Politika Gazetesi tarafından düzenlenen “Seçim Tartışmaları, Tavrımız ve 1 Mayıs” konulu bir panelde, 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinde Yeşil Sol Parti’nin başarısının sınıf mücadelesinin gelişimi açısından önemli olduğu vurgulandı.
Politika Gazetesi tarafından, Mustafa Suphi Vakfı’nda düzenlenen “Seçim Tartışmaları, Tavrımız ve 1 Mayıs” konulu bir panele sendikacı ve esk TKP MK üyesi Halit Erdem, Yeşil Sol Parti İstanbul milletvekil adayı Cemil Aksu ve Politika Gazetesi yazarı Kemal Atakan katıldı. Panelistlerden Ömer Ağın ise sağlık sorunları nedeniyle katılamadığı panele mesajlarını iletti.
Panelde ilk konuşmayı yapan Halit Erdem, seçim sürecinden dolayı 1 Mayıs’a geçmiş dönemlerdeki gibi heyecanlı bir hazırlığın olmadığına dikkat çekti. 1 Mayıs’ın doğuş sürecinin iş saatlerinin sınırlandırılması mücadelesi olduğunu hatırlatan Erdem, bu mücadelenin bugün de gündemde olduğunu, çünkü iş saatlerinin sınırlandırılması sorununun sermayenin sömürüsünün sınırlandırılması olduğunu savundu.
Seçim tartışmaları kapsamında, burjuva restorasyan programlarının işçi sınıfına ne getireceğinin de yeterince tartışılmadığını ileri süren Erdem, Kürt özgürlük hareketinin desteği sayesinde kurulan Emek ve Özgürlük İttifakı ile solun Türkiye siyasi tarihinde en görünür, en etkili olduğu bir süreci yaşadığına dikkat çekti. Bu açıdan EÖİ’nın mücadelenin en üst gelişmiş aracı olduğunu savundu. İttifak biçiminin Türkiye’de yeni bir olgu olduğunu belirten Erdem, bu konunun yeterince tartışılıp sindirilmediğini de belirtti.
Devrimci hareketlerin genellikle maksimalist hedefler koyduğunu (bundan duygusal olarak da haz aldığını) ama bununla beraber bu hedeflere nasıl erişileceği konusunun yeterince ele alınmadığını söyleyen Erdem, burjuva parlamentonun da devrimci teoride genellikle mahkum edildiğini belirtti. Bununla birlikte “parlamentoda hatırı sayılır bir çoğunluk elde edildiğinde devrimci gelişmeleri etkileyebilecek bir güce kavuşabiliriz” dedi.
Önümüzdeki dönemin “kuruculuk” dönemi olduğunu savunan Halit Erdem, kuruculuk kavramının sosyalist literatürde pek yerinin olmadığını, Kürt siyasi hareketinden literatürümüze girdiğini belirterek, bu kavram üzerine de derinlikli düşünülmesi gerektiğini savundu.
Emek mücadelesinde sadece sendikalara bağımlı olmaktan kurtulmak gerektiğini belirten Erdem, sendikaların sermayenin sınırlarına, yasalarına ve operasyonlarına maruz kaldığını savundu. Dolayısıyla sermayenin bu sınırlarıyla kendini sınırlamayacak örgütlenmelerin önemli olduğunu belirtti. Erdem, “Parlamentoya daha çok vekil göndermek önemlidir, sendikaların yönetimlerini almak önemlidir. Ama vekilleri, sendikaları tabandan işçi sınıfının öz örgütlenmesinin geliştirilmesi yoluyla desteklenmesi ve denetlenmesinin sağlanması gerekir” dedi.
“Seçim Tartışmaları, Tavrımız ve 1 Mayıs” konulu bir panelde konuşan Yeşil Sol Parti İstanbul milletvekili adayı Cemil Aksu ise, seçim sürecini isimler, özneler üzerinden değil toplumsal yapılar, sınıflar üzerinden ulusal ve uluslararası koşulları da göz önünde bulundurarak yapmak gerektiğini belirterek, seçimlerin öncesi esnası ve sonrası olarak bir bütün olarak görüp analiz etmek gerektiğini savundu. Bugün geliştirilen taktiklerin, dünün başarı ve başarısızlıklarının bir ünü olduğunu belirten Aksu, “öncesi bir tarafa HDP süreci ile birlikte ve 2015 sonrasında yaşanan baskı ve çatışma sürecinde yaptığımız ve yapamadıklarımızın bir sonucu olarak bugün bu durumdayız ve şimdiki örgütlülük düzeyimize göre belli taktikler geliştirildi” dedi.
Sınıf mücadelesi açısından seçimlerin temel öneminin esasta değişmediğini belirten Aksu, seçim çalışmasının mevcut örgütlülük düzeyimizin geliştirilmesi bakımından özel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Toplumun bütün alanlarında örgütsüzlük olduğunu belirten Aksu, işçi sınıfı içerisinde, emekçi mahallelerde, köylülük içinde örgütlü olmadığımız her durumda seçimlerde elde edilen vekil sayısının önemini yitirdiğini belirtti. Kürt siyasi hareketinin temel gücünün de vekillerden değil halkın örgütlülüğünden geldiğini gösterdiğini belirten Aksu, seçim çalışmalarında da bu örgütlülüğü geliştirmek için çalıştıklarını belirtti.
Sağlık sorunları nedeniyle panele katılamayan Ömer Ağın’ın gönderdiği mesajı Kemal Atakan okudu.
Bu süreçte sadece Türkiye’deki gelişmelere değil, Ortadoğu’ya da dikkatle bakmak gerektiğini belirten Ağın, Güney Kürdistan’da ciddi gelişmelerin olabileceğini, İran Kürdistan’ındaki isyanın devam ettiğini, Rojava’da Kürt güçleri ile Suriyeli komünistlerin çalışmalarını ve aynı zamanda Moskova’daki Türkiye, İran ve Türkiye zirvesinin toplanmasının bu günlere rast gelmesinin manidar olduğunu belirtti.
Ağın gönderdiği mesajda Türkiye’nin çok önemli bir yol ayrımında olduğuna dikkat çekerek, seçimlerden sonra hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını savunarak nasıl olursa olsun solun etkisini arttırması gerektiğini belirtti. Ömer Ağın mesajında bunun içinde Yeşil Sol Parti’nin desteklenmeye çağırdı.
Politika Gazetesi adına panele katılan Kemal Atakan ise, devrimci süreci ilerletmek bakımından seçim sürecinin yarattığı olanaklara kilitlenmek gerektiğini belirterek, “sahada yürüyen mücadeleyi meclise taşımak, mecliste elde edilen başarı ile sahadaki mücadeleyi desteklemek” gerekir dedi.
Lenin’in “Burjuva palamentosunun ve bütün öteki kurumlarını dağıtmaya gücümüz yetmediği sürece, bu kurumlarda çalışmak zorundayız… Bunu yapmazsanız gevezeden başka bir şey değilsiniz” sözünü hatırlatan Atakan, Lenin’in komünistler için “palamentonun ömrünün doldurması”nın sınıf ve yığınlar için de doldurduğu anlamına gelmediğine dikkat çekti. Atakan, bu nedenle seçim süreçlerinin elden geldiğince fazlasıyla değerlendirmek gerektiğini savundu.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Politika Gazetesi okurları olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıklayan Atakan, bunu yaparken KK’nın, CHP’nin ve Millet İttifakı’nın işçi sınıfına, sola, komünistlere karşı olduklarını akıldan çıkarmadıklarını ve bir beklentilerinin olmadığını da belirtti. Önemli olanın Saray’ın yıkılması olduğunu belirtten Atakan, yıkılan Saray’ın enkazının altında Millet İttifakının da kalacağını belirtti.
Seçimlerin olağanüstü koşullarda yapıldığını belirtten Atakan, önümüzdeki seçeneklerin “ya daha karanlık bir diktadörlük süreci, ya da emek ve özgürlük güçlerinin yeni bir yol açması bakımından daha elverişli koşullar” olduğunu savundu. Birleşik mücadelenin sınıf mücadelesinin yükselişinin anahtarı olduğunu belirten Atakan, HDK ve HDP’nin kuruluşunun Kürt hareketinin vekil çıkarmak için sola ihtiyaç duyduğu için değil, Kürt özgürlük hareketi ile sınıf hareketinin birliiğinin sağlanması için gerçekleştiğini savundu. Bu açıdan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın da zayıflıklarına rağmen “cephe” mantığı ile geliştirilmesinin, kendi meclislerini, öz savunma organlarını kurması ve gelecekte de kendi partisini kurmak hedefiyle hareket etmesi gerektiğini belirtti.
14 Mayıs seçimlerinde tek liste ile girilmesi gerektiğini savunduklarını belirtten Kemal Atakan, fakat artık liste tartışmalarının sürdürülmesinin bir anlamı kalmadığını, bu süreçte yapılan hataların muhasebesinin ancak 15 Mayıs’tan sonra yapılması gerektiğini savundu. “Bugün tartışmamız gereken faşizme karşı mücadeleyi omuz omuza büyütmek” diyen Atakan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Türkiye’nin 100 yıllık mücadele sürecinde elde edilen en ileri siyasi kazanım olduğunu söyledi.
Bulundukları her alanda Yeşil Sol Parti için çalıştıklarını belirten Atakan, seçim günü de sandıklara sahip çıkmanın önemine dikkat çekti.
Verilen aradan sonra devam eden panelde katılımcılarla yapılan tartışmalar sonrasında seçim sonuçlarının değerlendirilmesi amacıyla buluşmak üzere panel bitirildi.
HABER MERKEZİ
















