Amed’de düzenlenen Toplumsal Özgürlük ve Barış Forumu, atölye ve panellerle sürüyor. Yurtiçi ve yurtdışı çok sayıda kişinin katıldığı etkinliklerle barışın toplumsallaşmasının yol ve yöntemlerine dair geniş perspektiflerde tartışmalar yürütülüyor.
Estonya merkezli çevre girişimi Reskogita’yı ve Alman-Kürt Sivil Toplum Örgütü KulturNetz’i temsilen foruma katılan Lorenzo Nava, doğaya yönelik çok yönlü bir saldırının olduğuna dikkat çekerek, buna karşın örgütlenme çağrısında bulundu.
Ekoloji mücadelesi vermenin ekoloji bilmekten geçtiğini kaydeden Nava, “Bugüne kadar ekologlar çoğunlukla doğal ekosistemleri ve çevreleri incelediler. Ancak toplumlarımızın da ekosistemler olduğunu, onların da ilişkileri olduğunu ve tıpkı doğal ekosistemler gibi işlediklerini düşünmeye başlayabiliriz” dedi. Kapitalist sistemin yarattığı ekolojik tahribata işaret eden Nava, “Dünyanın kaynaklarını tüketen turbo kapitalizm ve liberalizm gibi başka unsurlar görüyoruz. İnsanlar diğer yaşam formlarını mutlaka desteklemeyen tek türdür. Yok oluşların temelini oluşturuluyor” dedi.
KORKU İLE YÜZLEŞME ÇAĞRISI
Dünyayı kurtarma çağrısında bulunan Nava, “Varoluşumuz, yaşamımız ve bu gezegendeki devamlılığımız bu soruna bağlıdır. Gezegeni kurtaralım dediğimizde, gezegen zaten güvendedir. Biz yok olsak bile gezegen kendini yenileyecektir. Milyarlarca yıl buzdan ibaretti, bir milyar yıl boyunca ateşten ibaretti ve defalarca kendini yeniledi. Ancak türümüz için aynı durum geçerli olmayabilir. Yani Avustralya’dan Kanada’ya, Arjantin’den Rusya’ya kadar bu sorun herkesi etkiliyor. Ve herkesi, hayatlarımızı, varlığımızı ve geleceğimizi etkilediği için bu bir birlik çağrısıdır. Fakat farkında olmamız gerekiyor. Bu nedenle atılacak ilk adım, herkesi bilinçlendirmek ve bunun bir sorun olduğunu inkar etmeyi bırakmak olacaktır. Ve bu korkutucu bir sorundur. Sorunu inkar etmek, korkuyla yüzleşmenin bir yoludur. Dolayısıyla insanların yaşadığı korkuyu kabul etmeli ve onu umuda dönüştürmeliyiz. Korkuyu umuda, umudu da eyleme dönüştürmeliyiz” diye belirtti.
‘YETERSİZ’
Ekolojik mücadelenin yetersiz kaldığına dikkat çeken Nava, “Dijital çağın gelişiyle birlikte, dünyanın birçok bölgesinde katılım kavramı ve vatandaşlık kavramı da değiştiği için durum böyledir. Yeterince kuruluş yok ama bu kuruluşlara yönelik yeterli talep var. Etrafa baktığımızda, insanlarla konuştuğumuzda, eğitimler, atölye çalışmaları ve kitap tanıtımları düzenlediğimizde bir tepki olduğunu, söylediklerimizin insanlarda yankı bulduğunu görebiliyoruz” dedi.
SAVAŞLARIN EKOLOJİYE ZARARI
Savaşların ekolojik dengeye zararının büyük olduğunu kaydeden Nava, “Şu anda iklim krizinin merkezindeyiz. Yenilenmemiz gereken bir süreçteyiz. Eğer bunu yapmazsak, gelecek pek umut verici görünmüyor. Uluslararası durumlara, etrafta olup biten savaşlara baktığımızda, hepsinin ekolojik bir arka planı olduğunu görüyoruz. İran’da kaynakların kontrolü, Suriye’de büyük ölçüde su kontrolüne dayalı durumlar ve buna benzer pek çok çatışmanın çok güçlü ekolojik temelleri var. Eğer harekete geçmezsek, bu çatışmaların çoğaldığını görebiliriz. Daha fazla izolasyon, daha fazla ayrışma, daha düşük yaşam kalitesi, daha belirsiz bir gelecek ve genel olarak genç nesillerde daha az umut olacaktır. Bunun bir nedeni de, insanlık tarihinde ilk kez bir ütopyamızın olmamasıdır. İnsanlık tarihindeki her çağın bir ütopyası, hayal edeceği bir şeyi vardı. Bizim çağımız geleceği olumsuz gören ilk çağdır. Artık hayal kurmuyoruz. Ve nasıl hayal kurulacağını öğrenmemiz çok hayati bir önem taşıyor” diye konuştu.
Fethi Balaman / MA


















