Künye   Hakkımızda
4 Haziran 2026, Perşembe
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Dicle ve Fırat havzaları yok ediliyor: Su krizi kapıda

Dicle ve Fırat havzalarında HES ve GES projeleri nedeniyle yaşanan değişime dikkat çeken ekolojist Hüseyin Akıl, havzaların doğal karakterini kaybetmesi, biyolojik çeşitliliğin azalması ve su krizlerinin derinleşmesi riskiyle karşı karşıya olunduğunu söyledi.

4 Haziran 2026
Dicle ve Fırat havzaları yok ediliyor: Su krizi kapıda
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Dicle ve Fırat havzaları ile Zap Vadisi’nden Aras Havzasını kapsayan bölgede Hidroelektrik Santral (HES) ve Güneş Enerji Santrali (GES) projeleri hız kesmeden sürerken, havzanın geleceği ise yok olma ile karşı karşıya. Havzada 169 HES ve 75 GES projesi faaliyette bulunurken, 43 HES projesi lisans-ön lisans, 77 HES projesi planlama aşamasında. GES’lerde ise 20 proje ön lisans, 26 proje yapım sürecinde. Mezopotamya’nın yaşam damarları olarak tanımlanan Dicle ve Fırat nehirleri ile onları besleyen yüzlerce dere ve sulak alan, enerji projelerinin yarattığı baskı altında doğal karakterini kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Dicle ve Fırat havzalarında yaşanan dönüşüm, HES ve GES’in bölge ekolojisi üzerindeki etkilerine dair ekolojist Hüseyin Akıl değerlendirmelerde bulundu.

Akıl, Dicle ve Fırat havzalarının yalnızca su kaynakları değil, aynı zamanda binlerce canlı türünün yaşam alanı, milyonlarca insanın geçim kaynağı ve Mezopotamya’nın binlerce yıllık kültürel mirasının taşıyıcısı olduğunu söyledi. Son yıllarda havza genelinde artan HES, baraj, GES, maden ve diğer enerji projelerinin bu bütüncül ekosistem üzerinde ciddi baskı yarattığını belirten Akıl, “Dicle ve Fırat havzaları Mezopotamya’nın yaşam damarlarıdır. Bu iki nehir ve onları besleyen yüzlerce dere, çay ve sulak alan yalnızca su taşıyan sistemler değil; aynı zamanda binlerce canlı türünün yaşam alanı, milyonlarca insanın geçim kaynağı ve binlerce yıllık kültürel mirasın taşıyıcısıdır. Ancak son yıllarda havza genelinde artan HES, baraj, GES, maden ve diğer enerji projeleri, bu bütüncül yapıyı ciddi biçimde tehdit ediyor. Soruna yalnızca tek tek projeler üzerinden bakmak yeterli değildir. Çünkü her yeni proje, zaten baskı altında olan ekosisteme ek bir yük getiriyor. Bir nehir üzerinde yapılan bir barajın etkisi sadece o noktada kalmıyor; nehrin aşağı havzalarına, yeraltı sularına, sulak alanlara ve biyolojik çeşitliliğe kadar uzanıyor. Bu nedenle bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük sorunlardan biri kümülatif etkilerin yeterince dikkate alınmamasıdır” dedi.

DİCLE VE FIRAT DOĞAL KARAKTERİNİ KAYBEDİYOR

Bölgede enerji üretimi ve “güvenlik” politikaları kapsamında inşa edilen barajların nehirlerin doğal akışını kesintiye uğrattığını belirten Akıl, “Bölgede enerji üretimi ya da güvenlik gerekçesiyle inşa edilen barajların ortak sonucu, nehirlerin doğal akışının kesintiye uğraması ve ekolojik bağlantıların parçalanmasıdır. Birçok vadide doğal yaşam alanları sular altında kalmış, bazı bölgelerde yaban hayvanlarının göç yolları değişmiş, bazı alanlarda ise ekosistemlerin doğal işleyişi geri döndürülmesi zor şekilde bozulmuştur. Havza ölçeğinde en büyük risk; Dicle ve Fırat’ın doğal karakterini kaybetmesi, biyolojik çeşitliliğin azalması, kuraklık riskinin artması ve iklim krizine karşı bölgenin direncinin zayıflamasıdır. Ekosistemler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu projelerin toplam etkisi gelecekte su krizlerini, habitat kayıplarını ve ekolojik çöküşleri daha görünür hale getirebilir. Bugün birçok nehirde doğal akış rejiminin bozulduğunu açıkça gözlemleyebiliyoruz. Nehirler artık mevsimsel döngülerine göre değil, enerji üretiminin ihtiyaçlarına göre akıyor. Bu durum yalnızca su miktarını değil, suyun sıcaklığını, taşıdığı mineralleri ve ekosistem içindeki işlevlerini de değiştiriyor” diye belirtti.

SULAK ALANLAR DOĞRUDAN ETKİLENİYOR

Nehirlerde meydana gelen değişimlerin su ekosistemleri üzerinde ciddi sonuçlar yarattığını kaydeden Akıl, balık türleri, omurgasız canlılar ve suya bağımlı birçok türün yaşam alanlarının tehdit altında olduğunu söyledi. Akıl, “Nehirlerde yaşayan balık türleri, omurgasız canlılar ve suya bağımlı birçok canlı için bu değişimler ciddi sonuçlar doğuruyor. Özellikle yalnızca belirli havzalarda yaşayan endemik türler açısından risk çok daha büyük. Yaşam alanları daralan veya parçalanan türlerin bazıları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Sulak alanlar da bu süreçten doğrudan etkileniyor. Oysa sulak alanlar kuşlar için barınma ve üreme alanı olmanın yanında, karbon depolayan ve iklim düzenleyici işlev gören önemli ekosistemlerdir. Su rejimindeki değişiklikler nedeniyle bazı sulak alanların küçüldüğünü, bazılarının ise tamamen kuruma tehdidi altında olduğunu görüyoruz. Güneş enerjisi fosil yakıtlara kıyasla daha temiz bir enerji kaynağıdır ve iklim krizine karşı mücadelede önemli bir yere sahiptir. Ancak çevre dostu olarak tanımlanan her yatırımın doğru yerde ve doğru yöntemlerle uygulanması gerekir” diye konuştu.

TARIM VE HAYVANCILIK ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Son yıllarda bazı GES projelerinin verimli tarım arazileri, meralar ve doğal yaşam alanları üzerinde planlandığına dikkat çeken Akıl, bunun enerji üretimi ile gıda üretimini karşı karşıya getirebildiğini söyledi. Özellikle kuraklık baskısının arttığı bölgelerde tarım topraklarının korunmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Akıl, “Son yıllarda bazı GES projelerinin verimli tarım alanları, meralar ve doğal habitatlar üzerinde planlandığını görüyoruz. Bu durum enerji üretimi ile gıda üretimini karşı karşıya getirebiliyor. Özellikle kuraklık baskısının arttığı bölgelerde tarım topraklarının korunması hayati önem taşıyor. Ayrıca meralar yalnızca hayvancılık açısından değil, birçok bitki ve hayvan türünün yaşam alanı olmaları nedeniyle de önemlidir. Bu nedenle enerji yatırımlarında arazi seçimi büyük önem taşıyor. Çatı sistemleri, sanayi bölgeleri ve daha önce tahrip edilmiş alanlar değerlendirilmeden doğal alanların enerji projelerine açılması uzun vadede yeni çevresel sorunlar yaratabilir. Ekolojik sorunlar çoğu zaman sosyal ve ekonomik sorunlarla iç içe ilerler. Bir bölgede su kaynaklarının azalması ya da kontrol altına alınması, doğrudan o bölgede yaşayan insanların yaşamını etkiler. Tarımla uğraşan çiftçiler, hayvancılıkla geçinen köylüler ve kırsal topluluklar bu değişimlerden ilk etkilenen kesimlerdir” diye kaydetti.

SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Su kaynaklarına erişimin zorlaşmasının üretim maliyetlerini artırdığını ve tarımsal verim kayıplarına yol açtığını belirten Akıl, bazı bölgelerde mera alanlarının daralmasının da hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkilediğini söyledi. Akıl, “Suya erişimin zorlaşması üretim maliyetlerini artırırken, verim kayıplarına da neden olabiliyor. Bazı bölgelerde mera alanlarının azalması hayvancılığı olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda kırsaldan kentlere göç hızlanabiliyor ve yerel ekonomik yapı zayıflayabiliyor. Doğanın tahrip edilmesi yalnızca çevresel bir mesele değildir. Aynı zamanda yaşam hakkı, geçim hakkı ve doğal kaynaklara adil erişim meselesidir. Bu nedenle ekolojik mücadele ile sosyal adalet mücadelesi birbirinden ayrı düşünülemez” dedi.

PROJELER EKOLOJİK MALİYETLERLE ELE ALINMALI

Havza bazlı çevresel değerlendirmelerin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Akıl, projelerin yalnızca ekonomik getirileri üzerinden değil, ekolojik maliyetleriyle birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Her projenin tek başına değil, havza üzerindeki toplam etkisi dikkate alınarak değerlendirilmesinin önemine işaret eden Akıl, “Enerji ihtiyacı ile ekolojik koruma arasında denge kurmak mümkündür. Ancak bunun için kısa vadeli ekonomik hedeflerden çok uzun vadeli ekolojik sürdürülebilirliği esas alan bir planlama anlayışına ihtiyaç vardır. Öncelikle havza bazlı çevresel değerlendirmeler yapılmalı ve projeler yalnızca ekonomik getirileri üzerinden değil, ekolojik maliyetleriyle birlikte ele alınmalıdır. Her proje ayrı ayrı değil, havza üzerindeki toplam etkisiyle değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.

EKOLOJİK BÖLGELER ENERJİ YATIRIMLARINA KAPATILMALI

Dicle ve Fırat’ın yalnızca iki nehirden ibaret olmadığını ifade eden Akıl, bu havzaların Mezopotamya’nın hafızası niteliğinde olduğunu belirtti. Havzaların korunmasının yalnızca çevresel bir mesele olmadığını dile getiren Akıl, bunun aynı zamanda kültürel mirasın, biyolojik çeşitliliğin ve gelecek kuşakların yaşam hakkının korunması anlamına geldiğini kaydetti. Akıl, devamla şunları kaydetti: “Doğal koruma alanları, sulak alanlar, ormanlar ve yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip bölgeler enerji yatırımlarına kapatılmalıdır. Enerji verimliliğine yatırım yapılmalı, tüketimi azaltan politikalar geliştirilmelidir. Ayrıca yerel ölçekte, doğayla uyumlu ve katılımcı enerji modelleri desteklenmelidir. Dicle ve Fırat yalnızca iki nehir değildir; Mezopotamya’nın hafızasıdır. Bu havzaların korunması sadece çevre meselesi değil, aynı zamanda kültürel mirasın, biyolojik çeşitliliğin ve gelecek kuşakların yaşam hakkının korunması anlamına gelmektedir.”

MA / Zeynep Durgut

MA

İlgili Haberler

AYM süresiz nafaka düzenlemesini iptal etti
Gündem

AYM süresiz nafaka düzenlemesini iptal etti

4 Haziran 2026
‘Kara para aklama’ düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlandı
Gündem

‘Kara para aklama’ düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlandı

4 Haziran 2026
Akın Birdal: Demokratik bir gelecek için bir araya geleceğiz
Gündem

Akın Birdal: Demokratik bir gelecek için bir araya geleceğiz

4 Haziran 2026
Ortaoyuncular sezonu kapattı: Bu tiyatro ebediyen sürecek
Gündem

Ortaoyuncular sezonu kapattı: Bu tiyatro ebediyen sürecek

4 Haziran 2026
Kürt kültürünü tanımak için Almanya’dan Colemêrg’e geldi
Gündem

Kürt kültürünü tanımak için Almanya’dan Colemêrg’e geldi

4 Haziran 2026
BM: Lübnan’da İsrail saldırıları sonucu binlerce kişi sokakta kaldı
Gündem

BM: Lübnan’da İsrail saldırıları sonucu binlerce kişi sokakta kaldı

4 Haziran 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Nükleer Tehlike Kapıda
Politika'dan Yorum

Nükleer Tehlike Kapıda

Politika Haber
6 Nisan 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

AYM süresiz nafaka düzenlemesini iptal etti

AYM süresiz nafaka düzenlemesini iptal etti

4 Haziran 2026
‘Kara para aklama’ düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlandı

‘Kara para aklama’ düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlandı

4 Haziran 2026
Akın Birdal: Demokratik bir gelecek için bir araya geleceğiz

Akın Birdal: Demokratik bir gelecek için bir araya geleceğiz

4 Haziran 2026
Dicle ve Fırat havzaları yok ediliyor: Su krizi kapıda

Dicle ve Fırat havzaları yok ediliyor: Su krizi kapıda

4 Haziran 2026
Ortaoyuncular sezonu kapattı: Bu tiyatro ebediyen sürecek

Ortaoyuncular sezonu kapattı: Bu tiyatro ebediyen sürecek

4 Haziran 2026
Kürt kültürünü tanımak için Almanya’dan Colemêrg’e geldi

Kürt kültürünü tanımak için Almanya’dan Colemêrg’e geldi

4 Haziran 2026
BM: Lübnan’da İsrail saldırıları sonucu binlerce kişi sokakta kaldı

BM: Lübnan’da İsrail saldırıları sonucu binlerce kişi sokakta kaldı

4 Haziran 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!