Küresel istihbarat politikaları dünya gündeminde dikkat çekerken, uluslararası basın Türkiye’nin savunma sanayisindeki risklerinden ABD Kongre’sindeki anlaşmazlıklara kadar haberleri gündemine taşıdı. Öte yandan beklenen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti-Çin Halk Cumhuriyeti görüşmesi de öne çıkan başlıklardan oldu.
Uluslararası basında dikkat çeken bir iddia, ABD’nin ‘karşı istihbarat’ seviyesini arttırması oldu. Konuyu gündemleştiren ABD merkezli NBC News , Pentagon’un İsrail’in ABD’ye yönelik casusluk faaliyetlerini yoğunlaştırdığından giderek daha da endişe duyduğunu yazdı. ABD’li kaynaklara dayandırılan haberde, Pentagon’un İsrail’in oluşturduğu ‘karşı istihbarat’ riskini en yüksek düzeye çıkardı.
Bir diğer casusluk haberi ise yine ABD merkezli The Washington Times’tan geldi. Haberde Rusya’nın, ülkesinin sınırındaki NATO üyesi Estonya’dan ajan kazanabilmek için çalışmalar yürüttüğünü öne sürdü. Haberde Estonya’nın “Kapo” olarak bilinen iç güvenlik servisi Kaisepolitseiamet’te görev yapan Harrys Puusepp’in, Rus istihbaratının KGB’yi andıran yöntemler kullandığını belirtmesine de yer verildi.
SİYASİ RİSK
İngiltere merkezli Reuters ise Türkiye’nin savaş ekonomisini gündeme taşıdı. Haberde Türkiye’nin savunma ihracatının 2021’den bu yana üç katına çıkarak 10 milyar dolara ulaştığını yazıldı. Türkiye’nin başta Körfez ülkeleri olmak üzere Afrika, Asya ve Avrupa’nın bazı bölgeleri de dahil olmak üzere 40 ülkeye silah tedarik ettiği bildirildi. Türkiye’nin dünyada kullanılan insansız hava araçlarının yaklaşık yüzde 65’ini tedarik ettiği belirtilirken, üretimin de devam ettiğine dikkat çekildi. Endonezya’nın geçen yıl Türkiye’den geliştirilme aşamasındaki 48 savaş uçağını satın alacağını duyurması hatırlatılan haberde, Türkiye’nin hava savunma sistemleri, uçak gemileri ve zırhlı araçlar üretme aşamasında olduğuna dair bilgilerin siyasi ve itibar risklerini de beraberinde getirdiği aktarıldı. Savunma sanayisinin ise, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO zirvesinin ana gündem başlıklarından biri olacağı öngörüldü.
NATO ZİRVESİNİN İÇERİĞİ
Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO zirvesinin içeriği de basın tarafından tartışıldı. ABD merkezli Politico , NATO üye ülkelerinin Ukrayna’ya yönelik 70 milyar euroluk askeri finansman taahhüdünü değerlendirdiğini ve görüşülen planın bir ay sonra yapılacak NATO zirvesinde açıklanacağının öngörüldüğünü yazdı.
KONGRE’DE ANLAŞMAZLIKLAR
Reuters ayrıca ABD Kongre’sinde süren anlaşmazlıklara ve ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarına yönelik yükselen tepkiyi gündemine taşıdı. Habere, “Trump ara seçim baskıları artarken Kongre’de Cumhuriyetçilerin direnciyle karşılaşıyor” başlığı atıldı. Haberde Cumhuriyetçilerin, kilit politikalarda ve atamalar konusunda giderek daha fazla Trump’tan ayrıştığı aktarıldı.
KORE DEMOKRATİK HALK CUMHURİYETİ VE ÇİN HALK CUMHURİYETİ GÖRÜŞMESİ
Gelecek olan Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti -Çin Halk Cumhuriyeti görüşmesi de ABD merkezli Associated Press’in (AP) gündemindeki yerini korudu. Beklenen görüşmeyi mercek altına alan haberde, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Lideri Kim Jong Un’un amacının, yıllarca Rusya’yı önceleyerek Ukrayna’ya yönelik saldırılarına asker ve mühimmat gönderen ülke liderinin, Çin Halk Cumhuriyeti ile güçlü ilişkiler kurarak uluslararası izolasyondan çıkmak olduğu ifade edildi. Kim’in “yeni soğuk savaş” fikrini benimsediği ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ’ni, Washington’a karşı birleşik bir cephenin bir parçası olarak konumlandırmayı amaçladığı öngörüldü. Ayrıca haberde, Kim’in, Rusya’ya savaş desteğinin karşılığında askeri teknoloji ve yardım alsa da, halkının yaşam standartlarını arttırma vaadini yerine getirebilmek için Çin Halk Cumhuriyeti’nden gelecek daha büyük bir ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğu belirtildi. Çin Halk Cumhuriyeti açısından ise bu ziyaretin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ’ni yeniden kendi etki alanına çekmek ve Rusya’ya aşırı yakınlaşmasını dengelemek amacıyla olduğu da haberde yazıldı. Bu amaçla Çin Halk Cumhuriyeti’nin ekonomik yardım ve gıda desteği sunacağı öne sürüldü. Görüşmede ise Çin Halk Cumhuriyeti’nin, iki ülke arasındaki sınırın bir parçasını oluşturan Tumen Nehri ağzına daha geniş erişim ve Kore Yarımadası’nın doğu kıyısı açıklarındaki sularda deniz ulaşımı haklarını talep edebileceği öngörüldü.
MA

















