İzmir’de kadının görünmeyen emeği ve toplumsal cinsiyet odaklı konuları kaydetmek amacıyla 2023 yılında 20 kadın fotoğrafçı tarafından Görünmeyen Emek Fotoğraf İnisiyatifi kuruldu. İlk sene 17 hafta süren fotoğraf atölyesiyle çalışmalara başlandı. İnisiyatif, kadın ve LGBTİ+ bireylerle bir araya gelerek, bakım emeği, ev içi görünmeyen emek, etik-politik gibi konulara dair düzenlediği atölyelerin yanı sıra gönüllü kadınların yıl içerisinde çekilen fotoğraflarını sergileyerek, duyulmayan hikayeleri, görünmeyen emekleri görünür kılmaya çalışıyor.
İlk sergi 2025 yılında açılırken, bu yıl içerisinde ise İzmir ve İstanbul’da iki fotoğraf sergisi açıldı. Görünmeyen Emek Fotoğraf İnisiyatifi yürütücülerinden Arzu Filiz Güngör ile yola çıkış hikayelerini ve hedeflerini konuştuk.
BİR ATÖLYE İLE ÇALIŞMALAR BAŞLADI
İnisiyatifin bir atölye çalışmasıyla yola koyulduğunu belirten Arzu Filiz Güngör, “Bir karar aldık ve 8 Mart için kadın emeği konulu bir yarışma yapmak istedik. Bunu ilettiğimiz İzmir Kent Konseyi’nden ‘Neden yarışma düzenlemeyi istiyorsunuz? Hem 8 Mart ve kadınlarla ilgili bir şey yapmayı isterken, neden aynı zamanda kadınları bir rekabete kışkırtıyorsunuz?’ diye soruldu. Aradan biraz zaman geçtikten sonra bu kararı değiştirerek, atölye hakkında görüşmek için bizi aradılar. 17 haftalık bir atölye programı çıkardık ve İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin Kadın Emeği ve İstihdamı Çalışma Grubu’na sunduk. Gönüllü olarak o atölyeyi orada duyurduk. Bu atölyeler sonunda da sergimiz başlayacaktı ancak sonrasında serginin basılması için bütçeyle ilgili bir sorunla karşılaştık ve sergi basılamadı. Öyle olunca o gruptaki kadınlarla grubu dağıtmak istemedik. Çünkü konu iştahımızı kabartıyordu. Sonuçta kendi hayatlarımız, annelerimizin hayatları. Bütçe sorunu çözüldükten sonra 2025’te ‘Dirlik’ konusuyla ilk sergimizi açtık” diyerek anlattı.
CESARETLE YOLA DEVAM
Bakım emeğinin kadının neredeyse genetiğine işlemiş hale getirildiğini belirten Arzu Filiz Güngör, görünmeyen, ücretlendirilmemiş, mesaisi olmayan emeği somut bir şekilde anlatmaya çalıştıklarını söyledi. Arzu Filiz Güngör, “Bağımsız tüm kurumlar gibi yaşadığımız zorluk ise bize açılan söz alanlarının çok az bulunmasıydı. Sadece kadın olduğunuz için. Adınız Ayşe olduğunda farklı davranıldığını görüyorsunuz, tecrübe ediyorsunuz. Eserinizin değerinin farklı alımlandığını görüyorsunuz. Bir panel düzenleniyorsa sanatla ilgili konuşmacılar çağrılıyor. Beş panelistin beşi de erkek olduğunu, karar merciinin ve konuşmacıların beyefendilerin olduğunu, kadınların nedense oraya layık görülmediğini, akla bile gelmediğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Anneler Günü”, “Aile Yılı” gibi resmi söylemlere değinen Arzu Filiz Güngör, şöyle devam etti: “Resmi söylemler, her zaman için zaten kadın emeğini almak, kullanmak, el koymak, kendi yararına dönüştürmek üzere bir dil inşa ediyor. Onun için sermaye de daha çok mal satmaya çalışıyor. Kadının gücü, bakım emeği bu düzen sürsün diye sömürmeye devam etmek için kullanıyor. Bunun için kadınların yaşamlarına dönüp bakabilmeleri önemli. Birbirimize hikayeleri anlattığımızda birbirimizi cesaretlendiriyoruz ve sadece benim başıma geliyor zannettiği, üzüntüyü, zorluğu, kapanmışlığı, çaresizliği hikayeleştirip paylaşabiliyor. Başka kadının da aynı duygular içerisinde olduğunu işitmek bir şekilde hafifletmeye, dayanışma duygusuna, o dayanışma sonucunda belki çözüm üretmeye doğru gidebiliyor. Görünmeyen emek üzerine üretime teşvik ederken birbirimizi sadece hikâye üretmeye teşvik etmedik. Aynı zamanda dertleştik. Aynı zamanda kendi hayatlarımıza, birbirimizin hayatlarına bir başka gözle bakmayı, taze bir bakışla bakmayı denedik. Bize dayatılmış, içimize oluk oluk akıtılmış, dört bir yandan üstümüze yağmış olan, ağır patriyarkal, feodal imgeler yağmuru içerisinde kadınca, kadın sözüyle yeni bir şey söyleme gayretini kışkırtmak önemli. Ve bu hiç kolay değil. Yani görünmeyen emek içinden, görünmeyen emek hakkında hikâye oluşturmak istediğinizde zaten akıntıya karşı kürek çekiyorsunuz, çırpınıyorsunuz. Fotoğrafçılık mesleğine yeni atılan kadınların güzel şeyler yapacağına inanıyoruz. Öncekilerin hatalarından öğreneceğinize, eleştirel bakacağınıza inanıyorum. Cesaretle ve dayanışma ile yola devam.”
MA

















