Ankara Birlik Tiyatrosu tarafından oynanan “Aşık Mahsuni Şerif” oyununun Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinde 24 Mayıs Pazar günü gerçekleştirilmesi planlanan gösterimi İlçe Milli Eğitim Müdürü imzasıyla yasaklandı. Karar ise, 68 gençliği görüntülerinin “Halk arasında ikilik oluşturabileceği”, 12 Mart 1971 görüntülerinin “Siyasi görüş barındırdığı”, 1978 Mereş Katliamı, 1993 Sêwaz Madımak Oteli Katliamı görüntülerinin de “Dini ve manevi hassasiyet içeren olayların işlenmesi sebebiyle halk arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkarabileceği” gerekçe gösterildi.
Aşık Mahzuni Şerif’in hayatı ve eserlerini konu olan oyun, Mahzuni Şerif’in doğduğu yer olan Mereş’in Berçenek köyünden başlayıp, ölümüne kadar geçen süreyi biyografik olarak ele alıyor. Mahzuni Şerif’in eserlerine konu olan olayların anlatıldığı oyunun devamında saz grubu hikayeye konu olan eserleri seslendiriyor.
Oyunun yönetmeni Gül Göker, oyunculardan Serhad Raşa ve Mehmet Güler, yasak kararı ile günümüzde sanatın geldiği aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘BARIŞLA SANATA DAHA KOLAY ERİŞEBİLİR’
Oyununun yönetmeni ve yazarı Gül Göker, sanatın toplumsal hafızayı canlı tutma görevi olduğunu söyledi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kültür-sanat alanında da yeni imkanlar yaratacağını belirten Gül Göker, “Bu ülkede barışın hayata geçmesiyle insanlar sanata daha kolay erişebilecek, biz de yaşanan acıları değil güzellikleri daha fazla anlatma fırsatı bulacağız” dedi. Gül Göker, Aşık Mahzuni Şerif’in toplumda çok sevilen bir ozan olduğunu belirterek, “İtiraf etmeliyim ki oyunu yazıp oynamaya başladıktan sonra bunu fark ettim” dedi. Gül Göker, izleyicilerin bu oyun ile birlikte Aşık Mahzuni Şerif’in hem türkülerini dinlediğini hem de öyküsünü öğrendiklerini belirtti.
‘FAİLLER YARGILANMIYOR KORUNUYOR’
Oyunun yasaklanma gerekçelerine tepki gösteren Gül Göker, “ Sivas ve Maraş katliamları yaşanmadı mı” diye sordu. Gül Göker, “Kim çıkardı Maraş yangınını? Hamile kadınların karınlarını deşerek çok büyük bir zulüm uyguladılar. Ardından Sivas Katliamı’nda 33 sanatçıyı diri diri yaktılar. Bunların failleri nerede? Hiçbiri hukuka uygun yargılanmadı ve korundu” şeklinde konuştu.
‘GERÇEKLERİN UNUTULMAMASI GÖREVİ’
Gerçeklerin ortaya çıkması ve unutulmamasının görevleri olduğunu ve buna göre hareket ettiklerinin altını çizen Gül Göker, “Biz politik bir tiyatroyuz. Bu oyunda Mahzuni Şerif’in hayatında neler olduğuna sadık kalarak yazdım. 68 kuşağı ile tanışması onun hayatında dönüm noktası olmuştur. Oyunun içerisinde tırnaklarının sökülerek işkence edilmesini değil, onun hayatından bugüne en güzel mesajların verileceği başlıkları seçtim” ifadelerini kullandı. Yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle yurttaşların sanata erişemediğine de dikkat çeken Gül Göker, “Bu fiyatlar ile insanların tiyatroya gelebilmesi mümkün değil. Her tiyatro, kendi seyircisine seslenir. Burjuva tiyatroları da var. Biz de Türkiye’deki emekçi kesimlere sesleniyoruz. Bizim seyircimiz ve hedef kitlemiz metropollerde emekçiler, kırsal kesimlerde tiyatroya erişimde zorlanan insanlar. Biz de buna göre tercih yapmak zorundayız” dedi.
‘SAMİMİ BULUYORUM’
Yaklaşık iki yıldır Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan süreçte insanların kültür ve sanata erişiminin kolaylaşacağına işaret eden Gül Göker, “Bu ülkede barışın hayata geçirilmesi her anlamda değişim yaratır. Barış ile beraber çok büyük bir huzur, ekonomik açıdan bir ferahlık, kardeşçe duygular… Barış içerisinde birlikte yaşamak, bu ülkeye büyük güzellikler getirir. Bu durum, tiyatro için de geçerlidir. Biz şuanda yaşanılan bazı felaketlerden söz ediyoruz. Oysa başka güzellikler anlatmalıyız. Barış ile birlikte böyle şeylere fırsat bulabiliriz. Gelinen aşamada ben partiyi samimi buluyorum fakat iktidarı aynı samimiyette göremiyorum” diye belirtti.
‘SANATÇI DÜZENİN İNSANI OLMAMALI’
Oyunda Aşık Mahzuni Şerif’i canlandıran oyuncu Mehmet Güler de, yasak kararına tepki göstererek, “Bu oyunu devlet tiyatrolarında da oynadık. Böyle bir durumu daha önce yaşamadık. Bu yasaklamaya gerekçe gösterilen durumlar, bu ülkenin gerçekleridir. Maraş, Sivas, Çorum katliamları. Bunu yaşatanlar utanmıyorlar ama biz yasaklanıyoruz. Yasaklar bizi daha da güçlendirir” diye belirtti. Aşık Mahzuni Şerif’i oynamanın hissettirdiklerini dile getiren Güler, “Mahzuni Şerif, her zaman yoksulun yanında yer almış, onun derdi ile dertlenmiş biridir. Tırnakları sökülme pahasına inandığı değerlerden vazgeçmemiştir. Aşık Veysel’in tabiri ile çağımızın Pir Sultanı’dır” dedi. Türkiye’deki sanatçılara da eleştireler sunan Güler, “Keşke günümüzde de Mahzuni Şerif gibi yürekli sanatçılar olabilseydi. Şimdi rüzgar ne tarafa dönerse o tarafa dönen, bindiği arabanın türküsünü söyleyenler var. Sanatçı; devrimcidir, muhaliftir. Düzenin insanı hiçbir zaman olmamalıdır” ifadelerini kullandı.
‘DENİZLERİN İDAMINI UYDURMADIK, YAŞADIK’
Aşık Mahzuni Şerif’in şarkılarını seslendiren oyuncu ve müzisyen Serhad Raşa, ise “Aşık Mahsuni Şerif’in türkülerini seslendirmek, bana ağır bir görev yüklüyor. Oyunun dokusu ve Mahsuni’nin ideolojisi bizimle bir olduğu için gurur verici bir durum” dedi. Raşa, Türkiye’de kültür ve sanat etkinliklerine erişimin kısıtlı olması sebebinin iktidar sorunu olduğunu söyleyerek, “Bugün ülkeyi yönetenlerin kültür sanat alanında bir projesi yok. Sanat, ülkeyi yönetenler açısından bir şey ifade etmiyor. Oyunumuz yasaklandı. Türkiye’de sanat bu noktada. Pir Sultan’ın ‘Bozuk düzende sağlam çark olmaz’ diye bir sözü vardır. Problem böyledir. Oyunumuzun yasaklanmasına konu alan Denizlerin idamını da biz uydurmadık. Biz bunları yaşadık” diyerek yasaklama kararına tepki gösterdi.
MA


















