Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı bir yılını doldurdu. Çağrının ardından PKK, 12’nci kongresiyle örgütün kendisini feshettiğini açıkladı ve 11 Temmuz’da silahları yakarak silahlı mücadeleyi sonlandırdığını duyurdu. Ardından kurulan Meclis Komisyonu, Kürt sorununu barışçıl ve demokratik yollarla çözmek için çalışmalar yürüttü. Komisyon, nihai raporun onaylanmasıyla görevini tamamladı. Raporda, infaz mevzuatının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları ile taraf olunan uluslararası sözleşmeler çerçevesinde gözden geçirilmesi, infaz adaletini esas alan bir temel üzerinde yeniden ele alınması önerildi. Özellikle tutsakların infaz süreçleri, koşullu salıverilme şartları ve infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeler kapsamında daha adil, eşitlikçi ve bütüncül bir yaklaşımla düzenlenmesi gerektiği vurgulandı.
Bununla birlikte daha önce AİHM tarafından karara bağlanan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “umut hakkı”ndan yararlanması ve fiziki özgürlüğünün sağlanmasının gerektiği kamuoyu tarafından da talep edildi.
Abdullah Öcalan’ın doğduğu Riha’nın Xelfetî (Halfeti) ilçesine bağlı Amara Mahallesi’ne komşu Türkmen ve Ermenilerin yaşadığı Cibin ve Erah mahallelerinden yurttaşlar, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasının sürecin sağlıklı ilerlemesi için gerekli olduğunu belirterek “umut hakkı”nın uygulanması çağrısında bulundu.
ABDULLAH ÖCALAN’IN XELFETÎ ÖRNEĞİ
Erah mahallesinde yaşayan Türkmen yurttaş Mehmet Yıldırım, 27 Şubat çağrısının Ortadoğu’da yaşayan halkların kendi kimlikleri, dilleri ve kültürleriyle eşit şekilde yaşayabileceği bir model sunduğunu söyledi. Yıldırım, Ortadoğu’da uzun yıllardır tekçi, inkârcı ve asimilasyoncu politikaların hâkim olduğunu belirterek, bu yaklaşımın halklara bir fayda sağlamadığını ifade etti. Yıldırım, “100 yıllık gelen bu süreç bize gösterdi ki herhangi bir halka ne bir katkısı ne bir faydası olmadı. Tam tersi, halklar daha çok uluslararası güçlerin kendi çıkarları ve kendi politikaları üzerine kullanma yönetimine dönüştürüldü. Sayın Abdullah Öcalan bu noktada her zaman için, ilk bu hareketin başladığı günden bu yana ortaya koyduğu en büyük anlayış halkların bir arada yaşamasıdır. Yaşasın halkların kardeşliği üzerinedir. Zaten hareketi kurarken de Xelfeti’de şunu ortaya koyar; der ki, ‘Xelfetî ne Kürdün Kürt olarak kendini öne çıkardığı ne de Türkmenin kendisini bir Türkmen olarak öne çıkardığı bir coğrafya değildi. Yani ikisinin de kendini üstün görmediği, ikisinin de eşit bir şekilde yaşadığı belirleyici etken oldu’ demiş” dedi.
‘HALKIYLA YAŞAMASI GEREKİYOR’
Yıldırım, Rojava’da yaşanan son saldırılara işaret ederek, çatışmalı süreçlerin müzakere zeminine evirilmesinde Abdullah Öcalan’ın rolünün belirleyici olduğunu kaydetti. Yıldırım, “Bugün Rojava’da Arapların hakkını da savunan, oradaki Alevilerin ve Türkmenlerin de hakkını savunan bir perspektif ortaya koymuştur. Bundan dolayı Sayın Öcalan’ın rol ve misyonunun ne kadar önemli olduğunu gördük. Çatışmalı ortam tekrar geri ortaya çıktığında hepimiz biliyoruz ki bu çatışma zemininden müzakere zeminine Sayın Öcalan’ın rolü ve misyonu bunu getirmiştir. Sayın Öcalan’ın düşünce ve fikirlerinin bu halklardan koparılmasının dünyada hiçbir halka faydası olmamıştır. Ne Avrupa’ya, ne Ortadoğu’ya, ne de Türkiye’ye. En başında Sayın Öcalan’ın düşünce ve fikirleri doğru temelde anlaşılıp ele alınsaydı; Ortadoğu bambaşka bir dünya gerçekliğiyle karşı karşıya kalabilirdi ve yaşayabilirdik. Bundan dolayı Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması, düşünce ve fikirlerinin halklarla buluşması gerekiyor. Halkıyla yaşaması gerekiyor” diye belirtti.
‘ABDULLAH ÖCALAN ADIM ATTI’
Cibin köyünden Ermeni yurttaş Zeliha Güngören, Abdullah Öcalan’ın çağrısının savaşların son bulması açısından önemli olduğunu belirterek, “Sayın Öcalan barış istiyor, hiçbir yerde savaşın bir anlamı yoktur. Kan kanla temizlenmediği gibi savaşla da olmaz. Sayın Öcalan bu konuda çok iyi bir adım attı. Savaşın bitmesi bütün annelerin, çocukların, herkesin huzura kavuşması demektir. Barışın gelmesi demektir. Buradaki Kürtlerin, Ermenilerin, Türkmenlerin, Arapların, Süryanilerin hep birlikte yaşaması çok güzeldir. Sayın Öcalan’ın attığı adım, bunlar için bir adımdır” diye konuştu.
Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasının sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sunacağını dile getiren Zeliha Güngören, “Fiziki özgürlüğü olsa daha iyi yürür süreç. Özgür bir insanın düşüncesi de özgürdür, fikirleri de özgürdür. Dünyaya daha güzel bakar, daha geniş açıdan bakar. Ama kapalı bir yerde, tutsak bir insanın kısıtlı özgürlüğü bir anlam taşımaz. Ben bu barışın gelmesini çok istiyorum. Herkesin eşit şekilde fikirleriyle, dilleriyle yargılanmamasını istiyorum” ifadelerini kullandı.
TÜRKMENLER ÇAĞRIYI DESTEKLİYOR
Cibinli Türkmen yurttaş Yusuf Demir de halkların bir arada yaşamasının kıymetli olduğunu ifade ederek, Abdullah Öcalan’ın çağrısını desteklediğini söyledi. Demir, “Bu çağrı her zaman halklar arasında kardeşliği geliştirir. Toplumu birleştirir. Bunu destekliyoruz. Bir Türkmen olarak bu çağrıyı destekliyorum. Bu çerçevede Türkmenlerin yüzde 50’si destekliyordur” şeklinde konuştu.
Demir, Abdullah Öcalan’ın bu barıştaki rolüne değinerek süreci yürütebilmesi için özgürlüğüne kavuşması gerektiğini kaydetti. Demir, “5 metre kapalı bir alanda çalışma farklı bir şeydir ama serbest olduğun zaman daha farklı düşünceler, daha detaylı bilgilendirmeler yapılır. ‘Umut hakkı’nı destekliyoruz. 27 senedir cezaevinde kalan kişi için ‘umut hakkı’ olmalıdır. Yani her insanın düşündüğü gibi biz de barış diyoruz. Barış iyi bir şeydir, toplumları geliştirir, insanları geliştirir, ekonomileri geliştirir. Yani yakın tarihimizde yüz binlerce insan belki savaştan zarar gördü. Bunu bitirmek için barış her zaman iyidir” diye konuştu.
Melik Varol / MA

















