İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Adana Temsilciliği, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Ocak-Haziran 2026 dönemini kapsayan hak ihlali raporunu açıkladı. Raporda, Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 4’ü ağır olmak üzere 11, Suluca 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ise 4’ü ağır olmak üzere toplam 14 hasta tutsağın tutulduğu belirtildi.
Akdeniz Adana Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (AATUHAY-DER) Eşbaşkanı Zahir Akalın, rapordaki veriler ve cezaevlerinde derinleşen hak ihlallerine ilişkin konuştu.
‘TUTSAKLAR TEDAVİ HAKKINA ERİŞEMİYOR’
Cezaevlerinde kronikleşen uygulamalara dikkat çeken Akalın, tutsakların ağız içi arama, ayakkabı sallatma ve kelepçeli muayene dayatmalarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu onur kırıcı uygulamalar nedeniyle tutsakların tedavi hakkına erişemediğini vurgulayan Akalın, “Birçok tutsak arkadaşımız bu onur kırıcı aramaları kabul etmediği için mahkemelere veya hastanelere çıkamamaktadır. Ağır hasta tutsaklar uzun süredir hastaneye sevk edilmiyor, bazısı bu tedavilerden vazgeçmek zorunda kalıyor. Bu durum kronik hastalıkları ölümcül boyutlara ulaştırıyor. Cezaevinden artık tabutların çıkması son bulmalıdır” dedi.
’24 SAAT İZLENİYORLAR’
Yaşam alanlarının 24 saat kameralarla izlendiğini, banyo ve tuvalet gibi mahremiyetin ihlal edildiğini dile getiren Akalın, kameraları kapatarak uygulamaya tepki gösteren tutsakların ise cezalandırıldığını söyledi. Suluca 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki uygulamalara değinen Akalın, siyasi tutsakların bulunduğu bloklara adli suçlular, DAİŞ ve FETÖ davalarından hüküm giyen kişilerin yerleştirildiğini ifade etti. Bu uygulamanın bilinçli bir psikolojik baskı ve provokasyon amacı taşıdığını söyleyen Akalın, tutsakların günlük yaşamlarının sabote edildiğini kaydederek, bu uygulamadan vazgeçilmesini istedi.
‘UMUT HAKKI YASAL BİR ZORUNLULUK’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne işaret eden Akalın, “Bizler ‘umut hakkı’nın hukuki bir gereklilik olduğunu vurguluyoruz. AİHM’in bu konuda verilmiş net bir kararı bulunmaktadır ve bu hakkın tanınması yasal bir zorunluluktur. Eğer bu muhataplık meselesinde devlet bir tarafsa, diğer taraf da Sayın Abdullah Öcalan’dır. Kürt sorunu bu topraklarda bin yıldır devam eden derin bir yaradır. Bu yaranın kapanması ve bin yıllık kardeşliğin yeniden pekişmesi için Sayın Abdullah Öcalan’ın devreye girmesi kritik bir öneme sahiptir. Kürt sorununun ve Ortadoğu’daki krizlerin kalıcı çözümü Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünden geçiyor. Yasal çerçeve ile başta ağır hasta tutsaklar olmak üzere tüm tutsaklar tahliye edilmelidir” dedi.
27 HAZİRAN’DAKİ MİTİNGİN ÖNEMİ
Adalet ve hukuk kurallarının hiçbir çarpıtmaya mahal vermeden uygulanması gerektiğini söyleyen Akalın, 27 Haziran Cumartesi günü Mersin’de gerçekleştirilecek mitingin, halkın taleplerini devlete ulaştırmak adına önemli olduğunu söyledi.
MA / Hamdullah Yağız Kesen
MA

















