Künye   Hakkımızda
24 Mayıs 2026, Pazar
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

İsmail Duygulu: Asıl ihtiyaç, uzun soluklu örgütlü halk iradesi

Uzun soluklu örgütlü halk iradesinin açığa çıkarılmasının önemine değinen Yazar İsmail Duygulu, bunun için farklı mücadele geleneklerinin ortak bir halk hattında buluşabilmesine ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

24 Mayıs 2026
İsmail Duygulu: Asıl ihtiyaç, uzun soluklu örgütlü halk iradesi
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

CHP’ye yönelen “mutlak butlan” darbesine karşı toplumdan tepkiler yükseliyor. Yükselen tepkilere rağmen Özgür Özel’in yumuşayan siyasetini değerlendiren Politika Gazetesi Yazarı İsmail Duygulu, CHP’nin bir kez daha düzen siyasetinin duvarına çarptığını belirtti.

Uzun soluklu örgütlü halk iradesinin açığa çıkarılması ihtiyacına değinen Duygulu, konuya ilişkin bir yazı kaleme aldı.

Duygulu’nun “Sokağa Çağırıp Geri Çekilmek” başlıklı yazısının tamamı şu şekilde:

“Türkiye’de mesele yalnız iktidarın baskısı değildir; mesele, baskı karşısında geri çekilmeyen örgütlü bir halk iradesinin yeniden kurulup kurulamayacağıdır.”

Türkiye’de siyaset artık yalnız sandıkta dönmüyor. Mahkeme salonlarında, savcılık koridorlarında, televizyon ekranlarında, sosyal medya kampanyalada ve kontrollü miting alanlarında yeniden kuruluyor. Fakat bütün bu süreç içinde asıl dikkat çekici olan şey, yalnız iktidarın baskı araçları değildir. Asıl mesele, bu baskının karşısında muhalefetin gerçekten ayakta durup duramadığıdır.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in son dönemde kullandığı söylemler bu açıdan önemlidir. Sert açıklamalar, meydan çağrıları, “sokağa çıkma” vurguları ve “bir daha evlere dönmemek üzere mücadele” söylemleri, ilk anda güçlü bir duruş varmış izlenimi yaratmıştır. Ancak süreç ilerledikçe bu sert çıkışların önemli bir bölümünün geri çekildiği görülmüştür. Mahkeme kararına karşı direneceğini söyleyen çizgi kısa sürede yumuşamış; düzen siyasetinin duvarına bir kez daha çarpılmıştır.

Bu durum aslında yeni değildir. Geçmiş yıllarda da benzer geri çekilmeler yaşanmıştır. İstanbul’da gerçekleştirilen 1 Mayıs mitinglerinde kitleleri mücadele çağrısıyla alanlara toplayan siyasal merkezlerin, gerilim yükseldiği anda alanı terk ettiği defalarca görülmüştür. Bugün yaşanan da aynı siyasal refleksin devamıdır.

Çünkü düzen muhalefeti, sistemin sınırlarını zorlamak ister; fakat o sınırları gerçekten aşmaya cesaret edemez. Kaybedecek şeyleri vardır. Siyasal konumlarını, belediyelerini, parlamentodaki ağırlıklarını, medya ilişkilerini ve düzen içindeki hareket alanlarını tamamen riske atacak bir mücadele çizgisine girmek istemezler.

Bizim meselemiz burada herhangi bir CHP iç tartışmasının tarafı olmak değildir. Kılıçdaroğlu’nun ya da Özgür Özel’in yanında saf tutmak değildir. Asıl mesele şudur: Türkiye’de kendisini muhalefetin merkezi olarak sunan ve bu konumun siyasal avantajlarından yararlanan bir yapı, gerçekten tarihsel sorumluluğunu yerine getirebiliyor mu?

Sorulması gereken temel soru budur.

Türkiye’nin yakın siyasi tarihi, yalnız seçimlerin değil; bedel ödeyen mücadelelerin tarihidir.

Özellikle 12 Eylül öncesi dönemde devrimciler, sosyalistler ve komünistler yalnız slogan atan yapılar değildi. Onlar doğrudan halkın yaşam alanlarında örgütlenen, mahallelerde direnen, işçilerle, yoksullarla ve gecekondu halkıyla birlikte hareket eden siyasal güçlerdi.
O dönem devlet güçleri gecekondu bölgelerinde yıkım yapmak istediğinde, yalnız birkaç kişi değil; örgütlü halk direnişiyle karşılaşıyorlardı. Devrimciler halkla birlikte barikat kuruyor, yıkımları engelliyor ve geri adım atmıyordu. Bugün üzerinde yüksek binalar yükselen birçok bölge, o dönem verilen mücadelelerin sonucunda korunabildi.

Daha sonra devlet ve parlamento bu fiili durumu kabul etmek zorunda kaldı. Hazine ve vakıf arazilerinin önemli bölümü belediyelere devredildi; işgal edilen alanlar uygun bedellerle gecekondularda yaşayan insanlara satıldı. Elbette mağdur olanlar da vardı; fakat büyük çoğunluk yaşadığı yerlerin tapusunu alabildi.
Fakat burada tarihsel olarak dikkat çekici başka bir gerçek vardır.

Mücadeleyi veren devrimciler kendileri için mülk biriktirmediler. O mahallelerde büyük servetler edinmediler. Bugün aynı bölgelerde yükselen rant düzeninin sahibi olmadılar. Çünkü onların mücadelesi kişisel kazanç için değil; halkın yaşam hakkı içindi.

Onlar öldüler. İşkence gördüler. Hapse atıldılar. Yaralandılar. Sürgün yaşadılar. Fakat mücadelelerinden vazgeçmediler.

Bugün ise bambaşka bir siyasal atmosfer içindeyiz. Mitingler yapılıyor. Yürüyüşler düzenleniyor. Sloganlar atılıyor. Sosyal medya kampanyaları örgütleniyor. Kalabalıklar bir araya geliyor.

Fakat bütün bunların sonunda insanlar yeniden evlerine dönüyor. Kalabalık dağılıyor. Düzen yeniden nefes alıyor. Siyasal öfke kontrollü biçimde boşaltılıyor ve sistem açısından yönetilebilir hale getiriliyor.

Sorun tam da burada başlıyor.

Çünkü gerçek siyasal dönüşümler yalnız kalabalıklarla değil; süreklilik taşıyan örgütlü iradeyle gerçekleşir. Mücadele, yalnız meydanda bağırmak değildir. Geri çekilmemeyi göze alabilmektir. Bedel ödemeyi kabul etmektir. Düzenin çizdiği sınırların dışına çıkma cesareti gösterebilmektir.

Özgür Özel’in “bir daha evlere dönmemek üzere sokağa çıkmak” söylemi bu nedenle dikkat çekiciydi. Fakat kısa süre içinde bunun gerçek bir siyasal hatta dönüşemediği görüldü. Çünkü düzen muhalefeti, kriz anlarında sertleşse bile, kritik eşikte yeniden sistemin güvenli sınırlarına geri dönmektedir.

Bu mesele yalnız Özgür Özel meselesi değildir. Sorun daha derindedir.

Düzen muhalefeti ile devrimci mücadele arasındaki temel fark burada ortaya çıkar. Düzen muhalefeti iktidarı değiştirmek ister; fakat düzenin kendisini sarsacak ölçüde bir halk hareketinden de korkar. Çünkü kontrol edilemeyen halk hareketi yalnız iktidarı değil, mevcut siyasal dengeleri de değiştirir.

Asıl ihtiyaç artık, geçici seçim ittifakları değil; uzun soluklu örgütlü halk iradesidir.

Fakat burada önemli bir yanlış anlaşılmayı da ortadan kaldırmak gerekir. Devrimcilerin ya da komünistlerin yekpare hale gelmesi, herkesin aynı düşünmesi demek değildir. Aynı siyasal gelenekten gelmek değildir. Her konuda tam mutabakat sağlamak değildir.
Yekparelik, herkesin aynı cümleyi kurması değil; aynı yükün altına girebilmesidir.
Aynı kaldırımı birlikte döşeyebilmektir.

Türkiye’nin yaşanabilir bir ülke olması için farklı mücadele geleneklerinin asgari müştereklerde birleşebilmesidir. Emek sömürüsüne karşı çıkmakta, laikliği savunmakta, örgütlenme özgürlüğünü büyütmekte, halkın siyasal iradesini korumakta ve faşizan baskılara karşı direnmekte ortaklaşabilmektir.

Çünkü bugün Türkiye’de en büyük sorunlardan biri dağınıklıktır.

12 Eylül yalnız insanları hapsetmedi; örgütsel hafızayı da dağıttı. Dayanışma kültürünü parçaladı. Kolektif mücadele bilincini zayıflattı. İnsanları yalnızlaştırdı. Bugün hâlâ o tarihsel yıkımın sonuçları yaşanmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde gençlik yıllarımdan tanıdığım bir ağabeyimle konuştum. İdam cezası almış, daha sonra yasal düzenlemelerin yarattığı imkânlarla bu cezanın infazından kurtulmuş, şimdi evli, çocukları olan, bağ bahçe işleriyle uğraşan eski bir devrimci. Ona, “Komünistlerin yeniden bir araya gelmesinin zamanı gelmedi mi?” diye sordum.

Cevabı kısaydı:

“Geldi, çoktan geçti bile. Ama benden geçti. Topuğumdan sancı giriyor, eskisi gibi yürüyemiyorum, koşamıyorum. Bu işler bilek gerektiriyor; o bilek de artık bende yok.”

Sonra bir başka şeye daha yakındı. Eskiden kendi aramızda çözebileceğimiz bir uyuşmazlığı bugün mahkemeye taşımış olmamıza üzüldüğünü söyledi. “Eskiden olsa bunu mahkemede değil, kendi aramızda çözerdik.” dedi. Aslında söylediği şey yalnız bir nostalji değildi. Bir hareketin, bir iç hukukunun, bir yoldaşlık düzeninin, bir ortak aklın eksikliğine işaret ediyordu.

Ben de ona şunu söyledim: “Sen de diyorsun ki bir hareket olmalı. Ama aynı anda ‘benden geçti’ diyorsun. O halde mesele yalnız eski bileğin yeniden sahaya inmesi değil; eski akıl ile yeni enerjiyi buluşturacak bir yol bulmaktır.”
Komünistlerin ortak aklı ve örgütlü iradesi olmadan bu dağınıklık aşılamaz. Marx’ın “dünyayı yalnız yorumlamak değil, değiştirmek gerekir” sözünün anlamı da burada durur. Yorum çoktur, öfke çoktur, yakınma çoktur; eksik olan, bütün bunları halkın gündelik hayatına değen örgütlü bir iradeye çevirebilmektir.

Lenin’in “devrimci teori olmadan devrimci hareket olmaz” sözü de yalnız kitap bilgisini anlatmaz; yönsüz öfkenin, örgütsüz kalabalığın ve dağınık itirazın kendi başına tarih yapamayacağını söyler.

Gramsci’nin “aklın kötümserliği, iradenin iyimserliği” diye özetlenen yaklaşımı ise bugünün hâlini iyi anlatır: Durumu bütün çıplaklığıyla görmek gerekir; fakat bu çıplaklık karşısında teslim olmak değil, irade kurmak gerekir.

Rosa Luxemburg’un özgürlüğü “farklı düşünenin özgürlüğü” olarak kavrayan sözü de bu nedenle önemlidir. Komünistlerin birliği, herkesin aynılaşması değildir. Demokratik, çoğulcu, tartışan ama sonunda halkın çıkarı için birlikte yürüyebilen bir örgütlü irade yaratmaktır.

Bu irade şiddetin değil, örgütlü halk gücünün iradesidir. Savunduğumuz siyaset demokratik ve şiddetsizdir. Fakat şiddetsiz olmak, dağınık olmak demek değildir. Demokratik olmak, iradesiz olmak demek değildir. Halkın sözünü alanlara taşıyacak, o sözü işyerlerinde, mahallelerde, okullarda, meydanlarda görünür kılacak gerçek bir komünist örgütlenme olmadan, düzen muhalefetinin geri çekildiği her eşikte halk yeniden yalnız kalacaktır.

Bu nedenle yeniden örgütlenmek, örgütlenenlerle bir araya gelmek, tarihsel bir zorunluluktur. Ve bu örgütlenme, yalnız seçim dönemlerinde ortaya çıkan geçici heyecanlarla kurulamaz. Uzun vadeli bir mücadele disiplini gerekir.

Dağılmayan, ürkmeyen, ilk sert rüzgârda geri basmayan bir irade gerekir. Geri çekilmeyen bir siyasal kararlılık gerekir.

Bugün Türkiye’de mesele yalnız bir mahkeme kararı değildir. Yalnız CHP içindeki güç mücadelesi de değildir. Mesele, bu ülkede gerçekten geri çekilmeyen bir demokratik halk iradesinin kurulup kurulamayacağıdır.

Çünkü tarih göstermiştir ki; düzen muhalefeti kritik eşiklerde çoğu zaman geri basar. Sert konuşur ama kontrollü davranır. Kitleleri çağırır ama sonuna kadar yürümekten çekinir.

Oysa halkların tarihi, geri çekilmeyenlerin tarihidir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, herkesi aynı düşünceye zorlayan tek tip bir siyaset değildir. İhtiyaç duyulan şey, farklı mücadele geleneklerinin ortak bir halk hattında buluşabilmesidir.

Belki bugün eski kuşakların bir kısmı yoruldu. Dizleri ağrıyor, topukları sızlıyor, eskisi gibi koşamıyorlar. Ama onların taşıdığı hafıza hâlâ yaşıyor. Şimdi mesele, o hafızayı yeni kuşakların enerjisiyle buluşturabilmektir.

Çünkü bir hareket yalnız gençlikle değil; hafızayla, deneyimle, bedel ödemiş insanların bıraktığı izlerle büyür.

Türkiye Komünistlerinin Platformu fikri bu nedenle önemlidir. Çünkü mesele yalnız bir örgüt adı değildir. Mesele, yeniden ortak mücadele zemini kurabilmektir. Mahallede, işyerinde, okulda, sokakta, sendikada, dayanışma ağlarında yeniden halk iradesini büyütebilmektir.

Bir ülkede gerçek demokrasi yalnız seçim sandığıyla kurulmaz. Örgütlü halk gücüyle kurulur.

Ve hiçbir halk, yalnız seçim meydanlarında özgürleşmez.

Özgürlük, birlikte yürüyenlerin değil yalnızca; gerektiğinde birlikte direnip birlikte bedel ödeyenlerin işidir.

Çünkü tarih, en çok geri çekilmeyenleri hatırlar.
Bu ülke, miting bitince evine dönenlerin değil; bedeli ne olursa olsun mücadeleyi sürdürmeye devam edenlerin omzunda yeniden kurulacaktır.

HABER MERKEZİ

İlgili Haberler

Özgür Özel yarın DEM Parti ile görüşecek
Gündem

Özgür Özel yarın DEM Parti ile görüşecek

24 Mayıs 2026
CHP’den Meclis’e yapılan yürüyüşe soruşturma
Gündem

CHP’den Meclis’e yapılan yürüyüşe soruşturma

24 Mayıs 2026
CHP’ye destek eylemlerinde mücadele çağrısı
Gündem

CHP’ye destek eylemlerinde mücadele çağrısı

24 Mayıs 2026
Özgür Özel: Bundan sonra genel merkezimiz Meclis’tir
Gündem

Özgür Özel: Bundan sonra genel merkezimiz Meclis’tir

24 Mayıs 2026
Özel, milletvekillleri ve yurttaşlarla Meclis’e yürüyor
Gündem

Özel, milletvekillleri ve yurttaşlarla Meclis’e yürüyor

24 Mayıs 2026
DEM Parti Heyeti, İmralı’dan döndü
Gündem

DEM Parti Heyeti, İmralı’dan döndü

24 Mayıs 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Nükleer Tehlike Kapıda
Politika'dan Yorum

Nükleer Tehlike Kapıda

Politika Haber
6 Nisan 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

İsmail Duygulu: Asıl ihtiyaç, uzun soluklu örgütlü halk iradesi

İsmail Duygulu: Asıl ihtiyaç, uzun soluklu örgütlü halk iradesi

24 Mayıs 2026
Özgür Özel yarın DEM Parti ile görüşecek

Özgür Özel yarın DEM Parti ile görüşecek

24 Mayıs 2026
CHP’den Meclis’e yapılan yürüyüşe soruşturma

CHP’den Meclis’e yapılan yürüyüşe soruşturma

24 Mayıs 2026
CHP’ye destek eylemlerinde mücadele çağrısı

CHP’ye destek eylemlerinde mücadele çağrısı

24 Mayıs 2026
Özgür Özel: Bundan sonra genel merkezimiz Meclis’tir

Özgür Özel: Bundan sonra genel merkezimiz Meclis’tir

24 Mayıs 2026
Trump: Anlaşma olana kadar abluka yürürlükte kalacak

Trump: Anlaşma olana kadar abluka yürürlükte kalacak

24 Mayıs 2026
Özel, milletvekillleri ve yurttaşlarla Meclis’e yürüyor

Özel, milletvekillleri ve yurttaşlarla Meclis’e yürüyor

24 Mayıs 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!