Almanya’dan yaşayan ve 2018 yılından bu yana Türkiye’ye düzenli olarak gelip giden 26 yaşındaki Alman Nico Smit, bu yıl Kürt kültürünü yakından tanımak amacıyla yönünü Colemêrg’e çevirdi. Kürt halkının yaşam biçimine, geleneklerine ve kültürel değerlerine ilgi duyan Nico Smit, yaklaşık 3 bin kilometrelik bir mesafeyi aşarak Almanya’dan Colemêrg’e geldi. Bölgedeki düğünlere, kültürel etkinliklere ve çeşitli sosyal çalışmalara katılan Nico Smit, Kürt kültürünü yerinde görme fırsatı buldu.
Ziyaretleri sırasında edindiği izlenimleri fotoğraf ve video kayıtlarıyla belgeleyen Smit, Kürt kültürünün zenginliğini uluslararası alanda daha görünür kılmayı amaçladığını söyledi. Bölgenin misafirperverliğinden ve kültürel çeşitliliğinden etkilenen Smit, özellikle müzik, folklor, geleneksel yaşam ve toplumsal dayanışma kültürünün kendisinde derin izler bıraktığını ifade etti. Kültürel çalışmalarını dijital platformlarda paylaşan Smit, hazırladığı içeriklerle farklı ülkelerden insanların Kürt kültürünü daha yakından tanımasına katkı sunmayı istediğini söyledi. Colemêrg başta olmak üzere Kürdistan’ın farklı kentlerini ziyaret eden Smit, kültürel farklılıkları kayıt altına aldığını belirti.
‘KÜRT KÜLTÜRÜ DAHA GÖRÜNÜR HALE GELDİ’
Kürt Kültürünü tanımak için Colemêrg’e geldiğinin altını çizen Smit, “Burada halay çekmeyi öğrendim. Kürt kültürü hakkında birçok şey gördüm ve öğrendim. İnsanlar çok misafirperver ve samimi. Burada kendimi oldukça rahat hissettim. Türkiye’yi anlamak için yalnızca batı kentlerini görmek yeterli değil. Kürtlerin yaşadığı bölgeleri ve Kürt kültürünü de tanımak gerekiyor. Arkadaşlarım bana gerçek halk kültürünü görmek istiyorsam Colemêrg’e gelmem gerektiğini söyledi. Buraya geldikten sonra bunun ne kadar doğru olduğunu gördüm” dedi.
Kürt kültünün daha görünür olduğunu gözlemlediğini ifade eden Smit, festival ve kültürel etkinliklerin bu açıdan önemli olduğunu belirtti. Smit, “Gördüğüm kadarıyla bugün Kürt kültürü, dili ve müziği geçmişe göre daha görünür durumda. Festivaller düzenleniyor, insanlar kültürlerini daha açık şekilde yaşayabiliyorlar. Bunun uzun yıllar süren mücadelelerle bağlantılı olduğunu düşünen çok sayıda insan var. Siyaset ve kültür üzerine düşündüğümde, insanların hak ve özgürlük taleplerini farklı yöntemlerle dile getirdiklerini görüyorum. Protestolar, gösteriler ve demokratik eylemler de bunun bir parçası. Sonuç olarak ben barışın, diyaloğun ve demokratik çözüm yollarının herkes için daha iyi olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı.
‘KARŞILIKLI ADIMLARIN ATILMASI GEREKİYOR’
Avrupa’da Kürt sorunu ve çözüm tartışmalarının yeterince gündeme gelmediğini, buna rağmen süreci yakından takip etmeye çalıştığını kaydeden Smit, “Avrupa medyasında bu konu hakkında çok az şey konuşuluyor. Ben kendi araştırmalarımı yaptım ve farklı insanlarla konuştum. Elbette barış konusunda umutluyum. Çünkü barış her zaman olumlu bir şeydir. Konuştuğum insanlar arasında farklı görüşler var. Ancak benim gördüğüm kadarıyla barışın gerçekleşebilmesi için karşılıklı adımların atılması gerekiyor. Geçmişte yaşanan acılar nedeniyle bu kolay değil. Birçok insan yakınlarını kaybetti, ağır bedeller ödedi. Buna rağmen insanların birbirini anlamaya çalışması ve empati kurması gerektiğini düşünüyorum” diye belirtti.
‘ABDULLAH ÖCALAN BARIŞÇIL BİR İNSAN’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın barışçıl bir insan olduğunu dile getiren Smit, başlayan sürecin amacına ulaşması için karşılıklı adımların atılması gerektiğini söyledi. Smit, şöyle devam etti: “Abdullah Öcalan barışçıl bir insan ve hep barışı savunuyor. Kürtler demokrasiyi savunurken Türkler ise terörsüz bir Türkiye istiyorlar. Ama ona göre adım da atmıyorlar. Gördüğüm kadarıyla iki taraf aynı şekilde düşünmüyor. Kürt arkadaşlarım demokrasi ve barış sürecinden söz ediyorlar. Bazı Türk arkadaşlarım ise konuya daha çok güvenlik açısından yaklaşıyorlar. Bence barışın gerçekleşebilmesi için iki tarafın da bir şeyler yapması ve adım atması gerekiyor. Şu anda Kürt tarafında daha fazla hareket ve çaba gösterdiğini görüyorum. Ancak kalıcı bir barış için her iki tarafın da katkı sunması gerekiyor. Bence barışın sağlanması için önemli olan şeylerden biri de geçmişle yüzleşmek ve karşılıklı empati kurabilmektir. Abdullah Öcalan konusunda Türkiye toplumunda farklı görüşler olduğunu görüyorum. Bu konuda ne olacağını bilmiyorum. Ancak birçok insanın barış ve demokratik çözüm istediğini düşünüyorum. Kürt toplumunun önemli bir kısmı da Öcalan’ın Kürtlerin hakları için mücadele ettiğine inanıyor.”
MA

















