4 Şubat 2018 tarihinde HDK Kadın Konferansı sırasında yapılan basın açıklamasında, Zeytin Dalı Harekâtı eleştirilirken savaşın durdurulması, barış görüşmelerine dönülmesi ve sivillerin korunması çağrısı yapıldı.
Açıklamada “Savaşa Hayır”, “Barış Hemen Şimdi”, “Savaş bilgisayar oyunu değildir” ve “çocuklar ölmesin” ifadeleri öne çıktı. İddianamede ise bu açıklamanın “Türkiye Cumhuriyeti’ni alenen suçlayıcı nitelikte olduğu” ve Zeytin Dalı Harekâtını itibarsızlaştırma amacı taşıdığı ileri sürüldü.
İddianame Ne Dedi?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama” ile “terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından cezalandırılması istendi. Savcılık, basın açıklamasının Zeytin Dalı Harekâtını hedef aldığını, Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyonunu haksız ve hukuka aykırı gösterdiğini, devletin terörle mücadelesini itibarsızlaştırdığını ve terör örgütünün söylemleriyle örtüştüğünü ileri sürdü.
İlk Derece Mahkemesi ve İstinaf Beraat Kararında Birleşmişti
İddianamede yer alan bazı sanıkların milletvekili seçilmesi nedeniyle bu sanıklar yönünden davanın ayrılmasına ve yargılamanın durdurulmasına karar verildi. Yargılaması devam eden sanıklar yönünden ise Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi, 8 Mayıs 2024 tarihinde beraat kararı verdi. Mahkeme, basın açıklamasının bir bütün olarak değerlendirildiğinde isnat edilen suçların yasal unsurlarını oluşturmadığı ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı sonucuna ulaştı. Bu karar savcılık tarafından istinaf edildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi, beraat kararını hukuka uygun bularak istinaf başvurusunu esastan reddetti. Savcılık bu kez istinaf kararını temyiz etti.
Yargıtay TCK 301 Yönünden Bozma Kararı Verdi
Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesi, basın açıklamasındaki ifadelerin TCK 301 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna vardı. Daire, açıklamada Türk Silahlı Kuvvetlerinin PKK terör örgütüne yönelik Afrin operasyonlarının “işgal”, “savaş” ve “Kürt halkına zulüm” olarak nitelendirildiğini belirterek, bu sözlerin TCK 301/2 delaletiyle TCK 301/1’de düzenlenen “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçu kapsamında görülmesi gerektiğini ifade etti. Yargıtay, buna karşılık ilk derece mahkemesinin ve istinaf mahkemesinin beraat gerekçelerini yerinde görmedi.
Yargıtay, TCK 301 yönünden Adalet Bakanlığı izninin zorunlu olduğunu, izin verilmesi hâlinde sanıklara ek savunma hakkı tanınarak yargılamaya devam edilmesi gerektiğini belirtti. Daire, bu süreç işletilmeden beraat kararı verilmesini hukuka aykırı bularak hükmü bozdu. Böylece Yargıtay, ilk derece mahkemesi ile istinaf mahkemesinin suçun oluşmadığı yönündeki ortak değerlendirmesine katılmadı; dosyanın TCK 301 kapsamında yeniden ele alınması gerektiği sonucuna ulaştı.
Mahkeme Yargılamayı Durdurdu
Bozma üzerine dosyayı yeniden ele alan Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi, bu aşamada esas hakkında yeni bir hüküm kurmadı.
Mahkeme, TCK m.301/4 uyarınca Adalet Bakanlığından izin alınmasının muhakeme şartı olduğu gerekçesiyle yargılamanın durmasına karar verdi.
Mahkeme bu aşamada suçun oluşup oluşmadığı konusunda yeni bir değerlendirme yapmadı; yalnızca TCK 301/4’te öngörülen izin prosedürünün tamamlanmasını bekleme kararı verdi.
Böylece dosyada henüz mahkûmiyet veya beraat yönünde yeni bir hüküm kurulmadı; yargılama, izin prosedürünün sonucuna kadar bekletilmesine karar verildi.
Müdafiler Durma Kararına İtiraz Etti
Sanık müdafileri, durma kararına karşı itiraz yoluna başvurdu. İtirazda, bozma sonrasında CMK 307’de öngörülen usulün işletilmediği, ilk derece mahkemesinin önceki beraat gerekçeleri ile istinaf mahkemesinin değerlendirmesini tartışmadan durma kararı verdiği ileri sürüldü.
Dosya Neden Önemli?
Dosya, hem TCK m.301’in uygulanma sınırları hem de ifade özgürlüğünün ceza hukuku bakımından korunma alanı yönünden emsal niteliğinde tartışmalar içeriyor.
İtiraz merciinin vereceği karar, yalnızca bu dosyanın değil, Yargıtay bozması sonrasında CMK m.307’nin uygulanmasına ilişkin yargılama pratiği bakımından da önem taşıyor.
HABER MERKEZİ / Kemal Sezer


















