Tunceli’de (Dersim) Pülümür’den Ovacık’a, Çemişgezek’ten Mazgirt’e kadar birçok ilçede maden ruhsatları ve projeleri artarken, ruhsat sahalarının yerleşim yerleri, tarım alanları, su kaynakları ve koruma bölgeleriyle yakınlığı da dikkat çekiyor.
Yeni Yaşam’ın haberine göre, Polen Ekoloji Kolektifi’nin MAPEG verileri üzerinden hazırladığı çalışmada, 2023’ün başından Mart 2026’ya kadar kentte 25 ayrı maden ruhsat sahasının ihaleye çıkarıldığı ve bu alanların toplamının 19 bin 219 hektara ulaştığı belirtildi. İhaleye çıkarılan sahalarda bakır, çinko, altın, krom ve mermer başta olmak üzere farklı maden grupları bulunuyor.
PÜLÜMÜR’DE BİNLERCE HEKTARLIK RUHSAT SAHALARI
Maden sahalarının büyüklüğünün özellikle Pülümür’de yoğunlaştığı belirtiliyor. Polen Ekoloji’nin aktardığı Nisan 2026 tarihli ihale verilerine göre İnnova İnşaat Hafriyat Gayrimenkul ve Madencilik adına ilçede 1.992,67 hektarlık ve 388,5 hektarlık iki saha bulunuyor.
Mazgirt’te ÖzDersim Madencilik İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret adına 1.284,86 hektarlık bir saha yer alırken, Eylül 2026’da açılan başka bir ihalede Pülümür’deki 1.850,3 hektarlık saha Kayaoğulları Madencilik’e satıldı.
Pülümür’ün Munzur Havzası içinde bulunduğuna dikkat çekilen çalışmada, bölgede 2 bin 250’nin üzerinde bitki türü bulunduğu ve bunların yaklaşık beşte birinin endemik olduğu bilgisine de yer verildi.
70 RUHSAT İHALESİZ VERİLDİ
Çalışmaya göre, madencilik faaliyetlerindeki diğer başlıklardan biri de ihale yapılmadan verilen ruhsatlar.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesindeki Taşınmaz Komisyonu tarafından 2022’nin başından Şubat 2026’ya kadar Tunceli’de (Dersim) 70 maden ruhsat sahasının ihale yapılmadan verildiği belirtildi.
Bu ruhsatlar arasında 24 bakır ve bakırla birlikte kurşun-çinko içeren saha, 5 altın ruhsatı, 8 krom ocağı ve 16 mermer ocağı ruhsat sahası bulunuyor. Polen Ekoloji, ruhsatların şirketlerin talepleri üzerine alınan Taşınmaz Komisyonu kararlarıyla verildiğini aktardı.
MADEN SAHALARI KÖYLERE VE TARIM ALANLARINA YAKIN
Çalışmada ruhsat sahalarının yerleşim alanları ve tarım arazilerine uzaklıkları da incelendi.
Çemişgezek’te Yede Madencilik’e ait ruhsat sahasının Tekeli ve Toratlı köylerini kapsadığı, Ulukale köyüne ise yaklaşık 1.300 metre mesafeden başladığı belirtildi. Pertek’te HFG İnşaat’a ait kireçtaşı ruhsat sahasının Akbayır köyüne yaklaşık 847 metre, en yakın tarım arazisine ise 719 metre uzaklıkta olduğu kaydedildi.
Pülümür’deki bazı büyük ruhsat sahalarının Bingöl’ün Kiğı ilçesindeki Şeytandağları koruma alanına yaklaşık 1.200 metre mesafeden başladığı da çalışmada yer alan bilgiler arasında.
16 MADEN PROJESİ ÇED SÜRECİNE GİRDİ
Polen Ekoloji’nin verilerine göre, 2023’ün başından 8 Şubat 2026’ya kadar Tunceli’de (Dersim) 16 maden projesi ÇED sürecine girdi. Projelerde bakır, çinko, krom, mermer ve pomza gibi madenlerin çıkarılması planlandı.
Çalışmada, ÇED sürecine giren projelerin yüzde 43,8’i hakkında “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildiği belirtildi.
TAĞAR ÇAYI’NDAKİ HES PROJESİ YARGIDAN DÖNMÜŞTÜ
Haberde, Çemişgezek’teki Tağar Çayı üzerinde planlanan Regülatör ve HES Kapasite Artışı Projesi de geçmişteki örneklerden biri olarak hatırlatıldı.
Projede ÇED süreci tamamlanmadan ve gerekli izinlerin alınmasından önce inşaat faaliyetlerine başlandığı, bölge halkı ile çevre örgütlerinin süreci yargıya taşıdığı belirtildi. Yaklaşık yüzde 90’ı tamamlanan proje, ÇED raporunun bilimsel ve teknik açıdan yetersiz olduğu ve çevresel etkilerin yeterince ortaya konulmadığı gerekçesiyle mahkeme tarafından iptal edilmişti.
POLEN EKOLOJİ: RUHSATLAR ERKEN AŞAMADA TAKİP EDİLMELİ
Polen Ekoloji Kolektifi’nden Levent Büyükbozkırlı, Tunceli’de (Dersim) yeni ruhsatların, MAPEG ihalelerinin, Taşınmaz Komisyonu kararlarının ve ÇED süreçlerinin düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Büyükbozkırlı, maden ruhsatı verilen bölgelerdeki köylülerin erken aşamada bilgilendirilmesi gerektiğini belirterek, mücadelede köyler arasında dayanışmanın önemine işaret etti. Maden faaliyetlerinin yalnızca ruhsat alanını değil havzanın tamamını etkileyebileceğini söyleyen Büyükbozkırlı, ekoloji mücadelesinin de havza ölçeğinde örgütlenmesi gerektiğini ifade etti.
HABER MERKEZİ


















