Türkiye’nin yakın tarihindeki en yıkıcı depremlerden 17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti.
16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece saat 03.01’de meydana gelen ve 45 saniye süren deprem; İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya ve Yalova’da büyük yıkıma yol açtı.
Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan depremin büyüklüğü ilk açıklamalarda 7,4 olarak duyuruldu. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi 7,6, Kandilli Rasathanesi ise 7,8 büyüklüğünde ölçüm yaptı. Deprem bugün genel olarak 7,4 büyüklüğünde kabul ediliyor.
120 KİLOMETRELİK FAY HATTI KIRILDI
Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın batı bölümünde gerçekleşen deprem, yerin yaklaşık 17 kilometre derinliğinde meydana geldi. Yer kabuğunun 120 kilometrelik hat boyunca kırıldığı ve sağa doğru hareket ettiği belirlendi.
Jeoloji Mühendisleri Odasının depremden üç ay sonra yayımladığı raporda, fay hattı üzerindeki alanların ortalama dört metre sağa ve ileriye kaydığı belirtildi.
17 Ağustos’tan yaklaşık üç ay sonra, 12 Kasım’da Düzce merkezli 7,2 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. Yaklaşık 30 saniye süren depremde 845 kişi hayatını kaybetti.
18 BİN 373 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Resmî verilere göre 17 Ağustos Depremi’nde 18 bin 373 kişi yaşamını yitirdi, 48 bin 901 kişi yaralandı ve 5 bin 840 kişi kayboldu. Bölge halkı ve resmî olmayan kaynaklar ise can kaybının açıklanan rakamların üzerinde olduğunu belirtiyor.
En fazla can kaybı yaklaşık 4 bin 500 kişiyle Gölcük’te yaşandı. Kocaeli genelinde 4 bin, Yalova ve Sakarya’da yaklaşık 2 bin 500’er, İstanbul’un Avcılar ilçesinde ise 976 kişi hayatını kaybetti.
İzmit Körfezi’nin güneyindeki Gölcük, Değirmendere ve Karamürsel’de sahile yakın bazı bölgelerin deniz altında kalması, can kaybı ve hasar tespitini zorlaştırdı.
Meclis Araştırma Komisyonunun 2010’da yayımladığı rapora göre depremde 364 bin 905 konut ve işyeri yıkıldı ya da farklı düzeylerde hasar gördü.
YIKIMI ARTIRAN ÜÇ TEMEL NEDEN
Jeoloji Mühendisleri Odası, yüksek can kaybı ve ağır hasarın nedenlerini aktif fay hattı üzerindeki yoğun yapılaşma, gevşek ve sulu alüvyon zemin ile yapım hataları olarak sıraladı.
Birinci derece deprem bölgesinde bulunmasına rağmen yönetmeliklere uyulmaması, zemine uygun olmayan temel tasarımları, kötü işçilik ve dayanıksız yapı malzemeleri yıkımın boyutunu artırdı.
EKONOMİK MALİYETİ 20 MİLYAR DOLARA ULAŞTI
Depremin ekonomik maliyetine ilişkin hesaplamalar 12 ila 20 milyar dolar arasında değişti. Devlet Planlama Teşkilatı maliyeti 15-19 milyar dolar, Dünya Bankası 12-17 milyar dolar, TÜSİAD ise 17 milyar dolar olarak hesapladı.
Sanayi tesislerinde üretime ara verilmesi ekonomide daralmaya yol açtı. Türkiye’nin en büyük petrol rafinerisi TÜPRAŞ’ta çıkan yangın günlerce sürdü.
Bazı araştırmalarda, depremin yarattığı ekonomik tahribatın 2001 krizini hazırlayan etkenlerden biri olduğu belirtildi.
KURTARMA ÇALIŞMALARINDA GECİKME TEPKİ ÇEKTİ
Depremin ardından Kızılay ve Sivil Savunma birliklerinin yanı sıra AKUT gibi gönüllü kuruluşlar arama kurtarma çalışmalarına katıldı. İngiltere, Yunanistan, ABD ve Japonya’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeden ekipler bölgeye geldi.
DSP, ANAP ve MHP’den oluşan koalisyon hükümeti, deprem bölgelerine ekip ve yardım malzemesi göndermekte geciktiği gerekçesiyle eleştirildi. Bazı yerleşimlere kurtarma ekipleri günler sonra ulaşırken enkaz kaldırma çalışmaları aylarca sürdü.
DEPREM VERGİSİ KALICI HÂLE GELDİ
Depremin ardından yardım, yeniden yapılanma ve ekonomik kayıpların karşılanması gerekçesiyle Özel İletişim Vergisi başta olmak üzere yeni vergiler getirildi. Geçici olarak çıkarılan vergilerin önemli bir bölümü kalıcı hâle geldi.
Yirmi bilim insanı ve araştırmacının yer aldığı Ulusal Deprem Konseyi kuruldu ancak 2007’de kapatıldı. İstanbul’da deprem konteynerleri yerleştirildi ve toplanma alanları belirlendi. Bu alanların büyük bölümü ilerleyen yıllarda imara açıldı.
Deprem sigortası zorunlu hâle getirildi, arama kurtarma ekiplerinin sayısı artırıldı ve yapı denetimine ilişkin düzenlemeler değiştirildi. Deprem yönetmelikleri 2007, 2012 ve 2019 yıllarında yeniden düzenlendi.
DAVALARIN ÇOĞU ZAMANAŞIMINA UĞRADI
Depremin ardından 170 kamu görevlisi hakkında görevi ihmal suçlamasıyla dava açıldı. Bazı kamu görevlileri görevden uzaklaştırılırken davaların bir bölümü zamanaşımı nedeniyle düştü.
Yıkılan veya hasar gören binaların müteahhitleri hakkında yaklaşık 2 bin 100 dava açıldı. Ancak verilen cezaların önemli bölümü ertelendi, pek çok dosya da zamanaşımına uğradı.
Yalova’da yaptığı binaların çökmesi sonucu yaklaşık 200 kişinin yaşamını yitirdiği müteahhit Veli Göçer, 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Göçer, 7,5 yıl cezaevinde kaldıktan sonra 2011’de tahliye edildi ve daha sonra yeniden inşaat sektöründe faaliyet göstermeye başladı.
Depremde Avcılar’daki ruhsatsız bir binanın enkazından çıkarılan Ömür Kınay’ın hukuk mücadelesi ise 20 yıl sürdü. Anayasa Mahkemesi, Kınay’ın yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vererek 27 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

















