İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 92’si tutuklu 414 kişinin “yolsuzluk” iddiasıyla yargılandığı İBB davasının ilk duruşması 27’nci gününde Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde bulunan duruşma salonunda devam etti. İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşma kimlik tespitiyle başladı. Duruşmada tutuklu yargılananlar ve avukatlarının yanı sıra Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ile İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve çok sayıda avukat hazır bulundu.
Duruşmada avukatlar, Perşembe günü yapılması planlanan tutukluluk incelemesine ilişkin söz talebinde bulundu. Mahkeme başkanı bu talebi reddederken, yalnızca İBB dosyasıyla birleştirilen Beyoğlu Belediyesi dosyası avukatlarına söz verileceğini belirtti. Bunun üzerine Aykut Erdoğdu’nun avukatlarından Uğur Poyraz reddi hakim talebinde bulundu. Talebin ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara vererek değerlendirme yapılacağını açıkladı.
‘İKTİDAR MEDYASININ EN BÜYÜK MESAİSİ SAHTE HABER ÜRETMEK’
Aranın ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, geçtiğimiz hafta yarım kalan savunmasına devam etti. Pehlivan, yargılama sürecine dair değerlendirmelerinde iktidar yanlısı medya üzerinden yürütüldüğünü belirttiği “karalama kampanyalarına” dikkat çekti. Suç duyurularının dikkate alınmadığını, buna karşın eleştirel yayın yapan gazetecilerin hedef alındığını ifade eden Pehlivan, “Haberlere erişim engelleri getirildiğini gördük. Sayın İmamoğlu’nun, Murat Ongun’un sosyal medya hesapları sırayla kapatıldı. İktidar medyasının yaklaşık 2 yıllık süreçteki en büyük mesaisi yüzlerce sahte haber üretmek oldu” dedi.
‘ISRARLA SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Mahkeme başkanına seslenen Pehlivan, “Israrla şu soruları sorduk, sormaya da devam edeceğiz. Hani nerede Florya’da gömülü paralar? Nerede cenaze aracıyla kaçırılan rüşvetler? Hani nerede 560 milyar kamu zararı? Nerede para dolu bavullar? Hani nerede dağıtılan iPhone 16 telefonlar, tabletler? Tüm bu haberlerin sahte, yalan olduğu artık herkes tarafından kabul edilen bir gerçek. Gazeteci görünümlü suç ortakları bile süreç boyunca yalan söylediklerini itiraf ettiler. Amaçları toplumda muhalif siyasetçilerin yozlaşmış olduğuna dair bir fikir yerleştirmektir. Bu mekanizma tüm otokrasilerde bu şekilde işlemektedir. 24 yıldır yaptıklarıyla toplumun zihninde yozlaşma ve yolsuzluk kelimelerinin karşılığı haline gelenler için bu saatten sonra aklanma imkansızdı. Bu nedenle ellerinde olan tek şey muhalif siyasetçilerin de onlardan farkı olmadığını iddia edecek yalanlar uydurmaktı.” ifadelerini kullandı.
İMAMOĞLU: TUTSAK EDİLEN BENİM SAVUNMA HAKKIMIDIR
Savunmasının ardından duruşmaya yeniden ara verildi. Aranın ardından çapraz sorgu aşamasına geçildi. Sorgu sırasında söz alan Ekrem İmamoğlu, Avukatının tutsak bir şekilde izlemenin derin üzüntüsünü yaşadığını söyleyerek, “Bugün tutsak edilen benim savunma hakkımdır” diye konuştu. Bu davanın kendisinin üzerine kurulu olduğunu söyleyen İmamoğlu, duruşma savcısına yönelik “Az önce bu duygularımı ispat edercesine avukatıma sorduğu 6 sorudan 4’ü İmamoğlu’yla ilgiliydi. Hem de iğneli bir şekilde ilgiliydi” dedi.
BU SALONDA KİMSE KİMSEYE HADDİNİ BİLDİREMEZ’
Ardından ise Pehlivan’ın savunması için söz alan avukat Tora Pekin, iddianameyi hazırlayan 7 savcının ödüllendirildiğini, başsavcının ise Adalet Bakanı yapıldığını belirtti. Tora Pekin, “Duruşma savcısı, Ekrem İmamoğlu’na ‘haddini bildiririz’ dedi. Bunu tehdit olarak aldık. Hatta Yargıtay kararlarına baktık ‘tehdit’ diyor. Bize göre tehdit, Yargıtay’a göre tehdit ama Adalet Bakanlığı’na göre gerekli uyarı. Asla kabul etmiyoruz. Bu salonda kimse kimseye haddini bildiremez” ifadelerini kullandı.
‘İTRAFÇILARIN BEYANLARINI ÇIKARIN GERİYE İDDİANAME DİYE BİR KALMIYOR’
Pekin ayrıca, itirafçı Adem Soytekin’in savunmasının öne alınması kararına itiraz ederek, Soytekin’in öne alınması ile birlikte listede sıra gelen Cebeci Döküm Sahası tutuklularının savunma yapamayacağını ve bu nedenle tahliyelerinin gecikebileceğini söyledi. Tora Pekin, “”İtirafçıların, bizce yasak usulle alınmış beyanlarını çıkarın, geriye iddianame diye hiçbir şey kalmıyor. Şimdi heyetiniz, itirafçı temelli iddianameye bir ek yapıyor; itirafçı temelli bir yargılama usulüne yöneliyor. Daha açık söyleyeyim: Bu salonda bir talebin ciddiye alınması için mutlaka itirafçı mı olmak gerekiyor? Dahası bizim izlenimimiz bu; yani savuna bu izlenimi aldı. Şimdi hakikaten demin de dile getirildi, yine objektif bir algı bizim önümüzden; son uyanan şüphe, acaba tahliye edeceksiniz ve sorgunun alınması bir engel de o eksikliği mi tamamlıyorsunuz? Ama eğer öyleyse başka birisinin yerini almış olacak Adem Soytekin ve başka bir sorgusunu verip, bir an önce tahliye olmak isteyen bir sanığın önüne geçmiş olacak. Bu da ayrıca bir haksızlık. Bu nedenlerle kararınızı geri almanızı talep ediyoruz. Biraz önce meslektaşımız beyanda bulundu; dedi ki: “Cebeci’yi bari alın önden.” Eğer bu talebimizi geri almazsanız, en azından hakikaten öncelikle Cebeci meselesindeki sorgular bölünmeden onları alırsanız bir imkan olur ama daha doğru olur diye düşünüyoruz. Bu konudaki kararınıza göre, ben, sevgili meslektaşım hakkındaki iddianameye dair beyanlarıma başlayacağım.”
DURUŞMA SONA ERDİ
Mahkeme heyeti bu aşamada duruşmaya 3’üncü kez ara verdi. Aranın ardından duruşma, avukat Hasan Fehmi Demir’in savunmasıyla yeniden başladı. Demir, Cebeci Döküm Sahası’nda tutuklu bulunan kişilerin savunma hakkının zarar görmemesi için itirafçı Adem Soytekin’in ifadesinin pazartesi günü alınmasını talep etti. İBB Davası 27’nci günü Mehmet Pehlivan’ın avukatı Hasan Fehmi Demir’in savunmasının bitmesiyle son buldu.
MA


















