Künye   Hakkımızda
19 Ağustos 2026, Çarşamba
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

MUSTAFA SUPHİ VE 15’LERİN YOLDAŞI: İNSANLIKTA, BARIŞTA, DEMOKRASİDE VE SOSYALİZMDE ISRAR ETMEK..

Mehmet Ali ALÇINKAYA, Mustafa Suphi ve 15’lerin TKP saflarında başlattığı sosyalizm, barış, demokrasi ve enternasyonal dayanışma yürüyüşünden doğru çözüm sürecini değerlendirdi.

19 Ağustos 2026
MUSTAFA SUPHİ VE 15’LERİN YOLDAŞI: İNSANLIKTA, BARIŞTA, DEMOKRASİDE VE SOSYALİZMDE ISRAR ETMEK..
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Son yazısında Mustafa Suphi ve 15’lerin TKP saflarında başlattığı sosyalizm, barış, demokrasi ve enternasyonal dayanışma yürüyüşünden doğru çözüm sürecini değerlendiren Mehmet Ali ALÇINKAYA, “Ancak tarihsel mirasa sahip çıkmak, geçmişi yalnızca anmakla yetinmek değildir. Asıl görev, bu mirasın özgürlükçü ve eşitlikçi özünü günümüz koşullarında yeniden yorumlamak; barış, demokrasi, özgürlük ve sosyalizm mücadelesini toplumun bütün ezilenleriyle buluşturmak ve geleceği örgütlü bir toplumsal iradeyle kurmaktır.” Dedi. Alçınkaya’nın yazısının tamamı şu şekilde:

Mustafa Suphi ve 15’lerin TKP saflarında başlattığı sosyalizm, barış, demokrasi ve enternasyonal dayanışma yürüyüşünden; Kürt özgürlük hareketinin demokratik siyasetiyle buluşarak demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma temelinde demokratik Cumhuriyetin, demokratik ulusun ve demokratik toplumun inşasına yürümek… Çerçeve yasayı demokratik çözümün hukuki güvencesine, ikinci aşama demokratikleşmeyi toplumsal yaşamın özgürleştirilmesine, enternasyonal dayanışmayı halkların ortak özgürlük mücadelesine dönüştürmek; zindanlarda yaşamı özgürleştirmek, umudu ve inancı büyütmek, örgütlenmek, örgütlemek, mücadele etmek ve barışı toplumsallaştırmak; sosyalizmde ısrar etmek, insanlıkta ısrar etmektir.

Tarih, yalnızca geçmişte yaşanan olayların toplamı değildir. Tarih, insanlığın özgürlük, eşitlik, adalet ve kardeşlik arayışının birikimidir. Mustafa Suphi ve 15’lerin mirası da bu tarihsel arayışın Türkiye topraklarındaki önemli halkalarından biridir. Onların sosyalizm, enternasyonalizm ve emekçilerin özgürlüğü uğruna yürüttüğü mücadele, bugün hâlâ tamamlanmayı bekleyen büyük özgürlük yürüyüşünün tarihsel hafızasında yaşamaktadır.

Ancak tarihsel mirasa sahip çıkmak, geçmişi yalnızca anmakla yetinmek değildir. Asıl görev, bu mirasın özgürlükçü ve eşitlikçi özünü günümüz koşullarında yeniden yorumlamak; barış, demokrasi, özgürlük ve sosyalizm mücadelesini toplumun bütün ezilenleriyle buluşturmak ve geleceği örgütlü bir toplumsal iradeyle kurmaktır.

Bugün önümüzde duran temel mesele, yalnızca geçmişin mücadelelerini hatırlamak değil; o mücadelelerden güç alarak bugünün demokratik dönüşümünü gerçekleştirebilmektir. Çünkü tarih kendiliğinden ilerlemez. Tarihi, inanan, örgütlenen, mücadele eden ve kendi geleceğini kurma iradesi gösteren insanlar ve toplumlar yaratır.

Bu nedenle umudu büyütmek, gerçeklerden kopuk bir iyimserlik değildir. Umut, mücadeleyle anlam kazanan tarihsel bir iradedir. İnanç ise beklemek değil, örgütlenerek geleceğe müdahale etmektir.

TARİHSEL MİRASTAN DEMOKRATİK SİYASETE;

Mustafa Suphi ve 15’lerin mirası; işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilen halkların özgürlüğünü savunan enternasyonalist bir mücadele anlayışını ifade eder. Kürt özgürlük hareketinin geliştirdiği demokratik siyaset ise özgürlüğün yalnızca iktidarın ele geçirilmesiyle değil, toplumun kendi demokratik kapasitesinin geliştirilmesiyle kurulabileceğini ortaya koymuştur.

Bu iki tarihsel deneyimi birbirinin aynısı olarak değerlendirmek doğru değildir. Her birinin kendi tarihsel koşulları, mücadele biçimleri ve siyasal deneyimleri vardır. Fakat insanın ve toplumun özgürleşmesi, emekçilerin hakları, halkların kardeşliği, demokrasi ve enternasyonal dayanışma gibi ortak değerler, farklı mücadele geleneklerinin buluşabileceği güçlü bir zemin yaratmaktadır.

Kürt özgürlük hareketinin demokratik siyasetiyle buluşmak, kendi tarihsel kimliğinden vazgeçmek değil; farklı özgürlük mücadelelerinin ortak geleceğini kurabilmektir.

Bugün ihtiyaç duyulan, mücadeleleri birbirinden koparmak değil; ortak demokratik değerler etrafında buluşturmak, birbirinden öğrenmek ve ortak mücadele zeminlerini büyütmektir.

Çünkü özgürlük, tek bir halkın, sınıfın veya toplumsal kesimin özgürlüğü olarak kurulamaz. Birinin özgürlüğünün diğerinin özgürlüğünü tehdit etmediği; tersine birbirini güçlendirdiği bir demokratik toplum yaratmak zorundayız.

ÇERÇEVE YASA: BARIŞIN HUKUKİ VE DEMOKRATİK GÜVENCESİ;

Barışın kalıcılaşması yalnızca siyasal irade beyanlarıyla mümkün değildir. Barışın toplumsallaşması ve demokratikleşmenin kalıcı hale gelmesi için hukuki güvencelere ihtiyaç vardır.

Bu açıdan çerçeve yasa, demokratik çözüm sürecinin temel ilkelerini ve demokratikleşmenin hukuki zeminini güvence altına alan önemli bir araç olarak ele alınmalıdır.

Ancak çerçeve yasayı yalnızca bir hukuk metni olarak görmek, onun tarihsel ve siyasal anlamını daraltmak olur. Asıl mesele, savaş ve inkâr siyasetinden demokratik çözüm ve ortak yaşama geçişin hukuki çerçevesini oluşturabilmektir.

Çerçeve yasa; düşünce ve ifade özgürlüğünden örgütlenme hakkına, siyasal katılımdan yerel demokrasinin güçlendirilmesine, eşit yurttaşlıktan kimlik ve kültürel hakların güvence altına alınmasına kadar geniş bir demokratikleşme perspektifiyle ele alınmalıdır.

Fakat hiçbir yasa tek başına barışı yaratamaz.

Yasayı yaşama geçirecek olan örgütlü toplumdur.

Hukuki düzenlemeleri demokratik yaşam kültürüyle buluşturacak olan halkın iradesidir.

Bu nedenle çerçeve yasa bir son değil, demokratik toplumun inşasına açılan bir kapı olarak görülmelidir.

Hukuki güvence olmadan kalıcı barış eksik; örgütlü toplum olmadan demokratikleşme eksik; toplumsal mücadele olmadan özgürlük eksiktir.

İKİNCİ AŞAMA: DEMOKRATİKLEŞMEYİ TOPLUMSALLAŞTIRMAK;

Barış sürecinde çatışmanın sona ermesi ve siyasal çözüm iradesinin ortaya çıkması ne kadar önemliyse, ikinci aşamada demokratikleşmenin toplumsallaştırılması da o kadar belirleyicidir.

Çünkü savaşın sona ermesi, tek başına demokratik toplumun kurulması anlamına gelmez.

İkinci aşama demokratikleşme; hukuk sisteminin demokratikleştirilmesini, siyasal alanın genişletilmesini, yerel demokrasinin güçlendirilmesini, kadınların ve gençlerin siyasete etkin katılımını, emekçilerin haklarının güvence altına alınmasını ve toplumun bütün farklılıklarının eşit yurttaşlık temelinde tanınmasını gerektirir.

Demokrasi yalnızca sandıkta oy kullanmak değildir.

Demokrasi; mahallede, işyerinde, okulda, belediyede, parlamentoda ve yaşamın bütün alanlarında söz ve karar sahibi olmaktır.

Bu nedenle ikinci aşama demokratikleşmenin temel öznesi toplum olmalıdır. Toplum yalnızca devletin yapacağı düzenlemeleri bekleyen bir kitle değil, kendi geleceğini örgütleyen aktif bir özne haline gelmelidir.

Demokratikleşmenin gerçek güvencesi, örgütlü ve bilinçli toplumdur.

UMUDU VE İNANCI BÜYÜTMEK;

Uzun çatışmaların, acıların, baskıların ve hayal kırıklıklarının ardından toplumun en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri umuttur.

Fakat umut, sorunların kendiliğinden çözüleceğine inanmak değildir.

Umut, zor koşullarda bile başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanmak ve o dünyayı kurmak için harekete geçmektir.

İnanç da aynı şekilde pasif bir bekleyiş değildir. İnanç, mücadeleye dönüşmediğinde yalnızca bir temenni olarak kalır. Mücadele ise örgütlenmediğinde süreklilik kazanamaz.

Bu nedenle bugün ihtiyacımız olan şey:
Umudu büyütmek, inancı güçlendirmek, örgütlenmek, örgütlemek ve mücadeleyi süreklileştirmektir.

Her mahallede bir umut, her mecliste bir söz, her örgütlenmede bir dayanışma, her demokratik mücadelede geleceğin küçük bir parçasını kurmak zorundayız.

Çünkü büyük toplumsal dönüşümler, insanların günlük yaşamda attığı küçük ama kararlı adımların birikiminden doğar.

ÖRGÜTLENMEK VE ÖRGÜTLEMEK;

Örgütlenmek, yalnızca bir yapı içinde yer almak değildir. Örgütlenmek; ortak bir düşünceyi, ortak bir iradeyi ve ortak bir yaşam anlayışını birlikte kurabilmektir.

Örgütlemek ise insanları yalnızca bir araya getirmek değil; onları kendi yaşamlarının öznesi haline getirecek demokratik ilişkiler kurmaktır.

Bu nedenle demokratik toplumun inşasında örgütlenme, bir araç olmanın ötesinde başlı başına bir özgürleşme pratiğidir.

Mahalle meclisleri, yerel demokratik yapılar, emek örgütleri, kadın örgütlenmeleri, gençlik çalışmaları, ekoloji mücadeleleri, kültür ve sanat alanları, kooperatifler ve demokratik kitle örgütleri; toplumun kendi kendisini yönetme kapasitesini geliştiren alanlardır.

Örgütlü toplum, yalnızca daha güçlü bir toplum değildir.

Örgütlü toplum, kendi geleceğini belirleme hakkına sahip toplumdur.

Bu nedenle örgütlenmekten korkmamak, örgütlemeyi yalnızca siyasal bir görev olarak değil, toplumsal özgürlüğün temel koşulu olarak görmek gerekir.

BARIŞI TOPLUMSALLAŞTIRMAK;

Barış yalnızca siyasi aktörlerin masasında konuşulan bir konu olarak kalırsa kalıcılaşamaz.

Barışın gerçek sahibi toplumdur.

Bu nedenle barışı toplumsallaştırmak, barış fikrini toplumun gündelik yaşamının bir parçası haline getirmektir.

İnsanların birbirini düşmanlaştıran dilden uzaklaşması, farklılıklarla birlikte yaşamayı öğrenmesi, gençlerin ölüm yerine geleceği konuşması, kadınların şiddet yerine özgürlüğü yaşaması, emekçilerin sömürü yerine adaleti savunması ve halkların birbirini tehdit olarak değil, ortak yaşamın eşit özneleri olarak görmesi barışın toplumsallaşmasıdır.

Barış yalnızca silahların susması değildir.

Barış; siyasetin demokratikleşmesi, hukukun eşit uygulanması, toplumun örgütlenmesi ve yaşamın özgürleşmesidir.

Bu nedenle barışı savunmak yetmez; barışı örgütlemek gerekir.

Barış kültürünü ailede, okulda, mahallede, işyerinde, sendikada, siyasette ve bütün toplumsal alanlarda büyütmek gerekir.

ZİNDANLARDA BİLE YAŞAMI ÖZGÜRLEŞTİRMEK;

Özgürlük mücadelesinin en ağır sınavlarından biri zindanlarda yaşanır. Zindan yalnızca bedeni sınırlamaz; düşünceyi, iradeyi ve umudu teslim almaya çalışır.

Fakat tarih göstermiştir ki duvarlar düşünceleri hapsedemez.

Zindanlarda yaşamı özgürleştirmek; insanın onurunu, düşüncesini, dayanışmasını ve geleceğe ilişkin umudunu korumaktır.

Bu nedenle özgürlük mücadelesi, özgürlüğün en fazla sınırlandırıldığı yerde de sürdürülmelidir.

Demokratik toplum, özgürlüğü yalnızca kendisi için değil, özgürlüğü elinden alınanlar için de savunabilen toplumdur.

Bir insanın özgürlüğü sınırlandırıldığında toplumun özgürlüğü de eksilir.

Bu nedenle demokratikleşmenin ikinci aşaması, özgürlüklerin bütün toplumsal kesimler için gerçek ve güvenilir güvencelere kavuşmasını sağlamalıdır.

“AKIN VAR GÜNEŞE AKIN”: GELECEĞE DOĞRU YÜRÜMEK;

Nâzım Hikmet’in “Akın var güneşe akın / Güneşin zaptı yakın” dizelerinde ifade edilen umut, karanlığın sonsuza kadar sürmeyeceğine duyulan inancın şiirsel ifadesidir.

Bugün güneşe yürümek; savaşın, inkârın, sömürünün, otoriterliğin ve ayrımcılığın karanlığından demokratik ve özgür bir geleceğe doğru yürümektir.

Fakat güneşe yürümek yalnızca bir hedef belirlemek değildir.
Yürümek, mücadele etmektir.

Mücadele etmek, örgütlenmektir.

Örgütlenmek, umudu toplumsal güce dönüştürmektir.

İşte bu nedenle geleceğe ilişkin inancımızı bugünün örgütlü mücadelesiyle buluşturmak zorundayız.

Gelecek, bekleyenlerin değil; onu kurmak için mücadele edenlerin olacaktır.

“BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE”

Nâzım Hikmet’in “bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” sözleri, özgür birey ile dayanışmacı toplum arasındaki ilişkiyi güçlü biçimde ifade eder.

Demokratik toplum da bu iki değeri birlikte savunmalıdır: bireyin özgürlüğü ve toplumun dayanışması.

Her insan kendi kimliğiyle, diliyle, inancıyla ve düşüncesiyle özgür olmalı; aynı zamanda ortak yaşamın sorumluluğunu taşımalıdır.

Demokratik ulus fikri de burada anlam kazanır: farklılıkları ortadan kaldırmadan, onları eşit ve özgür bir ortak yaşam içerisinde buluşturmak.

Bu anlayış, hem bireysel özgürlüğü hem de toplumsal dayanışmayı güvence altına alan yeni bir yaşam kültürünün temelidir.

ŞEYH BEDREDDİN’DEN DEMOKRATİK KOMÜNAL YAŞAMA;

Şeyh Bedreddin’in tarihsel mirasında yankılanan ortaklaşmacı yaşam düşüncesi, bugün demokratik komünal toplum arayışları açısından yeniden okunabilir.

“Yârin yanağından gayrı her yerde, her şeyde birlikte” fikri; emeğin, yaşamın ve toplumsal değerlerin paylaşılması düşüncesini güçlü biçimde ifade eder.

Bugün bu anlayışı çağdaş koşullarda yeniden kurmak; mahallelerden kentlere, yerel yönetimlerden kooperatiflere, kadın örgütlenmelerinden emek ve ekoloji mücadelelerine kadar toplumun kendi yaşamını ortaklaşa örgütleyebilmesidir.

Demokratik toplum yalnızca hukuki bir statü değil; birlikte üretme, birlikte karar alma, birlikte direnme ve birlikte yaşama kültürüdür.

DEMOKRATİK, EKOLOJİK VE KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ SOSYALİZM;

yüzyıl sosyalizmi, geçmişin bütün deneyimlerinden öğrenerek kendisini yenilemek zorundadır.

Sosyalizm yalnızca ekonomik eşitlik değildir; insanın kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olmasıdır.

Kadın özgürlüğü olmadan sosyalizm eksiktir.

Ekolojik yaşam olmadan sosyalizm geleceksizdir.

Demokrasi olmadan sosyalizm toplumsal özünü kaybeder.

Enternasyonal dayanışma olmadan sosyalizm, halkların ortak özgürlük ufkunu daraltır.

Bu nedenle demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü sosyalizm; emeği, özgürlüğü, eşitliği, doğayı, kadınların özgürlüğünü ve halkların kardeşliğini aynı bütünlük içerisinde ele almalıdır.

Sosyalizmde ısrar, geçmişin dogmalarında ısrar etmek değil; insanlığın özgürleşme idealini çağın ihtiyaçlarıyla buluşturma kararlılığıdır.

ENTERNASYONAL DAYANIŞMA: ORTAK ÖZGÜRLÜK UFKU;

Mustafa Suphi ve 15’lerin mirasının önemli boyutlarından biri enternasyonalizmdir.
Enternasyonalizm, başka halkların acılarına uzaktan bakmak değil; onların özgürlük, adalet ve barış mücadelelerini insanlığın ortak mücadelesinin bir parçası olarak görmektir.

Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında demokrasi, emek, kadın özgürlüğü, ekoloji ve halkların kendi kaderini belirleme hakkı için mücadeleler sürmektedir.

Türkiye’deki demokratikleşme mücadelesi de bu küresel özgürlük arayışından kopuk değildir.

Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle dayanışmak, dünyanın farklı yerlerindeki emekçilerin, kadınların ve ezilenlerin mücadeleleriyle ortaklaşmak; enternasyonalizmin günümüz koşullarındaki somut ifadeleridir.

Bir halkın özgürlüğü başka bir halkın özgürlüğünün düşmanı değil, insanlığın ortak özgürleşmesinin parçasıdır.

DEMOKRATİK CUMHURİYETTEN DEMOKRATİK TOPLUMA;

Demokratik Cumhuriyet, farklı kimliklerin ve inançların eşit yurttaşlık temelinde birlikte yaşayabileceği siyasal zemindir.

Demokratik ulus, farklılıkların inkâr edilmeden ortak yaşam içerisinde buluşmasıdır.

Demokratik toplum ise bütün bunların gündelik yaşamda ete kemiğe bürünmesidir.

Bu nedenle ikinci aşama demokratikleşmenin hedefi yalnızca devlet kurumlarını yeniden düzenlemek değil; toplumun demokratik özneleşmesini güçlendirmektir.

Mahallelerden kentlere, yerel yönetimlerden parlamentoya, sendikalardan kadın ve gençlik örgütlenmelerine kadar toplumun bütün alanlarında söz ve karar hakkı büyütülmelidir.

Demokrasi bir sonuç değil, sürekli inşa edilen bir yaşam biçimidir.

Barış da öyledir.
Özgürlük de.
Sosyalizm de.
Ve bütün bunların güvencesi, örgütlü toplumdur.

SÖZÜMÜZ İNSANLIĞA, YÜRÜYÜŞÜMÜZ ÖZGÜRLÜĞE;

Bugün Mustafa Suphi ve 15’lerin yolundan yürümek, geçmişin sloganlarını tekrarlamakla yetinmek değildir. Onların sosyalizm ve enternasyonalizm idealini; Kürt özgürlük hareketinin demokratik siyasetiyle, demokratik çözüm iradesiyle, çerçeve yasanın hukuki güvencesiyle ve ikinci aşama demokratikleşmenin toplumsal dönüşümüyle buluşturabilmektir.

Zindanlarda yaşamı özgürleştirmek, sokakta barışı büyütmek, demokratik siyaseti güçlendirmek, kadın özgürlüğünü toplumsallaştırmak, doğayı savunmak, emeğin hakkını korumak, halkların eşit ve özgür birlikteliğini kurmak ve toplumu örgütlemek; demokratik Cumhuriyetin ve demokratik toplumun inşasının birbirini tamamlayan adımlarıdır.

Bugün ihtiyacımız olan şey, umutsuzluğa teslim olmak değil; umudu örgütlü mücadeleye dönüştürmektir.

İnancımızı yalnızca sözle değil, yaşamımızla göstermek zorundayız.

Çünkü hiçbir toplumsal dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmez.

Örgütlenmeden umut kalıcılaşmaz.

Mücadele etmeden demokrasi derinleşmez.

Toplumsallaştırmadan barış kalıcılaşmaz.

Dayanışmayı büyütmeden özgürlük çoğalmaz.

Bu nedenle sözümüz yalnızca bugüne değil, geleceğedir:
Söz verdik; umudu büyüteceğiz.
Söz verdik; inancı mücadeleye dönüştüreceğiz.
Söz verdik; örgütleneceğiz ve örgütleyeceğiz.
Söz verdik; barışı toplumsallaştıracağız.
Söz verdik; demokratik toplum yaşamını özgürleştireceğiz.
Söz verdik; demokratik çözümü hukuki güvenceye kavuşturacağız.
Söz verdik; ikinci aşama demokratikleşmeyi toplumun bütün alanlarında büyüteceğiz.
Söz verdik; halkların enternasyonal dayanışmasını güçlendireceğiz.
Söz verdik; kadın özgürlüğünü, ekolojik yaşamı ve emeğin onurunu savunacağız.

Nâzım’ın çağrısıyla güneşe doğru yürüyeceğiz.
Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine yaşayacağız.
Şeyh Bedreddin’in ortak yaşam düşünden güç alarak emeği, dayanışmayı ve komünal yaşamı büyüteceğiz.

Mustafa Suphi ve 15’lerin sosyalizm ve enternasyonalizm mirasını, Kürt özgürlük hareketinin demokratik siyasetiyle ve çağımızın demokratik toplum arayışlarıyla buluşturacağız.

Çerçeve yasayı demokratik çözümün hukuki güvencesi, ikinci aşama demokratikleşmeyi toplumsal dönüşümün yolu, örgütlü toplumu demokratik yaşamın gücü, enternasyonal dayanışmayı ise halkların ortak özgürlük ufku olarak göreceğiz.

Ve bütün bunları yalnızca düşünmekle kalmayacak, örgütlenecek, örgütleyecek ve mücadele edeceğiz.

Çünkü biliyoruz:
Sosyalizmde ısrar etmek, insanlıkta ısrar etmektir.

Barışta ısrar etmek, yaşamda ısrar etmektir.

Demokraside ısrar etmek, halkın iradesinde ısrar etmektir.

Kadın özgürlüğünde ısrar etmek, toplumun özgürlüğünde ısrar etmektir.

Ekolojik yaşamda ısrar etmek, gelecekte ısrar etmektir.

Enternasyonal dayanışmada ısrar etmek, insanlığın ortak özgürlüğünde ısrar etmektir.

Örgütlenmekte ısrar etmek, geleceğimizi kendi ellerimize almakta ısrar etmektir.

Ve nihayet:
Demokratik toplumda ısrar etmek, insanın kendi yaşamının öznesi olmasında ısrar etmektir.

Umudu büyüteceğiz.
İnancı büyüteceğiz.
Örgütleneceğiz.
Örgütleyeceğiz.
Mücadele edeceğiz.
Barışı toplumsallaştıracağız.

Çünkü biliyoruz ki gelecek, kendiliğinden gelmeyecek.
Gelecek; inananların, örgütlenenlerin, mücadele edenlerin ve özgür bir yaşamı birlikte kuranların eseri olacaktır.

Akın var güneşe akın…
Güneşin zaptı yakın.
Çünkü özgürlük uzak bir hayal değil; birlikte mücadele ederek, örgütlenerek ve barışı toplumsallaştırarak kuracağımız demokratik yaşamın kendisidir.

Haber Merkezi

Previous Post

Altında kısmi yükseliş

Next Post

ABD, UCM başkanı ve avukatına yaptırım uyguladı

İlgili Haberler

İran Meclis Başkanı Irak’ta
Gündem

İran Meclis Başkanı Irak’ta

19 Ağustos 2026
Hindistan’da otel yangını: 9 kişi yaşamını yitirdi, 15 yaralı
Gündem

Hindistan’da otel yangını: 9 kişi yaşamını yitirdi, 15 yaralı

19 Ağustos 2026
İrfan Kaygısız ile Türkiye işçi sınıfının kompozisyonu üzerine: “Sınıfın birliği sendikal alandan değil, siyasal alandan sağlanabilir”
Gündem

İrfan Kaygısız ile Türkiye işçi sınıfının kompozisyonu üzerine: “Sınıfın birliği sendikal alandan değil, siyasal alandan sağlanabilir”

19 Ağustos 2026
ABD, UCM başkanı ve avukatına yaptırım uyguladı
Gündem

ABD, UCM başkanı ve avukatına yaptırım uyguladı

19 Ağustos 2026
Altında kısmi yükseliş
Gündem

Altında kısmi yükseliş

19 Ağustos 2026
Furkan Vakfı’na soruşturma: Alparslan Kuytul ve Semra Kuytul gözaltına alındı
Gündem

Furkan Vakfı’na soruşturma: Alparslan Kuytul ve Semra Kuytul gözaltına alındı

19 Ağustos 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir
Politika'dan Yorum

Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir

Politika Haber
9 Ağustos 2026
Politika'dan Söyleşi
Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor
Politika'dan Söyleşi

Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor

Politika Haber
12 Ağustos 2026

EN SON HABERLER

İran Meclis Başkanı Irak’ta

İran Meclis Başkanı Irak’ta

19 Ağustos 2026
Hindistan’da otel yangını: 9 kişi yaşamını yitirdi, 15 yaralı

Hindistan’da otel yangını: 9 kişi yaşamını yitirdi, 15 yaralı

19 Ağustos 2026
İrfan Kaygısız ile Türkiye işçi sınıfının kompozisyonu üzerine: “Sınıfın birliği sendikal alandan değil, siyasal alandan sağlanabilir”

İrfan Kaygısız ile Türkiye işçi sınıfının kompozisyonu üzerine: “Sınıfın birliği sendikal alandan değil, siyasal alandan sağlanabilir”

19 Ağustos 2026
ABD, UCM başkanı ve avukatına yaptırım uyguladı

ABD, UCM başkanı ve avukatına yaptırım uyguladı

19 Ağustos 2026
MUSTAFA SUPHİ VE 15’LERİN YOLDAŞI: İNSANLIKTA, BARIŞTA, DEMOKRASİDE VE SOSYALİZMDE ISRAR ETMEK..

MUSTAFA SUPHİ VE 15’LERİN YOLDAŞI: İNSANLIKTA, BARIŞTA, DEMOKRASİDE VE SOSYALİZMDE ISRAR ETMEK..

19 Ağustos 2026
Altında kısmi yükseliş

Altında kısmi yükseliş

19 Ağustos 2026
Furkan Vakfı’na soruşturma: Alparslan Kuytul ve Semra Kuytul gözaltına alındı

Furkan Vakfı’na soruşturma: Alparslan Kuytul ve Semra Kuytul gözaltına alındı

19 Ağustos 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!