Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Colemêrg Milletvekili Öznur Bartın, ajansımızın “Cezasızlık zırhıyla korunan uzman çavuşlar” balığıyla gündeme getirdiği son 16 yılda uzman çavuşların faili olduğu kadın katliamları ve şüpheli ölümlerini Meclis gündemine getirdi. Meclis Başkanlığı’na soru önergesi ve Meclis araştırma önergesi veren Öznur Bartın, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Savunma Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na ise soru önergeleri verdi.
Önergelerde, özellikle güvenlik bürokrasisi içinde görev yapan veya geçmişte bu kurumlarda görev almış personelin fail olduğu vakaların arttığına dikkat çekildi. Önergelerde, “güvenlikçi” politikaların yoğun uygulandığı ve çoğunlukta Kürtlerin yaşadığı kentler başta olmak üzere birçok yerde üniformalı personelin fail olduğu şiddet vakalarının münferit değil yapısal karakter taşıdığının altı çizildi. Etkili soruşturma yürütülmemesi, koruyucu ve önleyici mekanizmaların işletilmemesi ve faillerin idari ve yargısal süreçlerle fiilen korunmasının yeni kadın katliamlarının önünü açan bir cezasızlık rejimi olduğu vurgulanan önergede, 2010’dan 2026’ya kadar uzman çavuşların fail olduğu belirtilen birçok kadın katliamı, şüpheli ölüm, cinsel şiddet ve ağır yaralama vakasına yer verildi.
Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin kamu politikalarından uzaklaştırılması, kadın örgütlerinin karar alma süreçlerinden dışlanması ve 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmamasının eleştirildiği önergelerde, özellikle faillerin silahlı kamu görevlisi olduğu vakalarda koruyucu mekanizmaların neden geliştirilmediği, cezasızlık pratiğinin neden oluştuğu sorularının kamuoyu vicdanında yanıt beklediği ifade edildi.
Önergelerde şu ortak sorulara yer verildi:
“* Son on altı yılda uzman çavuşların fail olduğu kadın katliamları ve ağır şiddet vakalarında, 6284 sayılı Kanun kapsamında yapılan koruma başvuruları ile gerçekleşen yaşam hakkı ihlalleri arasındaki kopuşun nedenlerine ilişkin bütüncül bir etki analizi hazırlanmış mıdır?
* Failin silahlı kamu görevlisi olduğu dosyalarda risk değerlendirme süreçlerinin standart riskli vakalardan farklılaştırılmaması, kadınların korunma kapasitesini nasıl etkilemiştir; bu konuda özel bir protokol neden geliştirilmemiştir?
* Koruma kararı verilmesine rağmen daha sonra katledilen kadın vakalarında, hangi idari ve kurumsal zincir kırılmaları yaşanmış; bu zincir boyunca sorumluluk dağılımı neden şeffaf biçimde ortaya konulmamıştır?
* İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme sonrası koruyucu-önleyici hizmetlerin niteliği ve erişilebilirliğinde meydana gelen değişimlere ilişkin Bakanlık tarafından hazırlanmış kapsamlı bir etki değerlendirmesi bulunmakta mıdır?
* 6284 sayılı Kanun’un uygulanmasında kolluk, yargı ve sosyal hizmet birimleri arasındaki koordinasyon eksikliğinin kadın katliamlarını önleyememede belirleyici olduğu yönündeki tespitlere rağmen neden bağlayıcı bir kurumsal koordinasyon mekanizması kurulmamıştır?
* Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı kentlerde kadınların anadilinde hizmete erişim sorunu, koruma başvurularının niteliğini ve müdahale hızını nasıl etkilemektedir; bu alanda hangi somut adımlar atılmıştır?
* Failin kamu görevlisi olduğu vakalarda kurumlar arası veri paylaşımının yetersizliği nedeniyle yüksek riskli dosyaların izlenemediği yönündeki eleştiriler karşısında Bakanlık hangi yapısal düzenlemeleri planlamaktadır?
* Kadın örgütlerinin uzun süredir talep ettiği bağımsız, şeffaf ve sivil katılıma açık kadın politikaları izleme mekanizmasının kurulmamasının gerekçesi nedir?
* Kadın katliamlarının önlenmesine yönelik ulusal politikaların bütçe, insan kaynağı ve kurumsal kapasite açısından yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler dikkate alındığında, Bakanlık yaşam hakkını esas alan yeni bir kriz ve önleme mimarisi kurmayı planlamakta mıdır?”
Meclis Başkanlığı’na sunulan Meclis araştırma önergesinde ise, uzman çavuşların fail olduğu vakalarda koruyucu ve önleyici mekanizmaların neden işletilemediği, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ve 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmamasının sonuçlarının araştırılması, kadınların yaşam hakkının korunmasına yönelik yeni yasal ve kurumsal düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talep edildi.
MA

















