Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarında 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla bakanlık binası önünde basın açıklaması düzenledi. Çocuk işçiliği, çocuk yoksulluğu, eğitimden kopuş ve Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki (MESEM) uygulamalara dikkat çekilen açıklamada, kamusal ve nitelikli eğitim talebi öne çıktı.
MEB önünde toplanan sendika üyeleri, “Patronlara değil, eğitime bütçe”, “Çocuklar yaşasın, MESEM’ler kapatılsın”, “MESEM’lerde ölüm var, sömürü var” ve “Çocuklar ölmesin, MESEM’ler kapatılsın” sloganları attı. DİSK üyeleri, çocukların eğitim hakkından koparılarak fabrikalara, atölyelere, sanayi sitelerine ve tarlalara yönlendirilmesine tepki gösterdi.
Eylemde konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Araştırma Dairesi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan Çocuk İşçiliği Raporu’ndaki verileri paylaştı. Çerkezoğlu, milyonlarca öğrencinin okula başladığı dönemde yüz binlerce çocuğun çalışmak zorunda kaldığını belirterek, çocuk işçiliğinin yalnızca çalışma hayatıyla sınırlı bir sorun olmadığını söyledi.
Çerkezoğlu’na göre çocuk işçiliği; çocuk yoksulluğu, eğitimden kopuş, düşük ücret politikaları, işsizlik, güvencesiz ve kayıt dışı çalışma ile yetersiz sosyal politikaların doğrudan sonucu olarak ortaya çıkıyor. Çocukların çalışmaya itilmesinde ailelerin ekonomik koşullarının belirleyici olduğunu vurgulayan Çerkezoğlu, yetişkinlerin insan onuruna yaraşır ücretlerle çalışmasının sağlanması gerektiğini ifade etti.
“ÇOCUK İŞÇİLİĞİ DÜZENLİ İZLENMİYOR”
Türkiye’de çocuk işçiliğine ilişkin verilerin düzenli biçimde toplanmadığını belirten Çerkezoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Çocuk İş Gücü Araştırması’nın 2006 yılından bu yana yalnızca iki kez yapıldığını söyledi. Araştırmaların 6-7 yıl aralıklarla gerçekleştirildiğini aktaran Çerkezoğlu, UNICEF ortaklığında yapılan Türkiye Çocuk Araştırması’nın ise 2022 yılında gerçekleştirildiğini ve tekrarının planlanmadığını ifade etti.
Çerkezoğlu, çocuk işçiliği gibi toplumsal bir sorunun düzenli biçimde izlenmemesinin sağlıklı politikalar geliştirilmesini engellediğini belirterek şöyle konuştu:
“Verileri düzenli izlenemeyen herhangi bir konu üzerinde politika üretilemeyeceği açıktır. Nitekim raporumuzda da görüleceği gibi çocuk işçiliği ülkemizin kanayan bir yarası olmaya devam etmektedir. Çocuk işçiliği 13 yılda sadece 1,1 puan gerileyebilmiştir.”
“HER ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ YOKSULLUK İÇİNDE”
Çocuk işçiliğinin temel nedenlerinden birinin çocuk yoksulluğu olduğunu belirten Çerkezoğlu, Türkiye’de her üç çocuktan birinin yoksulluk sınırları içinde yaşadığını ifade etti. 2025 yılı itibarıyla 6 milyon 708 bin çocuğun yoksulluk içinde olduğunu söyleyen Çerkezoğlu, ekonomik koşulların çocukların eğitimden koparak çalışma hayatına itilmesine yol açtığını savundu.
Çerkezoğlu, gelir dağılımındaki adaletsizliğin büyüdüğünü, işçilerin ve emekçilerin millî gelirden aldığı payın azaldığını, güvencesiz ve kayıt dışı çalışmanın yaygınlaştığını belirtti. Yetişkinlerin sendikal haklarını kullanamadığı bir çalışma düzeninin bedelini çocukların da ödediğini dile getiren Çerkezoğlu, “Bu düzenin ağır faturası çocukların önüne de gelir” dedi.
Türkiye’de her 100 çocuktan 15’inin çalışmak zorunda kaldığını belirten Çerkezoğlu, çalışan çocukların yarıdan fazlasının hane bütçesine katkı sağlamak amacıyla işe girdiğini söyledi. Çalışan çocukların yüzde 70’inin aynı zamanda ev işlerinde de çalıştığını aktaran Çerkezoğlu, çocukların hem eğitim hem de dinlenme haklarından mahrum kaldığını ifade etti.
Çerkezoğlu ayrıca, son eğitim yılında 14-17 yaş grubundaki çocukların okullaşma oranının 8,1 puan gerilediğini, aynı dönemde çocuk istihdamının yaklaşık yüzde 70 arttığını bildirdi.
“MESEM’LERDE ÇOCUKLAR UCUZ İŞ GÜCÜNE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR”
DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, raporda ele alınan başlıklardan birinin de Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) olduğunu söyledi. DİSK’in mesleki eğitime karşı olmadığını belirten Çerkezoğlu, itirazlarının çocukların eğitim hakkı yerine düşük maliyetli iş gücü olarak kullanılmasına yönelik olduğunu vurguladı.
MESEM’lere kayıtlı öğrenci sayısının son 10 yılda 5,3 kat arttığını ve yarım milyonu aştığını belirten Çerkezoğlu, uygulamada kamu kaynaklarının nitelikli bir eğitim ortamı oluşturmak yerine işletmelerin düşük maliyetli iş gücü ihtiyacını karşılamak için kullanıldığını ileri sürdü.
Çerkezoğlu, MESEM kapsamındaki çocukların üretim sürecinde işçi gibi çalıştırıldığını ancak hakları söz konusu olduğunda öğrenci olarak değerlendirildiğini söyledi. Bu öğrencilerin sendikalaşma hakkından yararlanamadığını, İş Kanunu’nun temel korumalarının dışında kaldığını ve çalıştıkları sürelerin emeklilik prim günlerine tam olarak yansımadığını ifade etti.
“Üretirken işçi ama hakları söz konusu olduğunda öğrenci sayılıyor” diyen Çerkezoğlu, düşük maliyetli genç emeğinin yaygınlaştırılmasının yalnızca çocukları değil, çalışma hayatının tamamını etkilediğini belirtti. Çerkezoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’na şu soruyu yöneltti:
“Devletin görevi patronlara ucuz çocuk emeği sağlamak mıdır? Devletin görevi çocukları çalışmak zorunda kalmaktan kurtarmaktır.”
“SON 9 YILDA EN AZ 546 ÇOCUK YAŞAMINI YİTİRDİ”
Çocuk işçiliğinin bir diğer boyutunun iş kazaları ve iş cinayetleri olduğunu belirten Çerkezoğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine dayanan rakamları paylaştı. Buna göre son 9 yılda 15 yaş üzerindeki 93 bin 517 çocuk iş kazası geçirdi.
Aynı dönemde en az 546 çocuğun çalışırken yaşamını yitirdiğini belirten Çerkezoğlu, bu sayının bir okul dolusu çocuğa karşılık geldiğini söyledi. Çocukların tehlikeli işlerde çalıştırılmasının, denetimsizliğin olağanlaştırılmasının ve çocuk emeğinin ucuz iş gücü olarak görülmesinin ölümlere yol açtığını ifade eden Çerkezoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Çocukların tehlikeli işlerde çalıştırıldığı, denetimsizliğin olağanlaştırıldığı, çocuk emeğinin ucuz iş gücü olarak görüldüğü bir düzende yaşanan ölümleri kader olarak kabul edemeyiz. Bir ülkenin çocukları çalışırken ölüyorsa bu düzen değişmelidir.”
DİSK’İN TALEPLERİ
DİSK, çocuk işçiliğinin önlenebilmesi için yalnızca çocukların işyerlerinden çekilmesinin yeterli olmayacağını belirtti. Konfederasyon, çocukları çalışmaya iten yoksulluk ve ekonomik koşulların ortadan kaldırılması gerektiğini savundu.
Açıklamada öne çıkan talepler şöyle sıralandı:
– Çocuk yoksulluğuyla mücadele edilmesi,
– Ailelere gelir güvencesi sağlanması,
– Yetişkin ücretlerinin insan onuruna yaraşır seviyeye yükseltilmesi,
– Ekonomik nedenlerle okul terklerinin önlenmesi,
– Her çocuk için ücretsiz, nitelikli ve kamusal eğitimin güvence altına alınması,
– Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması,
– Mesleki eğitimin çocukları ucuz iş gücüne dönüştüren bir araç olmaktan çıkarılması,
– MESEM’lerin eğitim, sağlık ve güvenlik hakları temelinde yeniden düzenlenmesi,
– Eğitimin ağırlığının işletmelerden okullara ve kamusal atölyelere kaydırılması,
– Kamusal mesleki eğitimin güçlendirilmesi,
– Çırak ve stajyerlerin sendikalaşma hakkının güvence altına alınması,
– Çıraklık ve stajyerlikte fiilen çalışılan sürelerin emeklilik hesabına tam olarak yansıtılması,
– Çocukların çalıştığı işyerlerinde düzenli ve etkin denetim yapılması,
– Çocukların tehlikeli ve yasak işlerde çalıştırılmasının önlenmesi,
– Mevzuata aykırı biçimde çocuk çalıştıran işverenlere caydırıcı yaptırımlar uygulanması,
– Çocuk işçiliğine ilişkin kamu verilerinin düzenli ve şeffaf biçimde açıklanması.
DİSK, çocukların eğitim hakkının korunması ve çalışma hayatında yaşamını yitirmemesi için mücadeleyi sürdüreceğini belirterek, kamu kaynaklarının patronlara ucuz emek sağlamak yerine kamusal eğitimin güçlendirilmesi için kullanılması çağrısında bulundu.
HABER MERKEZİ


















