Künye   Hakkımızda
14 Haziran 2026, Pazar
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Türkan Elçi Hrant Dink için yazdı: Yıldönümleri acının adıdır

Türkan Elçi, katledilen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink için kaleme aldığı yazıda, yıldönümlerin acının adı olduğunu belirterek, "Gidenlerin arkasında hangi kalem hakkıyla yazabilir ki" dedi.

17 Ocak 2021
Türkan Elçi Hrant Dink için yazdı: Yıldönümleri acının adıdır
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan Dört Ayaklı Minare’nin önünde açıklama yaptığı sırada 28 Kasım 2015’te katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, 19 Ocak 2007’de katledilen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in ölüm yıldönümü dolayısıyla Agos Gazetesi’nde bir yazı kaleme aldı.

Elçi’nin “Taş avlulu evin kadınları” başlıklı yazısı şöyle:

“Dedim ki:kasımpatılar gidenlerin kokusuna kasımpatılar iyi gelir
dedim ki:kasımpatılar karın altında bizi bekler, gitmez bir yerlere, biz gideriz, dedim
dedim ki:bizim de kapı önü olan bir evimiz, sabahlara çıktığımız, gecesinde içimize döndüğümüz, çatısı rüzgârlı, dünyanın kenarında bir evimiz, evimizin kenarında kasımpatılar vardı
dedim ki:kasımpatılar açınca birileri gider
dedim ki: biz sevince birileri kaybolur

…

Agos, Hrant Dink’in yıldönümü için bir yazıyla katkıda bulunmamı isteyince yıl dönümlerini anlatmanın zor olacağını bildiğim halde hayır diyemedim. Agos’un bizim yanımızda ayrı bir yeri vardır. Yıldönümlerinin adım adım yaklaştığını hissedince günler öncesinden kara bir bulut gibi göğsümüzün üzerine çöken ağırlığı anlatmaya sözcük bulamaz insan, gidenlerin ömrübillah unutulmayacak bir zulümle aramızdan koparılışını hangi kalem hakkıyla yazabilir ki?

Kaybettiklerimizin yıldönümleri, acımızın halkasına bir halkanın daha eklendiği, bir çırpıda elimizden kayıp giden zamanların ve elimizden alınanların çetelesinin tutulduğu, bir yanımızın diri, bir yanımızın ölü olduğunu fark ettiğimiz anın diğer adıdır.

Yıldönümleri, dünyanın kenarında inşa ettiğimiz yarım kalan eski hayatımızı, bizlere diğer günlere oranla daha ziyadesiyle hatırlattığı zamanların adıdır. Dünyanın kenarı diyorum, evet, kenarı. Dünyanın kenarındaki evlerimizde kendi halimizde içimize dönerek herkes gibi sabahları bekleyen gecelerden geçen sıradan insanlar olarak, bir anda kendimizi acının ortasında bulduğumuz zamanların adıdır yıldönümleri.

Yıldönümleri evimizdeki saksılarda değil, sevdiklerimizin göğsünün ortasında yeşeren çiçekleri sulamaya gittiğimiz anların, karın altında günden güne kök salan kasımpatıların, gidenlerin bir daha dönmeyeceklerini bize bir kez daha hatırlattığı,  kaybolup kaybolmamakta karar kılamayan usumuzun sığınacak başka mekanlar aradığı zamanların adıdır.

Katledilenlerin yıldönümleri, daha başka, başka başka katledilenlerin de hatırlandığı, haksızlığın zulmün büyüyen dalgası karşısında birbirimize kenetlendiğimiz; yüreğimizdeki duygunun kollarımızda dolaşan gücün diğer adıdır.

SURİÇİ BABAANNEM VE ERMENİLER

Ben Hrant Dink’i her hatırladığımda aklıma çocukluğumun sokakları düşer. “Silah, çatışma operasyon istemiyoruz” haykırışıyla uğruna ölünen sokaklar. Ebeveynimin uzun süre, benim ise dört yaşıma kadar kaldığım Suriçi ‘nin, uzun yıllar farklı etnik kökenden ve dine mensup kişilerin meskun olduğu bir yer olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Koca yürekleriyle dar sokakları genişleten, birbirlerine müsamaha içinde olan taş avlulu evlerdeki sakinlerden biri de babaannemdi. Süryanileri, Keldanileri,  Ermenileri ilk ondan duymuştum. Babaannemin son zamanlarına kadar dostluk bağıyla bağlı olduğu en yakınındaki kişi – bugünkü tabiriyle kankası -Ermeni bir kadındı.

Evimizden biri gibiydi, hatta ben uzun süre bizim akrabalarımızdan biri olduğunu zannediyordum. Ermeni olduğunu yıllar sonra öğrenmiştim. Sur dışına taşındıktan sonraki zamanlarda evimize gelirken babaannemle sobanın başına geçip birbirlerine içlerini döktükleri sohbetlerini, beraber yemek pişirip sofra kurduklarını hatırlarım. Tabii o zamanlar samimi misafirlerle sobanın başına oturulur, alevlerin kırmızılığı, ateşin küle dönüşü seyredilirken sohbet koyulaşır, dostluk bağları o sıcaklıkla daha da pekiştirilirdi.

Odun sobasının çıtırtılarını dinlerlerken birinin kulağı ezanda, diğerininki de çan sesindeymiş meğerse. Başkalarının kirli dünyasından çok uzakta, kendilerinin yarattıkları bir dünyada dar sokaklara açılan taş avlulu evlerin kadınlarıydı onlar. Tumas’ın fırınından ekmek kokusu yayılan mahallede her bir göz odada yaşayanların ortak olarak kullandıkları taş avlularda, kardeşlik meskun mahaldi o zamanlar. Kiliselerden, camilerden, mezarlıklardan, her gün herkesin ayak izinin değdiği sokaklardan, evlerin duvarlarından, tokmaklı tahta kapılardan, acıdan, kederden süzülmüş ağıtlardan, aşkla bezenmiş türkülerden bilcümle ortak bir hafıza yaratılmıştı, geçmişte her ne kadar kötü şeyler yaşanmışsa da görmezlikten gelmeyi becerebiliyordu o insanlar. En azından ebeveynlerimden duyduklarımdır anlatmaya çalıştığım.

Birbirlerinden farklı renklerle kara taşlara nakışlanmış ve birlikte yaşamanın emaresini bulabileceğimiz, yarınlara elimizden geldiğince taşımaya çabaladığımız kardeşlik duygularımızın resmi olan mahalleydi bizimki.

DUVARLAR DARACIK SOKAKLARA DEVRİLDİ

Ben ne zaman Hrant Dink’i hatırlasam çocukluğumun o sıcak, huzurlu, eşsiz taş avlulu evleri gelir aklıma. O barış içindeki yaşam birilerini rahatsız etmiş olacak ki bizi bize hatırlatan ortak hafızadan müteşekkil tarihî yerleri yıkıp yok etmek istediler. Bizim gibi sırt sırta yaslanan evlerin duvarları daracık sokaklara devrildi evvela, birbirimize ulaşacağımız yollar kapandı. Bahçelerimize diktiğimiz dut ağaçlarımız kurudu, kırık dökük hayatlarımızın yalnızlığını pencerelerde kalan susuz fesleğenler anlattı.

Bu tarihî bölgede silah, çatışma, operasyon istemiyoruz” denildi, duyan olmadı. Çocukluğumuzun geçtiği yerlerle aramıza perdeler gerildi, ayan beyan öldürüldük, üstü örtüldü.

Dışarıda öldürücü zemheri, damımıza kadar kara batmışız, ortada yanan odun sobası, camı buğulanmış penceremizi düşlüyorum, çocuk parmaklarım cama bir şeyler yazıyor. Taş avlulu evlerin kadınlarının hoşgörüsü, taş avlulu evlerin kadınlarının hoşgörüsü. Özlemek, hoşgörüyü özlemek.”

MA

İlgili Haberler

Polis saldırısında gözaltına alınan kadınlar serbest
Gündem

Polis saldırısında gözaltına alınan kadınlar serbest

13 Haziran 2026
Trump: Anlaşmanın yarın imzalanması planlanıyor
Gündem

Trump: Anlaşmanın yarın imzalanması planlanıyor

13 Haziran 2026
Konferansın ilk gününde demokratik Cumhuriyet ve birlikte yaşam çağrısı
Gündem

Konferansın ilk gününde demokratik Cumhuriyet ve birlikte yaşam çağrısı

13 Haziran 2026
Tülay Hatimoğulları: Demokratik Cumhuriyet’in yolu barıştan geçiyor
Gündem

Tülay Hatimoğulları: Demokratik Cumhuriyet’in yolu barıştan geçiyor

13 Haziran 2026
“Kürtler hem kendileri hem bulundukları bölge açısından kurucu unsur”
Gündem

“Kürtler hem kendileri hem bulundukları bölge açısından kurucu unsur”

13 Haziran 2026
Amed’de sporun toplumsal barıştaki rolü tartışıldı
Gündem

Amed’de sporun toplumsal barıştaki rolü tartışıldı

13 Haziran 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Nükleer Tehlike Kapıda
Politika'dan Yorum

Nükleer Tehlike Kapıda

Politika Haber
6 Nisan 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

Polis saldırısında gözaltına alınan kadınlar serbest

Polis saldırısında gözaltına alınan kadınlar serbest

13 Haziran 2026
Trump: Anlaşmanın yarın imzalanması planlanıyor

Trump: Anlaşmanın yarın imzalanması planlanıyor

13 Haziran 2026
Konferansın ilk gününde demokratik Cumhuriyet ve birlikte yaşam çağrısı

Konferansın ilk gününde demokratik Cumhuriyet ve birlikte yaşam çağrısı

13 Haziran 2026
Tülay Hatimoğulları: Demokratik Cumhuriyet’in yolu barıştan geçiyor

Tülay Hatimoğulları: Demokratik Cumhuriyet’in yolu barıştan geçiyor

13 Haziran 2026
“Kürtler hem kendileri hem bulundukları bölge açısından kurucu unsur”

“Kürtler hem kendileri hem bulundukları bölge açısından kurucu unsur”

13 Haziran 2026
Amed’de sporun toplumsal barıştaki rolü tartışıldı

Amed’de sporun toplumsal barıştaki rolü tartışıldı

13 Haziran 2026
Konferansın ikinci oturumu: Süreç, dünyaya örnek olabilecek bir fırsat

Konferansın ikinci oturumu: Süreç, dünyaya örnek olabilecek bir fırsat

13 Haziran 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!