Künye   Hakkımızda
3 Eylül 2026, Perşembe
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Bakur’daki süreç İran’da Kürt-Türk çatışmasının önünü alabilir

Türkiye'de yürütülen sürecin Rojhilat'taki sorunların çözümüne etkisine işaret eden insan hakları savunucusu Ednan Hesenpûr, "Türkiye'de gelişecek bir barış dili, İran'daki Azeri toplumu da etkileyebilir ve Rojhilat'ta sorunların çözümüne katkı sunabilir" dedi.

27 Mart 2026
Bakur’daki süreç İran’da Kürt-Türk çatışmasının önünü alabilir
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

ABD-İsrail’in İran’a dönük saldırıları 28’inci gününde devam ederken, saldırılar ve saldırıların iç dinamiklere yansımasını Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendiren İranlı insan hakları savunucusu Ednan Hesenpûr, rejime olan tepki nedeniyle halkın ABD-İsrail saldırılarına karşı tepki geliştirmediğini ifade etti. Hesenpûr, “Açıkçası halkın bir kısmı, İsrail ve ABD’nin yaptıklarını doğrudan olumsuz görmüyor. Bu durumu, ülkeye karşı yürütülen emperyalist bir işgal savaşı olarak değerlendirmiyorlar” dedi.

Savaş boyunca insan hakları açısından iki temel sorunun öne çıktığını belirten Hesenpûr, “Birincisi, her zamanki gibi İran rejiminin kendisi. Bu yönetim, 47 yıllık varlığı boyunca sürekli insan hakları ihlallerinde bulundu ve savaş sürecinde bu ihlalleri daha da artırmış durumda. İran’daki siyasi tutsakların ve diğer mahkûmların hayatı ciddi tehlike altında. Yemek payları ciddi şekilde azaltılmış ve izin hakları yok denecek kadar sınırlı. Öte yandan rejim, askeri teçhizatını yerleşim alanlarına taşımış durumda; füzeler doğrudan sivil mahallelerin içine konuşlandırılıyor. ABD ve İsrail bu hedefleri bombaladığında, siviller de kaçınılmaz olarak zarar görüyor. Örneğin bir noktanın bombalanması sonucu yaklaşık 170 öğrenci hayatını kaybetti. Bu saldırıyla ilgili olarak ABD ve İran birbirini suçluyor” ifadelerini kullandı.

‘İNSANLAR SADECE HAYATTA KALMAYA ÇALIŞIYOR’

Hesenpûr, saldırı öncesi başlayan, binlerce kişinin ölümü, on binlerce kişinin gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla sonuçlanan protestolara işaret ederek, bu dönemde yapılan baskıların halkın ayaklanma kapasitesini düşürdüğünü söyledi. Hesenpûr, “İnsanlar öncelikle hayatta kalmaya odaklanmış durumda. Sokak gösterileri şu an gündemde değil; buna rağmen rejim savaş ortamında bile idam cezalarını sürdürmeye devam ediyor. Nitekim birkaç gün önce protestolara katılan 3 kişi idam edildi. Rejim, insan haklarını her açıdan ihlal etmeyi sürdürüyor. İran, İsrail ve ABD arasında bugüne kadar iki ayrı savaş süreci yaşandı. Bunlardan biri geçen Haziran’daki 12 günlük savaştı. Şu anda ikinci aşama yaşanıyor. Gerçek şu ki İran halkının büyük bölümü, Kürdistan’dakiler de dahil olmak üzere, bu rejimin değişmesini istiyor. Halk defalarca ayaklandı, ancak yönetimi kendi gücüyle devirmeyi başaramadı, her seferinde sert şekilde bastırıldı. Bu nedenle insanlar, içerden değişim yaratamayınca, dış müdahalelere belli ölçüde olumlu bakmaya başladı. ABD ve İsrail’in rejime yönelik saldırılarına toplumun bazı kesimlerinde destekleyici bir yaklaşım görülüyor. Ancak bu, halkın bu devletlerin gelip kendi adlarına ülkeyi yönetmesini istediği anlamına gelmiyor. Daha çok, savaşın sonucunda mevcut yönetimin çökmesini ve ardından halkın ülkenin kontrolünü ele alarak yeni bir sistemi kendisinin kurmasını umut ediyorlar. Bununla birlikte, savaşı destekleyen bazı insanlar bile olası sonuçlar konusunda ciddi endişeler taşıyor. Savaşın geldiği noktada siviller doğrudan hedef olmasa bile en büyük mağdurlar arasında yer alıyor. Hem ABD ve İsrail hem de İran, saldırılarını gerçekleştirirken sivillerin varlığını yeterince dikkate almıyor” diye konuştu.

‘ASKERİ DEVRİYELER KENT İÇLERİNDE BASKI YARATIYOR’

İran rejiminin interneti keserek iletişimi tamamen durdurduğunu belirten Hesenpûr, yaşanan en büyük hak ihlallerinin başında da bunun geldiğini vurguladı. Hesenpûr, “İnsanların İran ile iletişimi neredeyse kopmuş halde. Bilgiye erişim çok sınırlı. İnternetin kesilmesi ve insanların sesinin bastırılması açık bir insan hakları ihlalidir” diye belirtti.

Kent içlerinde kontrol noktaları, askeri noktaların kurulduğunu dile getiren Hesenpûr, askeri devriyelerin halk üzerindeki baskıyı arttırdığını söyledi. Hesenpûr, rejim askerlerinin insanların telefonlarını denetlediğini günlük yaşamları gözetim altında tuttuğunu belirterek, “Bombardıman bölgelerinden görüntü çeken kişiler tutuklanma riskiyle karşı karşıya. İnternet kesintisi, online çalışan birçok insanın işini kaybetmesine de yol açtı. Gelir kaynakları kesilen insanlar geçim sıkıntısı yaşıyor, hatta bazıları açlıkla karşı karşıya. Daha önce de belirtildiği gibi, tutukluların gıda payları da azaltılmış durumda ve oldukça zor koşullarda yaşıyorlar” şeklinde konuştu.

PAN-TÜRKİST YAKLAŞIMLAR TÜRK-KÜRT ÇATIŞMASINA YOL AÇABİLİR

Rojhilat’ta Kürtlere dönük baskıların çok daha fazla ve daha riskli boyutta olduğunu vurgulayan Hesenpûr şunları söyledi: “İlk olarak, İran’da merkezci ve milliyetçi bir anlayışın güçlendiği görülüyor. Bu yaklaşım, Kürtlerin herhangi bir statü elde etmesine karşı çıkıyor; onları farklı bir kimlik olarak tanımıyor ve ana dilde eğitime izin verilmemesi gerektiğini savunuyor. ‘Tek dil, tek bayrak, tek millet’ anlayışı öne çıkıyor. Bu çizgiyi temsil eden aktörlerden biri de devrik şahın oğlu Rıza Pehlevi. Kendisi açıkça ‘ayrılıkçı Kürtleri bastırmak için ordu göndereceğim’ dedi. Oysa Rojhilat’ta siyasi yapılar ayrılıkçı olmadıklarını dile getiriyor. Ancak hak talepleri dahi ayrılıkçılık olarak etiketleniyor. İkinci risk ise ABD ve İsrail ile Rojava örneğinde olduğu gibi, siyasi güvenceler olmadan bir iş birliği kurulması ihtimali. Edinilen bilgilere göre, Kürt güçlerinden kara savaşına katılmaları istenmiş. Ancak Kürt siyasi aktörler, geçmiş deneyimlere atıfla, bu tür bir iş birliği için somut güvenceler talep ediyor. Şu ana kadar böyle bir güvence verilmiş değil. Bu nedenle Rojhilat’taki Kürt güçleri, kendi kararlarını kendilerinin vereceğini ve dışarıdan dayatılan bir savaşın parçası olmayacaklarını ifade ediyor. Bir diğer risk ise özellikle İran’daki Azeri Türklerle yaşanabilecek olası gerilimler. Kürtler ile Türkler arasında geçmişten gelen bir gerilim zemini bulunuyor. Son yıllarda İran’da pan-Türkist eğilimlerin güç kazandığı ve bunun büyük ölçüde Türkiye etkisi olduğu ifade ediliyor. Bu yaklaşım içerisinde olanlar, Kürtlerin varlığını dahi reddedebiliyor. Buna karşılık Rojhilat’taki siyasi partiler, Azeri Türklerle kardeşlik temelinde barış içinde birlikte yaşamak ve ortak şehirleri birlikte yönetmek istediklerini açıkladı. Bu çağrıya bazı Türk çevrelerden olumlu yanıtlar gelmiş olması umut verici.”

‘SÜREÇ ROJHİLAT’TA SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE KATKI SUNABİLİR’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin Rojhilat’ta etkisine işaret eden Hesenpûr şöyle devam etti: “Ancak bölgede çok sayıda siyasi yapının bulunması ve geçmişte aralarında yaşanan çatışmalar, başka bir risk oluşturuyor. Bu yapılar ittifaklarını koruyamazsa iç çatışma ihtimali ortaya çıkabilir. Bunlara ek olarak, savaşın altyapıyı (su, elektrik, gaz gibi temel hizmetleri) tahrip etmesi de ciddi bir tehdit. Bu risklerin azaltılması için planlı adımlar atılması gerekiyor. Uzun vadede demokratik bir sistemin kurulması kaçınılmaz görünüyor. Demokrasi ne kadar kapsayıcı ve güçlü olursa, ortaya çıkacak sistem de o kadar başarılı olur. Tüm kimliklerin-ulusal, dilsel, kültürel ve toplumsal-tanındığı bir yapı, kalıcı barışın temelini oluşturabilir. Bu çerçevede demokratik konfederalizm ya da güçlü bir yerel yönetim sistemine dayalı federal modeller tartışılıyor. Bölgedeki sorunların birbirinden bağımsız olmadığı da unutulmamalı. Orta Doğu’da bir halkın barış içinde yaşaması, komşularının durumundan ayrı düşünülemez. Bakur’da Kürt ve Türk aydınlar arasında daha güçlü bir diyalog kurulması büyük önem taşıyor. Türkiye’de gelişecek bir barış dili, İran’daki Azeri toplumu da etkileyebilir ve Rojhilat’ta sorunların çözümüne katkı sunabilir. Bu nedenle entelektüellerin bu konuda konuşması ve bu eleştirel alanı büyütmesi kritik bir ihtiyaç olarak görülüyor.”

MA / Ceylan Şahinli

MA

Previous Post

Abdullah Öcalan ile görüşme başvurusu: İmralı’ya gitme imkanı bir adım olur

Next Post

Türkdoğan: Abdullah Öcalan’ın koşullarının değiştirilmesi ile süreç sağlıklı yürüyebilir

İlgili Haberler

Mardin’de kayyımın süresi uzatıldı
Gündem

Mardin’de kayyımın süresi uzatıldı

3 Eylül 2026
126 günlük direniş sonuç verdi: Ağaç AŞ işçileri işlerine dönüyor
Gündem

126 günlük direniş sonuç verdi: Ağaç AŞ işçileri işlerine dönüyor

3 Eylül 2026
Yıllık enflasyon ENAG’a göre yüzde 49.03, TÜİK’e göre yüzde 31.51 oldu
Gündem

Yıllık enflasyon ENAG’a göre yüzde 49.03, TÜİK’e göre yüzde 31.51 oldu

3 Eylül 2026
İsmail Duygulu: Halk Bizi Anlamıyor Mu?
Gündem

İsmail Duygulu: Halk Bizi Anlamıyor Mu?

3 Eylül 2026
Davutoğlu’na “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturması
Gündem

Davutoğlu’na “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturması

3 Eylül 2026
Kıbrıs’ta gemi faciası hükümetin sonunu getirdi
Gündem

Kıbrıs’ta gemi faciası hükümetin sonunu getirdi

3 Eylül 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir
Politika'dan Yorum

Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir

Politika Haber
9 Ağustos 2026
Politika'dan Söyleşi
Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor
Politika'dan Söyleşi

Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor

Politika Haber
12 Ağustos 2026

EN SON HABERLER

Mardin’de kayyımın süresi uzatıldı

Mardin’de kayyımın süresi uzatıldı

3 Eylül 2026
126 günlük direniş sonuç verdi: Ağaç AŞ işçileri işlerine dönüyor

126 günlük direniş sonuç verdi: Ağaç AŞ işçileri işlerine dönüyor

3 Eylül 2026
Yıllık enflasyon ENAG’a göre yüzde 49.03, TÜİK’e göre yüzde 31.51 oldu

Yıllık enflasyon ENAG’a göre yüzde 49.03, TÜİK’e göre yüzde 31.51 oldu

3 Eylül 2026
İsmail Duygulu: Halk Bizi Anlamıyor Mu?

İsmail Duygulu: Halk Bizi Anlamıyor Mu?

3 Eylül 2026
Davutoğlu’na “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturması

Davutoğlu’na “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturması

3 Eylül 2026
Kıbrıs’ta gemi faciası hükümetin sonunu getirdi

Kıbrıs’ta gemi faciası hükümetin sonunu getirdi

3 Eylül 2026
İBB’de yeni gözaltı dalgası: Belediye yöneticileri gözaltında

İBB’de yeni gözaltı dalgası: Belediye yöneticileri gözaltında

3 Eylül 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!