Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadıköy İlçe Örgütü ve İstanbul Geri Dönüşüm İşçileri Derneği, Zonguldak ve Düzce’de fındık tarlalarında mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan Kürt işçilere yönelik ırkçı saldırıyı protesto etti. Süreyya Operası önünde yapılan açıklamada, “Irkçı saldırılara sessiz kalmıyoruz” pankartının yanı sıra İstanbul Geri Dönüşüm İşçileri Derneği tarafından “Irkçılığa çağıran bizden değildir, ırkçılık davası uğruna savaşan bizden değildir, ırkçılık davası uğruna ölen bizden değildir” hadisin yazılı olduğu pankart taşındı.
Açıklama öncesinde, Gine’de 22 Ağustos’ta meydana gelen ve aralarında 5 çocuğun da bulunduğu şiddetli atık heyelanında yaşamını yitiren 30 geri dönüşüm işçisi için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Aynı alanda 2019 yılında da 9 işçinin yaşamını yitirdiği hatırlatılırken, Gine’deki atık işçileri dayanışma ve ırkçılığa karşı ortak mücadele mesajlarını iletti.
‘IRKÇILIKLA MÜCADELE HEPİMİZİN SORUNUDUR’
Basın açıklamasını İstanbul Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nden Mustafa Ay okudu. Zonguldak’ta yaşananların münferit birer olay değil, Türkiye genelinde geri dönüşüm ve mevsimlik tarım işçilerinin karşılaştığı sistematik bir durum olduğunu vurgulan Ay, ırkçılıkla mücadelenin tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğu ve mevsimlik işçilerin yalnızca bu tür saldırılarla değil günlük emek süreçleriyle de görünür olması gerektiği ifade etti. Ay “Irkçılıkla mücadele hepimizin sorunu ve sorumluluğudur. Faşistlerin ifade özgürlüğü olamaz. Faşistlerin örgütlenme özgürlüğü olamaz. Burada yalnızca Kürt mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı saldırıya dikkat çekmek için bir araya gelmedik. İnsan, doğuştan sahip olduğu ten rengi, milliyeti, cinsiyeti gibi kimlikleri kendi varoluşu olarak öne çıkararak bir aidiyet kurmaya kalkarsa, mutlak olarak bir düşmana ihtiyaç duyacaktır. Bin yıllık komşumuz bir anda terörist olabilir. Aynı dine inanmıyorsun diye hatta aynı dine inansan bu sefer mezhebin farklı diye giyotin tepende sallanmaya başlar” şeklinde konuştu.
‘CEZASIZLIĞIN SONUCU’
Ardından DEM Parti Kadıköy İlçe Yönetiminden Nihal Taş söz aldı. Saldırının münferit değil sistematik olduğunu vurgulayan Nihal Taş, “Saldırganlardan üçünün adli kontrolle serbest bırakılması, bu olayın ciddiyetinin göz ardı edildiğini göstermektedir. Zonguldak Valiliği’nin olayı ‘münferit bir tartışma’ olarak lanse etmesi de aklımızla alay etmektir. Düzce’de, Haymana’da, Kocaeli’nde, Sultandağı’nda ve daha nicelerinde yaşanan yüzlerce örnek ortadayken, her seferinde aynı ‘münferit’ yalanına sığınmak, sistematik ırkçılığı gizleme çabasından başka bir şey değildir” şeklinde ifade etti.
‘EŞİTSİZ UYGULAMALARIN SONUCU’
Saldırıların hasat bittikten, çoğunlukla da emeğin karşılığı ödenecekken patlak vermesinin tesadüf olmadığını ifade eden Nihal Taş, “Açgözlülük, ırkçılığı araçsallaştırmakta, Kürt emekçilerin güvencesiz ve çok zor şartlarda 1500 kilometre yol kat ederek evlerine ekmek götürmek için çalışıp kazandıkları birkaç kuruşa dahi göz dikilmektedir. Bölgedeki inkar ve eşitsizlik politikalarının sonucu olarak Kürt coğrafyasındaki yoksulluk, emekçileri binlerce kilometre uzaklara, güvencesiz koşullarda çalışmaya zorlamaktadır. Bu, hem sınıfsal sömürünün hem de etnik ayrımcılığın iç içe geçtiği bir saldırı biçimidir” diye belirtti.
‘DEVLET POLİTİKALARI BU SALDIRILARI BESLİYOR’
Yüzyılı aşkın süredir Rumlara, Ermenilere, Alevilere, Kürtlere yönelik benzer yağma ve linç olayların devletin örtülü desteği veya göz yummasıyla yaşandığını kaydeden Nihal Taş, “Amedspor maçında yapılan sarı torba provokasyonundan bir buçuk sene önce TRT dizisinde sarı torba, devletin mesajı olarak yer almış ve normalleştirilmiştir. Irkçı dili üreten, teşvik eden ve cezasızlıkla ödüllendiren devlet politikaları devam ettikçe bu sistematik saldırılar devam edecektir” diye belirtti.
‘EN GÜVENCESİZ İŞLERDE KÜRTLER VE GÖÇMENLER ÇALIŞIYOR’
Basın açıklamalarının ardından DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu konuştu. Kalıcı barış için emekçilere ve kadınlara önemli görevler düştüğünü belirten Kezban Konukçu, “En güvencesiz alanlarda, en korumasız alanlarda iş alanlarında Kürt işçilerin, göçmen işçilerin çalıştığını ve hayatını kaybettiğini görüyoruz. Ve bunun tesadüf olmadığını çok iyi biliyoruz. Bu coğrafyadaki ayrımcılık, ötekileştirmenin bir sonucu olarak Kürt emekçiler, göçmen emekçiler en korumasız alanlarda çalışıyorlar. Ve bu yetmediği gibi Zonguldak’ta en son gördüğümüz gibi bu ayrımcı yaklaşımlar sonucu çalışma alanlarında çalışmak için gittikleri gurbette saldırıya maruz kalıyorlar. Bunlar da münferit olaylar değil ve tesadüf değildir” dedi.
‘KADINLARIN VE EMEKÇİLERİN BARIŞA İHTİYACI VAR”
Faşizme ve ayrımcılığa karşı ortak mücadelenin şart olduğunu belirten Kezban Konukçu, “Ayrımcılıktan beslenenlerin, bu savaş ortamından beslenenlerin gereken cezayı aldığı ve halkların gerçek anlamda birbirini gördüğü bir ortamda biz kalıcı bir barışı örgütleyebiliriz. Bunun bilinciyle bir kere daha ifade etmek isterim ki hem doğuda hem batıda, nerede bulunursak bulunalım, bulunduğumuz her yerde emekçilerin, halkların dayanışmasını örmekten başka şansımız yok. Ancak bunu ördüğümüzde bu coğrafyada faşizmi geriletebileceğiz. Bu ülkede Kürt halkından daha çok belki de kadınların ve emekçilerin barışa ihtiyacı var” diye belirtti.
Açıklama “Bijî biratiya gelan”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarıyla sona erdi.


















