Küba’nın avlularında ve mutfaklarında, kömürün cızırtısı ve odun dumanının kokusu artık nostaljik bir anı ya da kırsal bir gelenek olmaktan çıktı. Bugün bu kadim yöntemler, elektrik ve gaz sıkıntısıyla karşı karşıya kalan binlerce aile için zorunlu bir alternatif hâline geldi.
Katı yakıtlarla yemek pişirmek, köklü bir gelenekten ziyade, mevcut şartlarda darlık ve yokluğun dayattığı günlük bir uygulama.
Eskiden kır hayatını ve sadeliği çağrıştıran köz üzerindeki tencere görüntüsü, şimdilerde ev yaşamını vuran enerji krizinin acımasızlığını yansıtıyor.
Bu gerçekliğin arkasında giderek derinleşen bir ekonomik boğulma var. Donald Trump hükümeti, Küba’nın petrol almasını engellemeye yönelik stratejisini iki katına çıkararak yakıta erişimi zorlaştıran önlemleri devreye soktu.
Bunlar arasında, adaya ham petrol gönderen ülkelere gümrük vergisi uygulama tehdidi öne çıkıyor; bu durum Havana’nın ticari müttefikleri üzerinde doğrudan bir baskı oluşturuyor.
Buna ek olarak elektrik üretimine dair sorunlar da ekleniyor: Uluslararası piyasada yakıt satın almak için döviz eksikliği ve talebe dayanamayan eskiyen, kullanım ömrünü tamamlamış termik santral filosu.
Küba halkına yönelik bu ekonomik, ticari ve psikolojik savaşın etkisi Ocak 2026’dan itibaren daha da şiddetlendi.
Enerji ablukası, yabancı şirketlere adadaki yatırımlarını çekmeleri için yapılan baskılar ve doğrudan askerî müdahale tehdidi içeren açıklamalar, tansiyonun son derece yüksek olduğu bir tablo oluşturuyor.
Bu sırada, evlerin günlük yaşamındaki karşılık ise ağır ağır yanan kömür ateşi oluyor. Folklorik olmaktan çok uzak olan bu görüntü, günlük bir direnişin görsel tanıklığına dönüşüyor.
— Marcelino Vázquez Hernández, Kömür ve Odunla Yemek Pişirmek: Enerji Ablukasının Görünen Yüzü, Cubadebate, 10 Ekim 2026
POLİTİKA ÇEVİRİ


















