Politika Gazetesinin 83. Sayısı çıktı. Mustafa Suphi Vakfı tarafından yayınlanan Politika Gazetesinin bu sayısında Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katliamı tarihsel ve güncel boyutları ile ele alan yazılar yer alıyor.
Gazetenin Züğürt Tesellisi başlığıyla yayınlanan başyazısında, 1920’de kurulan TKP’nin daha ilk adımında Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katliamıyla maruz kaldığı tasfiye girişimlerinin, sahte “TKP” kurma çabalarının, TKP’yi tasfiyeye yetmeyeceğine işaret ediliyor.
Kemal Atakan’ın “Suphilerden Bugüne” başlıklı yazısında ise, Anadolu ve Rumeli topraklarında farklı komünist grupların örgütlenip 10 Eylül 1920’de TKP’nin kuruluşu ile tek bir örgüt bünyesinde bir araya gelmeleri ve Yeşil Ordu ile TKP’nin ilişkilerinin Kemalist burjuvaziyi rahatsız ettiğine dikkat çekilerek, TKP heyetinin katledilmesi ile İngiliz efendilerine “biz Sovyetler ile ilişkilerimizi görünürde iyi tutmaya çalışıyoruz ama Anadolu’da Sovyet tipi bir rejime izin vermeyeceğiz” mesajı verildiği belirtiliyor.
Yazıda, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının hazırladığı Birinci Parti Programının, tüm milliyetler ve dinlerin sorunları çözülmeden ve de eşit koşullar altında bir arada yaşamaları sağlanmadan bu topraklarda sağlıklı bir devlet düzeni kurulamayacağı anlayışı ile yazılması gerçekliğine dikkat çekiliyor.
“Onbeşler’in Katli ve Kıssadan Hisse” başlıklı yazısında ise Salih Zeki Tombak, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Anadolu’ya gelme kararlılığının temelinde “Ekim Devrimi içinde devrimci oldular, partiyi devrimi takip eden emperyalist kuşatmanın, ateşin ve ihanetin içinde kurdular” gerçekliğinin yattığını savunmaktadır. TKP heyetinin yola çıkmaya karar vermelerinin nedeni de Ekim Devriminin Anadolu yarattığı etki olduğuna dikkat çeken Tombak, Kemalist burjuvazinin de tam da bu nedenle katliama karar verdiğini belirtiyor.
Orhan Demirbağ ise, Nabi Yağcı’nın Nabi Yağcı, “Elele Özgürlüğe” kitabında, TİP-TKP birleşmesini “Mavi derinlikteki istiridye 66 yıl sonra incisine kavuşmuştu nihayet. İşte 28-29 Kanunusani’yi unutmamak, aynı zamanda bu kavuşmayı unutmamak demektir” sözleriyle savunmasını eleştirdiği ”TKP tarihindeki bütün iyi şeyleri Nabi Yağcı, kötü şeyleri ise öncekiler yapmış” yazısında, bu hamlenin TKP’nin tasfiyesine yol açtığını savunuyor.
“28 Kanun-i Sani’yi Unutma!” başlıklı yazısında Halit Erdem, TKP heyetinin katliamı ile ilgili iki önemli boyutunun sisler altında kaldığına işaret ediyor. Erdem’e göre, “birincisi, siyasi cinayetlerin nasıl işlendiğine dair Kemalistler tarafından yaratılan senaryoyu esas alarak üzüntü ve nefretleri faili belirsiz hedeflere yöneltmiş, siyasi cinayetlerin üzerindeki örtüyü kaldırmaya, aydınlatmaya yönelmemiş, buna cesaret edememiş olmaları” ve “ikincisi de, Mustafa Suphi’nin Ekim Devrimi’nin ateşleri ve çalkantıları içinde şekillenen ve 1920 Eylül ayında toplanan Türkiye Komünist Partisi’nin Birinci Kongresi’nde kabul edilen, bu muazzam birikimin sonuçlarını yansıtan Parti Programını yok saymış, gündemden düşürmüş, üzerinde düşünmemiş olmaları” telafi edilmesi gereken önemli eksikliklerdir.
Hamit Erdem ise, Mustafa Suphi’nin “İlm-i İçtimaî Nedir?” Kitabı Çevirisi ve Osmanlı’da Etnik Sorun Üzerine Düşünceleri başlıklı yazısında, komünist hareketin ilk lideri olarak kabul edilen Mustafa Suphi’nin “Marksizm öncesi” döneminde çevirdiği İlm-i İctimai Nedir başlıklı yazısı üzerinde durulmaktadır. Mustafa Suphi’nin o dönem Türkiye’de sosyolojinin tanınmasına emeği geçen Osmanlı aydınlarından biri olduğuna vurgu yapılan yazıda bu kitabın onun düşünsel gelişimi bakımından önemi incelenmektedir.
Onbeşler’in katliamı üzerine bir başka yazı ise, Murat Çakır’ın “Rosa ve Karl’dan Suphilere, Burjuvazinin Korkulu Rüyasıyla Baş Etme Yöntemi Üzerine” başlıklı yazı. Çakır bu yazısında, Suphilerin katli ile Rosa ve Karl’ın Alman burjuvazisi tarafından katledilmesi arasındaki benzerliklere işaret ediyor. Çakır’a göre, “bu cinayetler, burjuvazinin ve sermayenin uluslararası güçlerinin o dönemde Ekim Devrimine karşı uyguladıkları stratejinin önemli bir halkasıdır ve bugünden baktığımızda, burjuvazinin korkulu rüyasıyla baş etme yöntemidir.”
Avukat İsmail Duygulu, “’Masumiyet Karinesi’ Üzerine” başlıklı yazısında, birçok dava sürecinde görülen hak ihlallerinin başında gelen “Masumiyet karinesi”nin güçlü bir karine olup, kişilerin temel insan hakkı olduğuna dikkat çekiyor. Ceza davalarında savunmanın değil iddia makamının hukuka uygun delillerle kesin olarak ispat etmek zorunda olduğunu belirten Duygulu, Masumiyet karinesinin ancak kesin, objektif ve bilimsel delillerle ortadan kaldırılabileceğini savunuyor.
Mehmet Demir ise “Katliamlara Karşı Bir Kez Daha Dayanışma” yazısında Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlere, Komünistlere, Alevilere yönelik birçok katliamların yaşandığına dikkat çekilerek, Başur Kürdistan’da ve Rojava’da SİHA’larla suikastlarla bunun devam etmekte olduğuna dikkat çekiliyor. Yazıda Kürdistan Özgürlük Mücadelesi ve Türkiyeli devrimcilerin bu saldırılar karşısında daha uyanık ve dikkatli bir mücadele yürütmek zorunluluğuna vurgu yapılıyor.
Dr. Levent Uygur’un geçtiğimiz sayıda başlayan “Kapitalizmde Halk Sağlığı (mı)?” başlıklı çalışmasının ikinci bölümünde halk sağlığına etki eden nedenlerden bahsetmektedir. Yazının birinci bölümünde halk sağlığının tarihçesine ve bu alana katkıda bulunan üç önemli isim ve çalışmaları ele alınmıştı. Bu bölümde ise, halk sağlığının paradigmasının ve kapsamının belirlenmesinde devletin, sınıf mücadelesinin, bilimsel paradigmaların ve uluslararası kurumların etkileri ele alınmaktadır.
Politika Gazetesinde 28-29 Ocak tarihlerinde Genel Kurulunu yapan Halkların Demokratik Kongresi’nin eş sözcüsü Cengiz Çiçek’le yapılan bir söyleşiye de yer veriliyor. Çiçek’le yapılan söyleşide, HDK’nin kuruluş misyonu üzerinden geçen 12 yılın muhasebesi yapılarak, Cumhuriyet tarihi açısından çok önemli bir dönem olan içinden geçtiğimiz günlerde HDK fikriyatının nasıl kuvveden fiile çıkacağı üzerinde durulmaktadır.
Politika Gazetesinin bu sayısındaki son yazı ise, Sinan Dervişoğlu’nun gazetenin 67. Sayısından itibaren devam eden, Sovyetler Birliği’ndeki çöküşün nedenlerine dair araştırmasının son kısmı olan Gorbaçov ve Çöküşün Anatomisi yazısı. Dizi yazının bu bölümünde “SSCB ve Doğu Avrupa’da Sosyalizmin Sonu” ele alınıyor.
Politika Gazetesinin tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:
https://politikagazetesi.org/sites/default/files/20230128.pdf


















