdaycı da yangından sonra DEDAŞ ekiplerinin köyde telleri değiştirdiğine şahitlik ettiklerini söyledi. Buğdaycı, bilirkişi raporlarına tepki göstererek “Bizimle alay eder gibi her raporda farklı bir şey yazılıyor. Son keşif sırasında gelen heyete de yaşadıklarımızı anlattık. Yangının gözlerimizin önünde nasıl başladığını, tellerin nasıl çakıştığını anlattık. Ancak buna rağmen gerçeği yansıtmayan değerlendirmeler yapılmaya devam ediliyor. Bu nedenle hakkımızı helal etmiyoruz, olayın peşini de bırakmayacağız. Kardeşim geride dört çocuk bıraktı. Şimdi o çocuklar babasız büyüyor. Biz yaşadığımız acının unutulmasını istemiyoruz. Tek istediğimiz olayın bütün yönleriyle ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesidir” diye konuştu.
‘SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’
Yangında ağır yaralanan ve bir süre öldüğü sanılarak mezarı kazılan Kelekê Mahallesi’nden Abdurrezzak Demir ise, yaşananları şu şekilde anlattı: “Rüzgâr çıkınca içeri girdik ama pencereden dışarıyı izliyorduk. Yangının çıktığını gördük. Son raporda görülen ışığın şimşek olduğu söyleniyor. Oysa o ışık yangının alevleriydi. Rüzgâr o kadar şiddetliydi ki ateş kilometrelerce uzağa sıçrıyordu. Kimse yardıma gelmedi. Ambulans gelmedi. Bir köylü beni traktörle köye taşıdı, ardından dolmuşla hastaneye götürdüler. Ömrümün sonuna kadar bu davanın takipçisi olacağım. O gece yaşamını yitirenler birer insandı ve bu ülkenin yurttaşlarıydı. Kamera kayıtlarında da birçok şey mevcut. Yetkililerden beklentimiz sesimizi duymaları, olayın tüm yönleriyle araştırılması ve adaletin sağlanmasıdır.”
Haşim Abak / MA

















