Künye   Hakkımızda
17 Ağustos 2026, Pazartesi
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Aziz Çelik: AKP, 25 yılda güvencesiz ve despotik bir emek rejimi kurdu

Çalışma ekonomisi uzmanı Aziz Çelik, BirGün gazetesinde yayımlanan yazısında AKP’nin 25 yıllık emek bilançosunu 25 başlık altında değerlendirdi. Çelik, bu dönemde gelir dağılımının bozulduğunu, sendikal hakların sınırlandırıldığını, asgari ücret ile emekli aylıklarının eridiğini ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaştığını belirtti.

17 Ağustos 2026
Aziz Çelik: AKP, 25 yılda güvencesiz ve despotik bir emek rejimi kurdu
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Çalışma ekonomisi uzmanı Aziz Çelik, BirGün gazetesinde yayımlanan “25 yıl 25 başlık: AKP’nin emek bilançosu” başlıklı yazısında, AKP’nin kuruluşundan bugüne emek ve sosyal politika alanında yaşanan dönüşümü ele aldı.

AKP’nin 14 Ağustos 2001’de kurulduğunu ve Kasım 2002’den bu yana iktidarda olduğunu hatırlatan Çelik, partinin 25 yıllık döneminde çalışma hayatında ortaya çıkan temel eğilimin daha güvencesiz ve baskıcı bir emek rejimi olduğunu ifade etti.

Çelik, 25 yıl içinde kimi olumlu adımlar atılmış olsa da dönemin toplam sonucunun emeğin haklarının budanması, bölüşüm ilişkilerinin bozulması ve sermayenin payının artması olduğunu belirtti.

Yazının tamamı şu şekilde:

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 14 Ağustos 2001’de kuruldu. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde yüzde 34,3 oy alarak 550 sandalyeli Meclis’te 363 milletvekili kazandı ve sandalyelerin yüzde 66’sını elde etti. Oy oranı aslında yaklaşık 189 milletvekiline karşılık gelirken, yüzde 10’luk seçim barajı AKP’nin sandalye çoğunluğunu büyük ölçüde artırdı. AKP, Kasım 2002’den beri yaklaşık 24 yıldır iktidarda. Parti 14 Ağustos 2026’da 25. kuruluş yılını kutladı. Kuruluşuyla iktidara gelişi arasındaki sürenin çok kısa olması ve partinin 25 yıllık ömrünün neredeyse tamamını iktidarda geçirmesi nedeniyle 25. yıl bilançosu çıkarmak mümkün.

BirGün 15 Ağustos 2026’da AKP’nin 25 yılına ilişkin bir bilanço yayımladı. AKP’nin 25 yıllık karnesinin tamamı tek bir yazıya sığmaz. Ben bu dönemin emek ve sosyal politikalar açısından ne anlama geldiğini ele alacağım. İktidar destekçisi yazarlar bu 25 yılda çalışma hayatında büyük başarılar görüyor. Gerçekten öyle mi? Kuşkusuz 25 yılda yapılanların tamamı olumsuz değildir; önemli olan eğilim, yön ve toplam sonucun ne anlama geldiğidir. İşte seçilmiş 25 başlıkta AKP’nin emek bilançosu.

1. BÜYÜME

Kişi başına GSYH 2001’de 3 bin 108 dolardı, 2025’te 18 bin 40 dolar. Büyüme tek başına önemli değil. Nasıl paylaşıldığı önemli.

AKP 2011’de, “2023’te kişi başına gelir 25 bin 76 dolar olacak” sözü verdi. Gerçekleşen 13 bin 243 dolar oldu. Hedef tutmayınca hedef değişti. 25 bin dolar önce 12 bin 484’e, sonra 10 bin 703’e indirildi.

Öte yandan büyümenin istihdam yaratma kapasitesi zayıfladı.

2. BÖLÜŞÜM

Bölüşüm son 25 yılda iyileşmedi. Asgari ücretin ve emekli aylıklarının kişi başına GSYH’ye oranı geriledi.

Bireysel gelir dağılımını ölçen Gini katsayısı yerinde saydı. 2002’de 0,44 olan katsayı bugün 0,41. Yirmi beş yılda yalnızca 0,03 puanlık bir düşüş. Buna iyileşme denemez. Üstelik emekli aylıkları hesaptan çıkarılınca Gini 0,47’ye fırlıyor.

En zengin yüzde 20 gelirin yüzde 48’ini alıyor. En yoksul yüzde 20’ye kalan pay yüzde 6,4.

3. ENFLASYON VE FAİZ

Türkiye dünyanın en yüksek enflasyonlarından birine sahip. Ağustos 2026 başı itibarıyla Türkiye’nin önünde yalnızca Venezuela, İran ve Arjantin var.

Türkiye’de resmî enflasyon yüzde 31,75 iken politika faizi yüzde 37. Uluslararası Ödemeler Bankası’nın (BIS) 40 merkez bankasını kapsayan veri setinde Türkiye birinci sırada. İkinci sıradaki Rusya ve Brezilya yüzde 14.

Asıl önemlisi yüksek faizin de yüksek enflasyonun yükünü taşıyan da emekçiler ve emekliler.

4. ÖZELLEŞTİRMELER VE KAMUNUN KÜÇÜLTÜLMESİ

AKP Cumhuriyet döneminin tüm kamusal birikimini sattı ve özel sektöre transfer etti. 1980’lerin ortalarından bu yana 74 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. Bunun 66 milyar doları, (yüzde 90) AKP döneminde gerçekleşti. Satılanların çoğu sendikalı, toplu sözleşmeli, kadrolu işyerleriydi.

5. ÜCRETLERİN VERGİ YÜKÜ

AKP’nin en çok övündüğü şey asgari ücrette vergi istisnası oldu. Ancak 2001’de ücretlinin vergisi hesaplanırken vergi iadesi vardı. Bugün asgari ücret istisnası var. Üstelik 2001’de ücretliler, ücret dışı gelir elde edenlere göre ilk dilimde beş puan daha az vergi ödüyordu. O beş puanlık fark kaldırıldı.

2001’de ilk vergi dilimi, yıllık asgari ücretin bir buçuk katıydı. Bugün yarısı bile değil. 2001’de 1,53 kat. 2026’da 0,48 kat. Üç kattan fazla gerileme var.

6. İSTİHDAM

Çalışabilir yaştaki her iki kişiden biri çalışmıyor. 15+ yaşta istihdam oranı yüzde 48,9. İstihdam oranı 2002’de yüzde 43,5’ti. Artış çok sınırlı kaldı.

15-64 yaş aralığında Türkiye OECD’nin en düşük istihdam oranına sahip ülkesi. OECD ortalaması yüzde 70,3. AB’de 20-64 yaş arasında her yüz kişiden 76’sı çalışıyor. Türkiye’nin aynı ölçüte göre oranı yüzde 55,1. AB’nin en düşük oranlı ülkesi İtalya’da bu oran yüzde 67,6.

7. İŞSİZLİK

Resmî işsizlik yüzde 7,6 ile rekor düzeyde düşük ilan ediliyor. Ancak bu buz dağının sadece görünen kısmı. Geniş tanımlı işsizlik oranı (atıl işgücü) yüzde 28,8, geniş tanımlı işsiz sayısı 11,6 milyon. İşsizliğin düşmesi iş bulunduğu anlamına gelmiyor. İş aramaktan vazgeçenler işsiz sayılmıyor.

8. GENÇ İŞSİZLİĞİ VE NE EĞİTİMDE NE İSTİHDAMDA OLANLAR

Her dört gençten biri ne okulda ne işte (NEET). NEET oranı yüzde 23,3. Bu 2 milyon 684 bin genç demek. AB ortalaması yüzde 9. Türkiye Avrupa’nın açık ara birincisi. Üniversite bitirmek de kurtarmıyor. Genç üniversite mezunlarında işsizlik yüzde 23,5. En yüksek işsizlik en eğitimlilerde.

9. KADIN İSTİHDAMI VE TOPLUMSAL CİNSİYET REJİMİ

Kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 35,4. Erkeklerde yüzde 70,7.

Evinde üç yaşından küçük çocuk olan kadınların sadece yüzde 27’si çalışıyor. Aynı durumdaki erkeklerin yüzde 90’ı.

Aynı işi yapan kadın daha az kazanıyor.

Türkiye OECD’de kadın işgücüne katılımda sonuncu, kadın işsizliğinde birinci.

10. KAYIT DIŞI İSTİHDAM

Kayıt dışı istihdam oranı yüzde 25 civarındadır. İktidarın en çok övündüğü veri bu. Ama hâlâ 8,5 milyon kişi hiçbir sosyal güvencesi olmadan çalışıyor. Tarımda çalışan her beş kişiden dördü kayıt dışı.

Kayıt dışılıktaki düşüşün büyük kısmı tarımın küçülmesinden geldi. Bu bir politika başarısından ziyade yapısal bir dönüşümün yan ürünü.

11. GÖÇMEN VE MÜLTECİ EMEĞİ

Milyonlarca göçmen işçi asgari ücretin altında, sigortasız ve sendikasız çalışıyor. Bu, yerli işçinin ücretini de aşağı çekiyor. Sendikalar bu alanda yok.

Türkiye’de hâlen geçici koruma altında 2,3 milyon Suriyeli var. Haziran 2026’da Suriyeliler için çalışma izni zorunluluğu kaldırıldı. Bu kayıt dışılığı çözmüyor, hukuki olarak görünmez kılıyor.

12. GÜVENCESİZ VE TAŞERON ÇALIŞMA

2016’da kiralık işçilik uygulaması yasalaştı.

Kamuda taşeronda çalışan işçiler 2018 referandumu öncesinde Aralık 2017’de kadroya alındı. AKP önce kamuda taşeron çalışmayı büyüttü. Eşeği önce kaybettirip sonra buldurma misali, toplumsal tepki artınca taşeron işçileri kadroya aldı. Özel sektörde taşeron çalışma devam ediyor.

Platform çalışması yeni güvencesizlikler üretiyor. İşçi olan kuryeler şahıs şirketi kurmaya zorlanıyor. Sonra kendi şirketinden platforma “hizmet satıyor”. İşçi değil, tedarikçi sayılıyor. Ne kıdem tazminatı var ne sendika hakkı var.

13. ÇALIŞMA SÜRELERİ

Türkiye’de fiilen haftada ortalama 42,4 saat çalışılıyor. AB ortalaması 35,9. Yani her Türkiyeli çalışan, Avrupalı işçiden iki ay fazla mesai yapıyor.

Türkiye’de çalışanların yüzde 27’si haftada 49 saatten fazla çalışıyor. AB’de bu oran yüzde 7,1. Yasal sınır 45 saat. Yasal çalışma süreleri AKP döneminde bir kez bile tartışmaya açılmadı.

14. ASGARİ ÜCRET

Net asgari ücret 28.075 lira. Dört kişilik ailenin sadece gıda harcaması 36.940 lira.

9,5 milyon işçi asgari ücret ve civarında çalışıyor. Asgari ücret artık taban değil, ortalama ücret.

1974’te asgari ücret kişi başına gelirin yüzde 80’iydi. Bugün yüzde 43,6’ü düzeyinde.

Toplu sözleşmeli işçi, sözleşmesiz işçiden çok daha fazla kazanıyor. Çözüm asgari ücret pazarlığı değil, toplu pazarlık kapsamının genişletilmesi.

Çeyrek asrın sonunda milyonlarca yurttaş daha da yoksullaşırken zenginler servetine servet kattı.
15. KIDEM TAZMİNATI

AKP döneminde kıdem tazminatına erişim zorlaştı, kıdem tazminatı tavanı eridi ve kıdem tazminatı fon tartışması sık sık gündeme getirildi.

Kıdem tazminatı tavanı 2001’de brüt asgari ücretin 4,6 katıydı. Bugün 2,2 katı.

Kıdem tazminatı bir zamanlar işçinin ev parasıydı.  Bugün 30 yıl çalışıp tavandan tazminat alabilen “şanslı” bir işçi 2.2 milyon lira tazminat alıyor. Türkiye’de ortalama konut fiyatı 5 milyon 213 bin lira. Yani bir ömürlük kıdem, evin ancak yüzde 42’sini karşılıyor.

İstanbul’da ortalama bir ev almak için tavandan 100 yıla yakın kıdem tazminatı biriktirmek gerekiyor.

16. İŞ GÜVENCESİ VE İŞÇİ ALACAKLARI

AKP’nin 2003’te çıkardığı İş Kanunu’yla 30 işçiden az çalışanı olan işyerinde iş güvencesi yok. Türkiye’nin işyerlerinin ezici çoğunluğu bu ölçekte.

2018’de işçinin dava açmadan önce arabulucuya gitmesi zorunlu hale getirildi. Sonuçta iş mahkemelerinin yükü epeyce azaldı ve arabulucu aşamasında anlaşma oranı epeyce yüksek. Ancak kritik soru şudur: İşçinin alacağına ulaşma oranı arttı mı azaldı mı?

İşçi uyuşmazlıklarında anlaşma oranının yüksek olması bir başarı değil. İşini kaybetmiş, birikimi olmayan, avukat tutamayan işçinin “anlaşması” gerçek bir anlaşma değildir. Arabulucu aşamasında elde edilen alacak dava aşamasındaki alacaktan daha düşüştür.

17. İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI

2025’te en az 2 bin 105 işçi iş cinayetlerinde öldü. Türkiye bölgesinde en yüksek ölümlü iş kazası oranına sahip ülke.  Aynı yıl meslek hastalığından ölen işçi sayısı sadece üç. Çünkü Türkiye’de işyerlerinin ezici çoğunluğu denetlenemiyor.

Yüz bin çalışana 2,8 iş müfettişi düşüyor. Türkiye’de polis ve bekçi sayısı, iş müfettişi sayısının yaklaşık 360 katı. Devletin neyi denetlediğini bundan iyi anlatan veri yok.

18. SOSYAL GÜVENLİKTE KARŞI DEVRİM

1999’da 25 yıl çalışan bir işçinin aylık bağlama oranı yüzde 76’ydı. 2008’den sonra yüzde 50 oldu. Aynı prim, aynı yıl, üçte bir daha az aylık.

2008’den önce emekli aylığı hesaplanırken büyümenin tamamı hesaba katılıyordu. 2008 sonrası yüzde 30’u. Türkiye büyüyor ancak emekli büyümeden payını alamıyor.

19. EMEKLİ AYLIKLARININ ERİTİLMESİ

2002’de en düşük işçi emekli aylığı asgari ücretin 1,4 kat fazlasıydı.  Bugün asgari ücretin yüzde 83’üne geriledi.

Emeklilerin nüfus içindeki payı hızla artarken GSYH’deki payları azaldı.  Aylıkların erimesinin asıl nedeni bu.

2002’de emeklilerin yüzde 37’si çalışıyor ya da iş arıyordu. Bugün yüzde 66’sı bu durumda. Türkiye’de emeklilik, çalışmanın bitişi değil, ikinci işin başlangıcı oldu.

20. EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIKLARI VE SEYYANEN ZAM HAKSIZLIĞI

Bugün en düşük emekli aylığı 23.552 lira, açlık sınırı ise 36.940 lira.

En düşük emekli aylığı, net asgari ücretin bile altında.

Memur emeklileri, verilen sözlere rağmen çalışan memura verilen seyyanen ilave ödemenin dışında bırakıldı. Aynı kanun, aynı devlet, aynı hizmet ancak emekli olunca hak yok.

21. EYT VE KADEME ADALETSİZLİĞİ

AKP önce “seçim kaybetsek de EYT yasası çıkmayacak” dedi. 2023 seçimleri öncesinde seçim kaygısıyla EYT yasası alelacele çıkarıldı.  EYT ile üç yılda 2,6 milyon kişi emekli oldu.

Ama düzenleme kademesiz çıktı. 8 Eylül 1999 ve öncesinde sigortası başlayan emekli oldu, 9 Eylül ve sonrasında başlayan yıllarca bekleyecek. Bir günlük farka 17-20 yıl ceza geldi.

22. İŞSİZLİK SİGORTASI FONU

Yirmi dört yılda Fon’da 628 milyar lira birikti, işsizlere ödenen toplam para ise 174 milyar lira. Fon, ömrü boyunca ödediğinin üç buçuk katını biriktirmiş.

Ocak 2026’da resmî işsizlerin yalnızca yüzde 19,6’sı ödenek alabildi. 2,3 milyon resmî işsiz sistemin dışında kaldı. Ödenek alanın eline geçen ortalama 14.217 lira. Brüt asgari ücretin yüzde 43’ü.

Fondan işverenlere verilen teşvik işsizlik ödeneğinin kat be kat üstünde. İşsizin parası, işverenin teşviki haline geldi.

23. SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM VE SOSYAL YARDIMLAR

AKP, sağlıkta dönüşüm hikâyesini anlatırken şunu söylemez: Vatandaş 2024’te cebinden 442 milyar lira sağlık harcaması yaptı.

Hastane kuyrukları azaldı ama randevu almak eziyete dönüştü. Sağlıkta katkı payı dönemi başladı. Vatandaş özel hastanede de tedavi oluyor ama fiyatlar fırladı. Özel hastaneler devletin saptadığı tarifeyi (SUT) uygulamıyor.

Her eczaneden ilaç alınıyor ama eczaneler katkı payının da kesildiği yerler oldu.

Sosyal güvencesi olmayanın aylık GSS primi 1.982 lira.

Sosyal yardım harcaması milli gelirin yalnızca yüzde 0,93’ü.  Yardım alan hane sayısı altı yılda 2,5 milyondan 4 milyona çıktı.

24. SENDİKAL HAKLAR

17,6 milyon işçinin 15,2 milyonu sendikasız. Resmi sendikalaşma yüzde 13,8’e gerilemişken toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamı yüzde 7 dolayında.  Özel sektörde TİS kapsamı yüzde 5’in altında. Türkiye bu oranlarla OECD’nin en dibinde.

AKP’li yıllarda 22 grev “ertelendi” (aslında yasaklandı). 200 bin işçinin grevi ertelenirken AKP döneminde grev hakkını fiilen kullanabilen işçi sayısı 100 bini bile bulmuyor.

ITUC’un 151 ülkelik endeksinde Türkiye dokuz yıldır işçiler için en kötü 10 ülke arasında.

25. 1 MAYIS: TATİL VAR, MEYDAN YOK!

AKP’nin en övündüğü şey 1 Mayıs’ın 2009’da resmî tatil ilan edilmesi oldu. 1 Mayıs resmî tatil oldu ancak işçiler istedikleri yerde 1 Mayıs’ı kutlayamıyor. Resmî meydanlarda serbest, Taksim’de ise hâlâ yasak.

AKP’nin 25 yılında çalışma hayatında ve sosyal meselelerde kuş bakışı tablo bu. Kuşkusuz bunların her biri onlarca ayrı yazı konusu. AKP döneminde bunlar üstüne 1.000’den fazla yazı yazdım. Bunlar BirGün arşivinde duruyor. Bugün bunlardan telgraf usulü bir seçme yaptım. 25 yılın özeti şu: Mızrak çuvala sığmıyor: AKP 25 yılda daha güvencesiz ve despotik bir emek rejimi inşa etti. AKP’nin 25 yılı emeğin haklarının budandığı ve bölüşümün kötüye gittiği bir dönem oldu.

Previous Post

Bahçeli: Abdullah Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği koşullar oluşturulmalı

Next Post

Mesrur Barzani: İran İHA’ları özel ofisimi hedef aldı

İlgili Haberler

Dünya basınında bugün: Katar-İran gerilimi ve AB’nin Rusya yaptırımları
Gündem

Dünya basınında bugün: Katar-İran gerilimi ve AB’nin Rusya yaptırımları

17 Ağustos 2026
Mesrur Barzani: İran İHA’ları özel ofisimi hedef aldı
Gündem

Mesrur Barzani: İran İHA’ları özel ofisimi hedef aldı

17 Ağustos 2026
Bahçeli: Abdullah Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği koşullar oluşturulmalı
Gündem

Bahçeli: Abdullah Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği koşullar oluşturulmalı

17 Ağustos 2026
Likud, seçim afişinde Erdoğan’ı kullandı
Gündem

Likud, seçim afişinde Erdoğan’ı kullandı

17 Ağustos 2026
Dolar ve Euro haftaya yükselişle başladı
Gündem

Dolar ve Euro haftaya yükselişle başladı

17 Ağustos 2026
17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti
Gündem

17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti

17 Ağustos 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir
Politika'dan Yorum

Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir

Politika Haber
9 Ağustos 2026
Politika'dan Söyleşi
Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor
Politika'dan Söyleşi

Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor

Politika Haber
12 Ağustos 2026

EN SON HABERLER

Dünya basınında bugün: Katar-İran gerilimi ve AB’nin Rusya yaptırımları

Dünya basınında bugün: Katar-İran gerilimi ve AB’nin Rusya yaptırımları

17 Ağustos 2026
Mesrur Barzani: İran İHA’ları özel ofisimi hedef aldı

Mesrur Barzani: İran İHA’ları özel ofisimi hedef aldı

17 Ağustos 2026
Aziz Çelik: AKP, 25 yılda güvencesiz ve despotik bir emek rejimi kurdu

Aziz Çelik: AKP, 25 yılda güvencesiz ve despotik bir emek rejimi kurdu

17 Ağustos 2026
Bahçeli: Abdullah Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği koşullar oluşturulmalı

Bahçeli: Abdullah Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği koşullar oluşturulmalı

17 Ağustos 2026
Likud, seçim afişinde Erdoğan’ı kullandı

Likud, seçim afişinde Erdoğan’ı kullandı

17 Ağustos 2026
Dolar ve Euro haftaya yükselişle başladı

Dolar ve Euro haftaya yükselişle başladı

17 Ağustos 2026
17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti

17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti

17 Ağustos 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!