Muş Devlet Hastanesi’nin tedavi yerine çevre kentlere yaptığı sevkler nedeniyle “sevk hastanesi” olarak anıldığını söyleyen SES Şube Eşbaşkanı Sevda Arslan, sorunların çözümüne dair atılması gereken ilk adımın istihdam sağlamak olduğunu belirtti.
Sağlık sisteminde derinleşen sorunlar en temel insan hakkından olan sağlık hizmetine erişimi ciddi şekilde engelliyor. Özellikle Kürdistan kentlerinde finansman yetersizliği, kaynakların adil dağılmaması ve uzman doktor eksikliği gibi sorunlar, bu sorunların başında geliyor. Halk arasında “sevk hastanesi” olarak anılan Muş Devlet Hastanesi de bu hastanelerin başında geliyor. Hastaneye giden hastalar, tedavi olmaları yerine ilk tetkiklerinin ardından Erzirom, Amed, Xarpêt ve Wan gibi çevre kentlere sevk ediliyor.
Sağlık Bakanlığı’nın online hastane randevu sistemi Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde (MHRS), 1 Ocak itibariyle Mûş merkez ve beş ilçe devlet hastanesi kayıtlı, bu hastanelerde ise 36 ayrı bölüm bulunuyor. Bu bölümlerden “sigara bıraktırma” ve “nükleer tıp” bölümleri hariç 34 bölümün 14’ünden randevu alınabiliyor. Bazı bölümler için direkt olarak (bağlantılı bölümün sevk etmesi gerekiyor), bazı bölümler için bulunmadığı için randevu alınamıyor. Doğum oranının en fazla olduğu kentlerin başında gelen Mûş’ta, kadın hastalıkları bölümü için sadece Milazgir (Malazgirt) ve Kop (Bulanık) ilçe devlet hastanelerinde randevu mevcut. Kentte, devlet hastanesinin yanı sıra da bir özel hastane bulunuyor. Sağlık hizmetinin neredeyse olmadığı kente dair devletin çözümü ise yeni bir hastane inşa etmek. Yeni hastanenin bu yılın Mayıs ayında hizmete gireceği duyuruldu. Ancak çalışan yetersizliği, randevu sistemindeki sorunlar, hızlı muayene ile hastaların tedaviye erişmemesine dair soru işaretleri devam ediyor.
Konuya dair Sağlık ve Sosyal Bilim Emekçileri Sendikası (SES) Mûş Şube Eşbaşkanı Sevda Arslan ile konuştuk.
6 DEVLET HASTANESİ VAR
Kentte bir özel, ilçeler dahil toplam 6 devlet hastanesi olduğunu aktaran Sevda Arslan, “Mûş nüfusuna baktığımızda, genç ve çocuk nüfusu yüksek. Hastalık potansiyeli yüksek. Çok fazla hasta var. Hastaneye giriş ve başvuru çok fazla ama yeterli hastane, sağlık çalışanı yok. Bundan kaynaklı olarak da hastalar polikliniklerde sürekli uzun bekleme süreleriyle karşı karşıya kalıyorlar. Bu bekleme sürelerinin sonucunda da kendilerinde bıkmışlık, usanmışlık oluşuyor. Hali hazırda toplumda, sağlığa erişememekten kaynaklı bir tahammülsüzlük var. Bir günde 80 hastaya bakan bir doktor, o bekleyen hastayla sağlıklı bir iletişim kurup tanı yapamıyor” diye belirtti. Polikliniklerdeki uzun beklemelerin artması sebebiyle bazı hastaların acil birimlerine giderek, burada randevu almaya çalıştıklarını söyleyen Sevda Arslan, bundan kaynaklı olarak bu kez acil serviste yoğunluğun arttığını söyledi.
‘SEVK HASTANESİ’ DENİLİYOR
Özellikle kadın doğum servisinde ciddi yoğunluk olduğunu dile getiren Sevda Arslan, “Kadın doğum polikliniğinde doktor bir günde 70 ve üzeri hatta bazen 90’a yakın hastaya bakıyor. Bu da o doktorun mental olarak yıpranmasına, sağlık yönünden iyi değerlendirme yapamamasına,hastanın kendisini ifade edecek yeterli süreyi alamamasına neden oluyor. Bazen köylerden, uzak ilçeden gelenler oluyor. Bir kere yakalamış olduğu tedavi şansı bu şekilde tanınmış oluyor. Bazen tam tanı konulamadan evine dönmek zorunda kalan hastalar bile oluyor. Aynı sıkıntı ve sorunlar cildiye, çocuk polikliniklerinde de yaşanıyor. Hastalar sürekli olarak mağduriyet yaşıyor. Genel olarak bizi ‘sevk hastanesi’ olarak görüyorlar ve bu doğru. Hastanede yeterli ekipman ve personel olmadığı için hastalar genellikle il dışına sevk edilerek üçüncü basamak merkezlere yönlendiriliyorlar. Bu sevk yollarında bazen kötü sonuçlarla karşılaşıyorlar. Ya da gittikleri yerlerde konaklayacak bir yer bulamıyorlar. Bu da tedaviye erişememelerine sebep oluyor” ifadelerini kullandı.
İLK ADIM İSTİHDAM
SES olarak pek çok kez Mûş için yaptıkları çağrıda atılması gereken adımların başında istihdamın geldiğini söylediklerini ifade eden Sevda Arslan, personel istihdamının az da olsa yaşanan sorunları minimalize edebileceğini dile getirdi. Sevda Arslan, şöyle devam etti: “Bu hem hasta ile ilgilenmeyi arttırır hem de sağlık personellerinin omuzlarındaki yükü azaltır. Çünkü 3 kişinin yapacağı işi bir kişi yaptığı için sıkıntılar büyüyor. Hastanede olmayan çocuk endokroloji, çocuk hematoloji gibi bölümlerin hastanede açılarak gerekli istihdamın sağlanması da sevklerin önüne geçebilir.”
MA / Ceylan Şahinli

















