Türkiye Komünistlerinin Platformu, ABD saldırganlığı tarafından tehdit edilen Küba için bir açıklama yayınladı. “Küba Halkıyla Dayanışma İçindeyiz” şeklinde başlayan açıklamanın tamamı şu şekilde:
Küba Halkıyla Dayanışma İçindeyiz!
Küba halkı bugün ağır bir ekonomik, enerji ve insani krizle karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaşanan uzun süreli elektrik kesintileri, yakıt ve temel ihtiyaç maddelerindeki sıkıntılar milyonlarca Kübalının yaşamını doğrudan etkilemektedir. Ulusal elektrik şebekesinde yaşanan tekrarlanan büyük arızalar ve enerji açığı, krizin ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Türkiye Komünistlerinin Platformu olarak, Küba halkının bu zor günlerinde yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.
Küba’ya yönelik onlarca yıldır sürdürülen ABD ablukası ve yaptırımları, ülkenin ekonomik ve toplumsal yaşamını ağır biçimde kuşatmaktadır.
Enerji kaynaklarına, finansmana, dış ticarete ve temel girdilere erişimin kısıtlanması, Küba’nın üretim ve yatırım kapasitesini doğrudan etkilemekte; mevcut ekonomik sorunların ve enerji krizinin daha da ağırlaşmasına neden olmaktadır.
Bizler biliyoruz ki, emperyalist abluka ve ekonomik savaş, yalnızca hükümetleri değil, doğrudan doğruya halkları hedef almaktadır.
Ancak Küba’nın bugün karşı karşıya olduğu sorunların yalnızca dış baskılarla açıklanamayacağını da görüyoruz. Küba yönetimi de mevcut koşulların acil ve kapsamlı değişiklikleri zorunlu kıldığını kabul etmekte ve ekonominin yeniden canlandırılması, üretimin artırılması, karar alma süreçlerinin merkeziyetçiliğinin azaltılması ve ekonomik-toplumsal yapının yeniden düzenlenmesi amacıyla kapsamlı reformlar hayata geçirmektedir.
2026 yılında kabul edilen 176 maddelik ekonomik ve toplumsal dönüşüm programı, Küba’nın mevcut ekonomik modelinde önemli değişiklikler öngörmektedir. Devlet işletmelerine daha fazla özerklik verilmesi, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması, tarım ve dış ticaretin canlandırılması, yatırım kanallarının genişletilmesi, finansal mekanizmaların yeniden düzenlenmesi ve farklı ekonomik aktörlerin üretime daha fazla katılması bu dönüşümün başlıca başlıkları arasındadır.
Küba yönetiminin açıklamalarında bu değişikliklerin sosyalist modelden vazgeçiş değil, mevcut koşullarda sosyalizmin kazanımlarını koruyarak ekonomiyi yeniden ayağa kaldırma ve toplumsal adaleti güçlendirme amacı taşıdığı özellikle vurgulanmaktadır.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, söz konusu dönüşümlerin “sosyalizmin savunulması, sosyal adaletin desteklenmesi ve genişletilmesi, ekonomik zenginliğin yaratılması ve adil biçimde dağıtılması” hedefleriyle gerçekleştirildiğini belirtmiştir.
Enerji alanında da benzer bir dönüşüm ihtiyacı açık biçimde ortaya konmaktadır. Küba’nın enerji programında mevcut termik santrallerin toparlanmasının yanı sıra güneş, rüzgar, biyokütle ve biyogaz gibi yenilenebilir kaynakların payının artırılması ve özellikle güneş enerjisine dayalı yeni kapasitenin hızla devreye alınması hedeflenmektedir. Jorge Luis Broche Lorenzo’nun değerlendirmelerinde de enerji sisteminin toparlanması ve enerji dönüşümünün hızlandırılması temel öncelikler arasında sayılmaktadır.
Küba’nın karşı karşıya bulunduğu bu ağır koşullarda reform ve dönüşüm ihtiyacını görmezden gelmek de, bütün sorunları yalnızca emperyalist ablukaya bağlamak da doğru değildir. Küba halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesi, üretimin artırılması, ekonominin güçlendirilmesi ve sosyal kazanımların korunması için atılan her adımın halkın çıkarları açısından değerlendirilmesi gerekir.
Bizim açımızdan temel mesele açıktır:
Küba halkının kendi geleceğini özgürce belirleme hakkı vardır.
Küba’nın ekonomik ve toplumsal sorunlarını çözmek için hangi yolları izleyeceğine, hangi reformları gerçekleştireceğine ve sosyalist modelini nasıl geliştireceğine karar verecek olan Küba halkının kendisidir.
Hiçbir emperyalist güç, hiçbir devlet, hiçbir ambargo ve hiçbir ekonomik tehdit Küba halkının egemenlik hakkını ortadan kaldıramaz.
Bu nedenle Küba’da yaşanan sorunların çözümünün Washington’dan gelecek reçetelerde değil, Küba halkının kendi iradesinde ve kendi toplumsal-siyasal tercihinde aranması gerektiğini savunuyoruz.
Küba yalnız değildir!
Türkiye Komünistlerinin Platformu olarak ABD emperyalizminin Küba’ya yönelik abluka ve yaptırımlarına son verilmesini; Küba’nın egemenliğine ve halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı gösterilmesini savunuyoruz.
Aynı zamanda Küba halkının ekonomik ve toplumsal sorunlarının aşılması, üretimin yeniden güçlendirilmesi, enerji krizinin çözülmesi ve sosyal kazanımların korunması yönünde atılan reform ve dönüşüm adımlarını yakından takip ediyor; Küba emekçilerinin yaşam koşullarını iyileştirecek, halkın söz ve karar hakkını güçlendirecek ve sosyal adaleti ilerletecek her çabayı önemsiyoruz.
Küba’nın geleceği, emperyalist müdahalelerle değil, Küba halkının iradesiyle belirlenmelidir.
Küba halkının onurlu direnişini selamlıyor, Küba’daki emekçilerle ve tüm ilerici güçlerle dayanışmamızı ilan ediyoruz.
Bugün Küba halkının yanında olmak, bir yandan emperyalizmin halklara dayattığı kuşatmaya karşı çıkmak, diğer yandan Küba halkının kendi sorunlarını çözme ve kendi geleceğini kurma hakkını savunmaktır.
Yaşasın Küba halkıyla enternasyonalist dayanışma!
Yaşasın halkların kardeşliği!
Küba yalnız değildir!
Yaşasın enternasyonalizm!
Türkiye Komünistlerinin Platformu
HABER MERKEZİ


















