Süleymancılara dönük başlatılan soruşturma kapsamında cemaatin eski lideri ve Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki şüpheli ölümüne dair dosya yeniden açıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada, Denizolgun’un mezarı yeniden açılarak numuneler alındı. Soruşturma kapsamında 25 Ağustos’ta hazırlanan bilirkişi raporunda da Denizolgun’un ölümü için “şüpheli ölüm” denildi. Raporda Denizolgun’un “Ağız ve burnunun kapatılarak kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel olarak dışlanamayacağı” belirtildi.
Savcılık, “çıkar amaçlı suç örgütü” kurmakla suçlanarak tutuklanan cemaat liderlerinden Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında “kasten öldürme” iddiasıyla, 2016’daki “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” raporunu imzalayan doktorlar hakkında da ayrı suçlamalarla soruşturma açtı.
Raporda, Denizolgun’un göğsündeki lezyonların büyüklüğünün ve göğüsteki yerleşimleri dikkate alındığında, “bir kişinin göğse diziyle basıp ağız ve burnu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması” şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğu değerlendirildi. Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu göz önünde bulundurulduğunda, Denizolgun’un “ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı” ifade edildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Bürosunca, Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’daki vefatına ilişkin iddialar üzerine tahkikata başlandığı belirtildi.
Açıklamada, şöyle denildi: “Müteveffanın otopsisine ilişkin video kaydı üzerinden alınan, 25 Ağustos tarihli Adli Tıp Kurumu uzmanı bilirkişi raporundaki ‘şüpheli ölüm’ tespiti karşısında, şikayet edilen Alihan Kuriş ve şüpheliler hakkında ilk etapta ‘adam öldürme’ suçundan, 17 Ekim 2016 tarihli, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin ‘Beyin Kanaması Nedeniyle Doğal Ölüm’ raporu altında imzası bulunan doktorlar ile Cumhuriyet Başsavcılığının otopsi video kaydının gönderilmesi yönündeki talep yazılarına, özü itibariyle ‘Böyle bir kayıt yoktur.’ şeklinde cevap veren ancak 18 Ağustos tarihinde ‘Kayıt vardır.’ diyerek, gönderen Adli Tıp Kurumu idarecisi hakkında ilk etapta ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan soruşturmaya devam edilmektedir.”
MA

















