İstanbul’da 12 Eylül Cumartesi günü düzenlenen etkinlikte, kadın, akademisyen, sanatçı, işçi ve gençlerin de aralarında bulunduğu farklı kesimlerden barış yanlısı ortak iradeyi güçlendirmeyi amaçlayan “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyası kamuoyuna duyuruldu.
Deklarasyonun ilk imzacılarından Amed Ticaret ve Sanayi Odası İstişare Kurulu Başkanı Burç Baysal, kampanyayı Kürt meselesinin çözümüne yönelik demokratik mücadelenin yeni bir başlangıcı olarak nitelendirdi. Baysal, sürecin ilerlemesi için hukuki düzenlemelerin ve Meclis mutabakatının şart olduğunu belirterek, Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulamamasının hukuksuzluk göstergesi olduğunu söyledi. Baysal, Abdullah Öcalan’ın özgür hareket edebilmesi için önünün açılmasının ve “umut hakkı”nın sürecin olmazsa olmazlarından biri olduğunu vurgularken, Kürt coğrafyasının ekonomik kalkınması için de adım atılması gerektiğini ifade etti.
Akademisyen Fatma Gök ise kampanyayı, Türkiye topraklarında uzun yıllardır süren savaş ve şiddetin sona erdirilmesi yönünde tarihi bir aşama olarak değerlendirdi. Sürecin yavaş ilerlemesinden duydukları rahatsızlığı dile getiren Gök, devlete yönelik toplumsal güvensizliğin giderilmesi gerektiğini söyledi. Tutuklu siyasetçilere de değinen Gök, Selahattin Demirtaş’ın AİHM ve AYM kararlarına rağmen tutuklu kalmasından duyduğu üzüntüyü paylaştı. Öcalan’ın sürecin temel aktörlerinden biri olduğunu belirten Gök, “Silahların bırakılmasını gerçekleştiren bu liderin hak ettiği yerde olması lazım” dedi.

















