IstanPol, Avrupa Birliği’nin Ufuk Avrupa programınca desteklenen SOS4Democracy projesi kapsamında hazırlanan “Türkiye’de Demokrasiye Yönelik Algı ve Yaklaşımlar” başlıklı araştırma raporunu yayımladı.
Dr. Edgar Şar, Dr. Seren Selvin Korkmaz ve Berna Kokoz tarafından hazırlanan çalışma, Türkiye’de yurttaşların demokrasiye yüklediği anlamları; hukuk, eşit yurttaşlık, siyasal temsil, temel haklar, otoriter uygulamalar ve seçimlere ilişkin tutumlarını inceliyor.
Araştırma, 9-27 Mart 2026 tarihleri arasında 21 il ve 56 ilçede toplam 1011 kişiyle yüz yüze görüşülerek gerçekleştirildi. Örneklemde yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi ve siyasi tercih dikkate alınırken araştırmanın yüzde 95 güven düzeyinde ve ±3,1 hata payıyla değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
YÜZDE 55,3: “DEMOKRASİ EN İYİ YÖNETİM BİÇİMİ”
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 55,3’ü, “Demokrasi her şeye rağmen en iyi yönetim biçimidir” görüşüne katılıyor.
Bununla birlikte demokrasiye verilen desteğin koşulsuz olmadığı görülüyor. Hak ve özgürlükleri düzen ve istikrardan daha önemli görenlerin oranı yüzde 45,2 olurken, düzen ve istikrarı önceleyenlerin oranı yüzde 40,1 olarak ölçüldü.
Katılımcıların yüzde 22,3’ü ise bazı durumlarda demokratik olmayan bir yönetimin daha iyi sonuçlar üretebileceğini düşünüyor. “Demokrasi güçlü liderlik olmadan yürümez” görüşüne katılanların oranı yüzde 41,9.
Demokrasi denildiğinde en fazla öne çıkan başlık yüzde 19,8 ile sosyal haklar ve refah oldu. Bunu yüzde 19 ile serbest ve adil seçimler, yüzde 18,8 ile adalet ve hukukun üstünlüğü izledi.
Güçler ayrılığı ve denge-denetim yüzde 6,9, azınlık hakları ve eşit yurttaşlık ise yüzde 8 ile daha düşük oranlarda demokrasiyle ilişkilendirildi.
YÜZDE 44,8 DEMOKRASİNİN İŞLEMEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR
Demokrasiye ilkesel destek ile Türkiye’deki mevcut işleyişe ilişkin değerlendirme arasında ise belirgin bir fark ortaya çıktı.
Katılımcıların yüzde 44,8’i demokrasinin Türkiye’de pek işlemediğini veya hiç işlemediğini belirtti. Demokrasinin tamamen ya da büyük ölçüde işlediğini düşünenlerin oranı yüzde 24,6’da kaldı. Yüzde 30,6 ise demokrasinin “kısmen işlediği” görüşünde.
Raporda bu sonuç, demokrasiye yönelik ilkesel desteğin devam etmesine rağmen mevcut demokratik işleyişin daha eleştirel değerlendirildiğinin göstergesi olarak yorumlandı.
YASALARIN HERKESE EŞİT UYGULANDIĞINA İNANANLAR YÜZDE 22,8
Araştırmanın öne çıkan başlıklarından biri de hukuk ve eşit yurttaşlık oldu.
Katılımcıların yüzde 43,3’ü Türkiye’de demokrasinin herkes için eşit işlemediğini düşünüyor.
“Türkiye’de yasalar herkese eşit uygulanır” görüşüne katılanların oranı yalnızca yüzde 22,8 olurken, yüzde 38,6 bu görüşe katılmadığını belirtti.
Hak arama sürecinde kişinin siyasi görüşünün, sosyal çevresinin veya kimliğinin etkili olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 45,1’e çıktı. Bir haksızlıkla karşılaştığında hakkını aramasının sonuç vereceğine inananların oranı ise yüzde 26,2’de kaldı.
SİYASAL TEMSİLDE DE GÜVEN DÜŞÜK
Katılımcıların yüzde 39,8’i kendisini siyasette az temsil edilmiş ya da hiç temsil edilmemiş hissediyor. Kendisini tamamen veya yüksek düzeyde temsil edilmiş görenlerin oranı ise yüzde 27,7.
Kurumlar arasında en yüksek temsil kapasitesi yüzde 31,5 ile TBMM’ye atfedildi. Yerel yönetimler yüzde 29,7, siyasi partiler yüzde 23, muhalefet yüzde 22,5 ve sivil toplum yüzde 19,9 oranında güçlü temsil kanalı olarak değerlendirildi.
Rapora göre tüm bu kurumlarda düşük temsil değerlendirmeleri, yüksek temsil değerlendirmelerinin üzerinde kaldı.
SOSYAL MEDYA DENETİMİNE YÜZDE 48,6 İTİRAZ
Araştırmada katılımcılara hak ve özgürlükleri sınırlayan bazı uygulamalar da soruldu.
“Yanlış bilgiyle mücadele” gerekçesiyle sosyal medyanın daha sıkı denetlenmesini kabul edilemez bulanların oranı yüzde 48,6 oldu.
Güvenlik gerekçesiyle protesto alanlarının sınırlandırılmasını yüzde 39,4, yerel yönetimlerin yetkilerinin azaltılmasını ise yüzde 38,8 kabul edilemez buldu.
Araştırmada somut örnekler üzerinden demokratik ilkelere ilişkin tutumlar da ölçüldü.
SEÇİCİ SORUŞTURMAYA EN YÜKSEK TEPKİ
Seçim döneminde benzer oy oranlarına sahip iki partiye kamu televizyonunda eşitsiz süre verilmesini yüzde 54,3 adaletsiz, yüzde 53,1 kabul edilemez buldu.
Aynı konuda barışçıl etkinlik düzenlemek isteyen iki gruba farklı muamele yapılmasını yüzde 53,8 adaletsiz bulurken, benzer eleştirileri yapan kişilere seçici biçimde soruşturma ve yaptırım uygulanmasına karşı çıkanların oranı daha da yükseldi. Bu uygulamayı yüzde 57,4 adaletsiz, yüzde 55,5 kabul edilemez olarak değerlendirdi.
Buna karşın, söz konusu uygulamaları kabul edilemez bulanların yaklaşık yüzde 28-31’i böyle bir durumla karşılaştığında “hiçbir şey yapmayacağını” söyledi. Tepki göstermemenin gerekçesinde en yaygın yanıt ise yaklaşık yüzde 34-35 ile “sonuç vermez” oldu.
Raporda bu bulgu, demokratik ihlallere karşı duyarlılığın devam ettiği ancak yurttaşların müdahale ederek sonuç alabileceğine ilişkin inancının daha zayıf olduğu şeklinde değerlendirildi.
SEÇİMLERİN TAMAMEN ADİL OLDUĞUNU DÜŞÜNENLER YÜZDE 19,1
Araştırmanın seçimlere ilişkin bölümünde de ciddi bir güven sorunu ortaya çıktı.
Katılımcıların yalnızca yüzde 19,1’i Türkiye’de seçimlerin tamamen adil ve eşit koşullarda gerçekleştiğini düşünüyor.
Yüzde 31,7 seçimlerde rekabet bulunduğunu ancak koşulların adil olmadığını belirtirken, yüzde 29,5 gerçek bir rekabet için gerekli koşulların bulunmadığını söyledi. Böylece seçimlerin adilliği veya gerçek rekabet koşullarına ilişkin eleştirel değerlendirme yapanların toplamı yüzde 61,2’ye ulaştı. istanpol.org
Bütün partilerin eşit koşullarda yarıştığını düşünenlerin oranı da yüzde 18,2’de kaldı. Katılımcıların yüzde 33,1’i bazı partilerin avantajlı olduğunu, yüzde 28,4’ü ise seçim sonuçlarının büyük ölçüde önceden belli olduğunu düşünüyor.
Önümüzdeki seçimlerin daha adil olacağını düşünenlerin oranı yüzde 18,8 olurken, yüzde 26,6 seçimlerin daha az adil ve eşit olacağını belirtti.
Buna rağmen seçimlerin siyasi değişim yaratabileceğine ilişkin inanç tamamen ortadan kalkmış değil. Katılımcıların yüzde 19,5’i seçimlerin gerçek, yüzde 27,7’si sınırlı bir değişim yaratabileceğini düşünüyor. Böylece seçimlerden en azından belirli ölçüde değişim bekleyenlerin oranı yüzde 47,2 olarak ölçüldü.
Raporda genel tablo, Türkiye’de demokrasiye toplumsal desteğin ortadan kalkmadığı ancak demokratik beklentiler ile kurumların ve süreçlerin mevcut işleyişi arasındaki mesafenin büyüdüğü şeklinde değerlendirildi.
Kaynak: İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (IstanPol) / SOS4Democracy – “Türkiye’de Demokrasiye Yönelik Algı ve Yaklaşımlar”, Ekim 2026
HABER MERKEZİ


















