Künye   Hakkımızda
27 Haziran 2026, Cumartesi
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Gazeteci Yazar Karadaş: İran savaşı, Kürtler üzerindeki baskıyı artırdı

27 Haziran 2026
Gazeteci Yazar Karadaş: İran savaşı, Kürtler üzerindeki baskıyı artırdı
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Birinci emperyalist paylaşım savaşından günümüze şiddet, savaş ve çatışmalarla kontrol altında tutulmaya çalışılan, enerji ve ticaret kavşağı konumundaki Ortadoğu’da bu sürecin son ayağı ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı oldu. 28 Şubat’ta başlayan savaş, 39 günün ardından iki haftalık ateşkes ilan edilmesiyle durdu. Güncel durum anlaşma yerine “mutabakat zaptı” ile mevcudiyetini koruyor.

Diğer yandan ise İran’ın içeride Kürtler başta olmak üzere muhaliflere yönelik saldırı, şiddet ve baskısı da hızından bir şey kaybetmeden sürüyor.

Gazeteci Yazar Yusuf Karadaş, İran özelinde yaşanan bu gelişmeleri, Ortadoğu coğrafyasındaki yeni dizayn politikaları ablukasındaki Kürtlerin yaşadığı mevcut ve olası gelişmelere dair Mezopotamya Ajansı’nın sorularını yanıtladı.

Ortadoğu’da yeni bir dönemi yaşıyoruz. İran’a yönelik ABD ve İsrail’in saldırıları sonrası süreç gösterdi ki, İran sadece tek başına değil. Aynı zamanda desteğini aldığı Çin ve Rusya’nın da bir müttefiki pozisyonunda. Gelinen aşamaya bakılacak olursa neler söylersiniz?

Emperyalist güçler arasında dünyanın yeniden paylaşımı mücadelesinin giderek kızıştığı ve bu nedenle yeni bir dünya savaşı tehdidinden söz edildiği bir dönemden geçiyoruz. Ortadoğu özellikle dünyanın en önemli enerji kaynaklarına sahip olması ve yine tedarik zincirleri, ticaret yolları bakımından önemli bir kavşak olması dolayısıyla bu mücadelenin önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Aslında Ortadoğu’yu Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan bu yana bitmeyen savaşların coğrafyası olarak tanımlamak yanlış olmaz. İran savaşı da bunun son halkası oldu. Bu savaş bilindiği gibi Ortadoğu’daki egemenlik mücadelesinin önemli taraflarından biri olan Rusya’nın Ukrayna müdahalesinde karşısında ABD, AB ve NATO’yu bulması sonrasında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırı ve işgali ile Suriye’de rejim değişikliğine yol açan gelişmelerin bir devamıydı. Kuşkusuz İran, önemli bir bölgesel güç.

Dolayısıyla ABD ile İsrail’in İran’a müdahalesinin öncelikli hedeflerinden biri, geçtiğimiz yılın sonunda başlayan protestolarla zayıflayan Molla rejimini devirmek ve devamında Lübnan Hizbullah’ından Yemen’deki Husilere ve Irak’taki Haşdi Şabi’ye kadar İran’ın vekil güçlerini dağıtmaktı. Ancak İran, aynı zamanda ABD emperyalizminin dünyanın yeniden paylaşımı mücadelesinde en önemli rakipleri olan Çin ve Rusya’nın Ortadoğu’daki en önemli müttefiki konumunda bulunuyor. Bu nedenle bu savaş ve ortaya çıkardığı sonuçları bu mücadeleden bağımsız düşünemeyiz.

Çin ve Rusya, savaşa doğrudan dahil olmasalar da istihbarat ve teknoloji desteği başta İran’ın yanında yer aldılar. Özellikle Çin, ABD ile mücadelesinde zamanın lehine işlediği gerçeğinden hareketle İran’ın ABD ile geçici anlaşma imzalamasında etkili oldu. Trump’ın İran ile savaşı başlatmasında İsrail Başbakanı Netanyahu’nun etkisi olduğu söyleniyor. Bu kısmen doğru ama ABD ve Trump, aynı zamanda İran’da rejim değişikliğinin sağlanması halinde Ortadoğu’nun yanı sıra Orta Kuşak’ta, yani Orta Asya ve Hazar bölgesinde de Çin ve Rusya’ya karşı üstünlük sağlama hesabını yapıyordu. Sonuç olarak, bugün daha nihai anlaşma imzalanmış değil ve bu savaşı Çin ve Rusya’yı hesaba katmadan anlamak mümkün değil.

Ortadoğu’daki dizayn politikalarının İran’da yarattığı savaşta taraf olmayan Kürtler, “üçüncü bir yol mümkün” dedi ve çatışmanın kimseye yarar sağlamayacağı yönünde anlayış koydu ortaya. Tavrını da buna göre belirledi. Buna karşı da özellikle hegemonik güçlerin ve İran’ın hedefi haline gelmesini nasıl değerlendirirsiniz?

2003, ABD’nin Irak müdahalesi ile 2011 Suriye savaşı ve devamındaki gelişmelerin ortaya çıkardığı bölgesel dengeler, Ortadoğu’da ulusal-demokratik hak ve mücadelesi bölge gericilikleri tarafından baskı altına alınmış olan Kürlere belli bir hareket alanı sağladı. Ancak en yakın örneğini Suriye’de gördüğümüz gibi Suriye’de rejim değişikliğinin gerçekleştirilmesi sonrasında ABD emperyalizminin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, “Suriye’de asıl partnerimiz değişti” dedi. Suriye’deki geçici yönetimin başına geçirilen HTŞ (Heyet Tahrir Eş Şam) ve lideri Colani, ABD ve İsrail’in bütün isteklerini gerçekleştirdi ve ABD, Kürtler üzerinde HTŞ ile anlaşma baskısını kurdu. Halep’ten başlayan saldırılar bu politikanın bir parçasıydı.

İran savaşının başlarında Trump yönetimi, bir kez daha Kürtleri bu müdahale üzerinden İran’da rejim değişikliğinin gerçekleştirilmesi için araçsallaştırmaya çalıştı. İran’daki Kürt siyasetinin önemli bileşenleri daha kısa bir süre önce Suriye’de yaşananlar ortadayken bu politikaya yedeklenmeyi ve savaşa dahil olmayı reddetti. Ancak İran rejimi ve vekil güçleri, İran’da en örgütlü güç konumunda bulundukları için Kürtlere yönelik saldırılar düzenlemekten geri durmadı. Bu nedenle İran savaşı sürecinde Kürtler üzerinde ortaya çıkan iki yönlü baskı ve saldırıları daha önce belirttiğim gibi emperyalistler ve bölge rejimleri arasındaki egemenlik mücadelesinin giderek sertleşmesinin bir sonucu olarak Kürtlerin, hareket alanının daralması ve üzerindeki baskının artmasının bir sonucu olarak değerlendirmek yanlış olmaz sanırım.

Bu süreçte başta İran olmak üzere Irak, Suriye (Rojava) ve Türkiye’deki Kürt coğrafyalarında olan bitenler, bu denklemin neresinde duruyor?

ABD, Kürtleri merkezi yönetimlerle daha fazla işbirliğine zorlayarak, bölgede Irak’ta Haşdi Şabi ve Lübnan’daki Hizbullah başta olmak üzere İran’ın vekil güçlerinin tasfiyesi için uygun koşulları yaratmaya çalışıyor.

Trump dönemi, ABD politikasının en çarpıcı özelliklerinden biri, artık diplomasiye yer bırakmayacak şekilde adete bir tüccar gibi politik çıkar ve hesaplarını açıkça ortaya koyması. Özel Temsilci Barrack, Ortadoğu’nun demokratik devletlere uygun olmadığını, ABD’nin güçlü monarşilerle ve Erdoğan rejimi gibi otokratikleşen rejimlerle daha iyi çalıştığını açık açık söyledi. Bu politikanın farklı parçalardaki Kürtlere yansıması, Kürtlerin o ülkedeki merkezi yönetimlerle uzlaşmaya zorlanması biçiminde realize oluyor. Barrack’ın son dönemde Irak Kürdistan Bölgesi yöneticileri ve Rojava’dan Mazlum Abdi ile yaptığı ortak görüşmelerin bu politikadan bağımsız olmadığını düşünüyorum.

ABD, Kürtleri merkezi yönetimlerle daha fazla işbirliğine zorlayarak, bölgede Irak’ta Haşdi Şabi ve Lübnan’daki Hizbullah başta olmak üzere İran’ın vekil güçlerinin tasfiyesi için uygun koşulları yaratmaya çalışıyor. Irak’ta Kürtlerin yeni yönetimi desteklemesi üzerinden Haşdi Şabi’nin ve Suriye, Rojava’da ise HTŞ’nin merkezi gücü arttırılarak yarın öbür gün Hizbullah’a karşı kullanılması hesabı yapılıyor. Trump, İsrail’e “Hizbullah ile sen uğraşma Suriye halletsin” dedi. Bugün HTŞ’nin Hizbullah’a karşı kullanılması kolay değil. Çünkü Suriye’deki durum da tehlikeye girebilir ama hedef bu.

Hepimiz biliyoruz, ülkedeki iktidar bloku adına Bahçeli, son süreci başlatırken bölgesel gelişmelere işaret etmişti. Saray rejimi ve Türk tekelci burjuva gericiliği, Kürtlerle çatışma halinin kendileri için yaratması muhtemel riskleri gördükleri için bu süreci başlattılar. Yani Türkiye’deki rejimin, ABD emperyalizm ile uyum içinde bölgede İran’dan boşalan ya da boşalması muhtemel alanları doldurabilmesi için öncelikle Kürt sorununu kontrol altına alacak bir hamle yapma zorunluluğu vardı. Elbette bu gelişmeler Kürt hareketini de bir dönüşüme zorluyordu. İşte bütün bu gelişmeler, Kürtler bakımından daha zorlu bir sürece girildiğini haber veriyor. Bu temelde yeni durum farklı parçalardaki Kürtlerin, emperyalist güçlere ve bölge gericiliklerine yedeklenmeden kendi bağımsız siyasi çizgileri etrafında demokratik birlik ve mücadelelerini sağlamalarını dünden çok daha hayati hale getiriyor.

Küresel güçlerin ve bölgesel blokların enerji, rant odaklı hegemonik politikalarının yansıması olan bu savaşın ekonomik ve politik açıdan Ortadoğu özelinde yaratacağı sonuçlar bölgeyi ve küresel aktörleri nasıl etkiler?

Öncelikle ABD ve İran arasında 60 günlük geçici anlaşmasının devamındaki görüşmelerden ortaya çıkacak sonuçlara bakmak gerekiyor. Ancak her durumda Ortadoğu başta da söylediğim gibi enerji tedariki ve ticaret yolları bakımından emperyalistler arasındaki mücadelenin önemli merkezlerinden biri olmaya devam edecek. Hürmüz Boğazı krizinin kısa sürece hem bölge ve hem de dünya ekonomisi bakımından ortaya çıkardığı sonuçları herkes gördü. Zaten İran’ın Hürmüz’den geçişleri engellemesi, Trump’ı anlaşmaya zorlayan en önemli etkenlerden biri oldu. Hürmüz krizi ile birlikte bir tarafta Netanyahu, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun enerji hattının kurulması planını gündeme getirdi. Öte yandan Suriye üzerinden enerji hattının kurulması gündeme geldi. Çin zaten Yol-Kuşak Projesi kapsamında birçok bölgesel aktörle işbirliği yapıyor. Bu savaş bize bir kez daha enerji geçiş yolları ve bu yolların güvenliği ile ticaret yolları mücadelesinin emperyalist hegemonya mücadelesi bakımından hayati önemini gösterdi.

Son savaşta Hürmüz’ü kapatması ve savaşı bölgeye yayması sonrasında Trump’ın anlaşmak zorunda kalması, ki bunda elbette ABD iç kamuoyundaki gelişmeler ve yaklaşan ara seçimlerin de etkisi vardı.

Öte yandan BAE, Katar ve S. Arabistan başta Körfez’deki Arap rejimleri, ABD emperyalizmine askeri olarak yüzlerce dolarlık yatırımlarına ve topraklarındaki ABD üslerine rağmen ABD emperyalizminin güvenliklerini sağlamada yetersiz kaldığını gördüler. Bu durum bir yandan BAE ve İsrail arasında ve öte yandan da Türkiye, S. Arabistan, Mısır ve Pakistan arasında yeni güvenlik anlaşmaları ve işbirlikleri arayışlarını hızlandırdı.

Gazze’deki işgalden Hizbullah’a vurulan darbelere ve Suriye’deki rejim değişikliği ile HTŞ yönetiminin İsrail’in bütün taleplerine boyun eğmesine kadar ABD ve İsrail, İran’daki Molla rejimine karşı moral üstünlüğe sahipti. Ancak son savaşta Hürmüz’ü kapatması ve savaşı bölgeye yayması sonrasında Trump’ın anlaşmak zorunda kalması, ki bunda elbette ABD iç kamuoyundaki gelişmeler ve yaklaşan ara seçimlerin de etkisi vardı. İran için ve vekil güçleri için nefes aldırıcı bir sonuç ortaya çıkardı. Dolayısıyla görüşmelerden çıkacak sonuçlar belli olmasa da savaşın safları daha belirginleştirdiğini ve yeni ittifak arayışlarını hızlandırdığını şimdiden söyleyebiliriz.

Siyasi olarak Kürtlerin statü anlamında 2003’teki ABD’nin Irak’a müdahalesi sonrasında Federe Kürdistan Bölge yönetimi doğdu. Bu süreçte ise benzer bir durum İran özelinde de ortaya çıkma olasılığı da söz konusu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Söylediğim gibi savaştan hemen önce ülkedeki protestolar nedeniyle zor günler geçiren Molla rejimi, beklentinin aksine ciddi darbeler yemesine rağmen savaşta ayakta kalarak pozisyonunu güçlendirdi. Ancak bu durum, Kürtlerin savaşta aldıkları politik pozisyona bağlı olarak örgütlülüklerini ve güçlerini korudukları gerçeğini de değiştirmiyor. Molla rejiminin ülke içinde Kürtler başta muhalefete karşı yeni bir saldırı dalgasına girişmesi zor. Çünkü bu durumda ciddi darbeler yese de savaşta yıkılmayan rejimin iç dinamikler ve çatışmalar nedeniyle yıkılması olasılığını beraberinde getirecektir.

Ancak öte yandan Kürtlerin de rejime karşı talep ve mücadelesini bir cephe savaşı biçiminde ortaya koyması da bölgesel dengelere bakıldığında çok mümkün görünmüyor. Dolayısıyla yeni dengelerin rejimi bazı tavizler vermeye, bazı reformlar yapmaya zorlaması ihtimali daha güçlü diye düşünüyorum. Emperyalist güçler ve bölge gericilikleri arasındaki mücadelenin önümüzdeki dönemde nasıl bir seyir izleyeceğini şimdiden kestirmek zor. Fakat daha önce bazı yönlerine dikkat çektiğim bugünkü güç dengeleri içinde İran Kürlerinin kısa vadede Irak gibi bir bölgesel statü elde etmesi ihtimali zayıf görünüyor.

Çünkü söz konusu Kürtler olunca Kürt sorununa taraf diğer bölge rejimlerinin de devreye girdiğini biliyoruz. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İran savaşının başlarında Kürtlerin durumunu ve tutumunu yakından takip ettiklerini söylemesi ve bir müdahale tehdidinde bulunması bu konuda yeterince fikir vericidir.

Yine Rojava’da Kürtlerin askeri, politik bir statüsü var. Bu yılın başında ciddi bir saldırı dalgası da gelişti. Güncel tabloda Rojava özelinde bölgesel gelişmeleri nasıl ele almak gerek?

Rojava Kürtlerinin bugün Suriye’de yaşadıkları bölgedeki gelişmelerden bağımsız değil. Kürtlerin kazanımların geriletilmesinde Türkiye’deki Saray rejiminin yanı sıra ABD ve İsrail’in tutumu ve geçici HTŞ yönetimi ile ilişkileri önemli bir rol oynadı. Kazanımların kısmen de olsa korunabilmesinde halkın örgütlü gücü ve mücadelesi ile uluslararası dayanışma etkili oldu. Geçici HTŞ yönetimi daha ilk günden Alevilere yönelik katliamdan başlayarak demokrasi ve halkların ortak yaşamı gibi bir derdi olmadığını göstermişti. Geçtiğimiz günlerde seçim adı altında dayatılanlar bu rejimin demokrasiye olan mesafesini bir kez daha gösterdi.

Türkiye’de devam eden süreç başta diğer bölgesel gelişmelerin de Suriye’nin geleceği bakımından etkili olacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

Colani, kendini 5 yıl boyunca ülkenin tek hakimi ilan etmiş durumda. Bu durum önümüzdeki dönemi belirsiz ve kazanımları da kırılgan hale getiriyor. Bunu kadın birliklerinin orduya katılmasına gösterilen direnç ve Kürtçe tabelaların indirilmesi örneklerinde de gördük. Bugünkü sessizlik aynı kırılganlığın ve yeni saldırı tehditlerinin Aleviler ve Dürziler için de devam ettiği gerçeğini değiştirmiyor. Türkiye’de devam eden süreç başta diğer bölgesel gelişmelerin de Suriye’nin geleceği bakımından etkili olacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

Rojava Kürtlerinin bugünkü durumunu bir yanıyla 2014’teki Kobanê kuşatması öncesindeki duruma benzetebiliriz. Çünkü Kürtlerin buradaki kazanımlarını ne kadar koruyabilecekleri bir kez daha kendi öz örgütlülük ve mücadelelerine bağlı hale gelmiş bulunuyor.

MA / İbrahim Açıkyer

MA

İlgili Haberler

İran’dan ABD saldırılarına tepki: Pişmanlık duyacaklar
Gündem

İran’dan ABD saldırılarına tepki: Pişmanlık duyacaklar

27 Haziran 2026
Bozcaada’da trafik düzenlemesi
Gündem

Bozcaada’da trafik düzenlemesi

27 Haziran 2026
Nafaka alan kadından AYM kararına tepki: Nafakayı denetleme mekanizması yok
Gündem

Nafaka alan kadından AYM kararına tepki: Nafakayı denetleme mekanizması yok

27 Haziran 2026
Eğitimde sınıfsal yarılma: Yoksul çocukları ‘kullan-at’ olarak görülüyor
Gündem

Eğitimde sınıfsal yarılma: Yoksul çocukları ‘kullan-at’ olarak görülüyor

27 Haziran 2026
Yaşamını yitiren Şahin defnedildi
Gündem

Yaşamını yitiren Şahin defnedildi

27 Haziran 2026
Ankara’da NATO kapsamında 55 kişi daha tutuklandı
Gündem

Ankara’da NATO kapsamında 55 kişi daha tutuklandı

26 Haziran 2026
Politika'dan Günün Yorumu
İç Politikayı Nasıl Değerlendiriyoruz?
Politika'dan Yorum

İç Politikayı Nasıl Değerlendiriyoruz?

Politika Haber
14 Haziran 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

İran’dan ABD saldırılarına tepki: Pişmanlık duyacaklar

İran’dan ABD saldırılarına tepki: Pişmanlık duyacaklar

27 Haziran 2026
Bozcaada’da trafik düzenlemesi

Bozcaada’da trafik düzenlemesi

27 Haziran 2026
Nafaka alan kadından AYM kararına tepki: Nafakayı denetleme mekanizması yok

Nafaka alan kadından AYM kararına tepki: Nafakayı denetleme mekanizması yok

27 Haziran 2026
Eğitimde sınıfsal yarılma: Yoksul çocukları ‘kullan-at’ olarak görülüyor

Eğitimde sınıfsal yarılma: Yoksul çocukları ‘kullan-at’ olarak görülüyor

27 Haziran 2026
Yaşamını yitiren Şahin defnedildi

Yaşamını yitiren Şahin defnedildi

27 Haziran 2026
Gazeteci Yazar Karadaş: İran savaşı, Kürtler üzerindeki baskıyı artırdı

Gazeteci Yazar Karadaş: İran savaşı, Kürtler üzerindeki baskıyı artırdı

27 Haziran 2026
Venezuela’daki depremlerde can kaybı 920’ye yükseldi

Venezuela’daki depremlerde can kaybı 920’ye yükseldi

26 Haziran 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!