HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Yeni Yaşam’dan Nezahat Doğan’a verdiği söyleşinin ikinci bölümünde Barış ve Demokratik Toplum Süreci, kadın hareketi, sosyalistlerin sürece yaklaşımı, demokratik cumhuriyet ve birleşik mücadele tartışmalarını değerlendirdi.
Yüksekdağ, Kürt sorununun ve halkların demokratik haklarının çözümünü mevcut dönemin öncelikli başlıklarından biri olarak tanımlarken, sosyalistlerin bu tartışmaların dışında değil merkezinde yer alması gerektiğini söyledi.
‘SÜREÇ KADINLARIN DEĞİŞTİRME GÜCÜ OLMADAN İLERLEYEMEZ’
Sosyalizm deneyimlerinde kadın özgürlüğü konusunda yaşanan gerilemelere değinen Yüksekdağ, toplumsal cinsiyet eşitliğinden uzaklaşmanın tarihsel sonuçları olduğunu söyledi.
Kürt kadın hareketinin son yıllarda geliştirdiği örgütlenme ve politik hattın önemine işaret eden Yüksekdağ, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin de kadın hareketinin yarattığı değişim gücü olmadan ilerleyemeyeceğini savundu.
Kadınların yalnızca sürecin destekçisi değil, doğrudan kurucu öznesi olması gerektiğini belirten Yüksekdağ, “Bizlerin tersten kadınları barışa seferber etme görevimiz var” dedi. Sürecin kadınların özgürlük ve eşitlik taleplerine de yanıt vermesi gerektiğini ifade etti.
SOSYALİSTLERE ‘SÜRECİN MERKEZİNDE OLMA’ ÇAĞRISI
Abdullah Öcalan’ın sosyalizm ve demokratik toplum üzerine görüşleri etrafında sol ve sosyalist çevrelerde yürütülen tartışmalara da değinen Yüksekdağ, farklılıkların ve eleştirilerin doğal olduğunu ancak bunların ortak mücadele deneyimini yok sayacak bir noktaya taşınmaması gerektiğini belirtti.
Yüksekdağ, “Sol-sosyalist kesimler” şeklindeki genel bir tanımlamanın farklı siyasi yaklaşımları aynılaştırabileceğini belirterek, Kürt siyasi hareketiyle sosyalist örgütler arasında uzun yıllara dayanan farklı düzeylerde ilişkiler ve ortak mücadele deneyimleri bulunduğunu söyledi.
Kürt sorununun ve demokratik haklar meselesinin çözümünü güncel ve ilkesel bir görev olarak değerlendiren Yüksekdağ, sosyalistlerin demokratik değişim süreçlerinin “kıyısında değil, merkezinde” bulunması gerektiğini ifade etti.
‘EN ÖNEMLİ KOZ BİRLEŞİK MÜCADELE’
Demokratik cumhuriyet tartışmasına değinen Yüksekdağ, farklı toplumsal kesimlerin ortak talepler etrafında bir araya gelmesinin önemine işaret etti.
İktidar alanının dışında kalan güçlerin elindeki en önemli imkânın birleşik mücadele olduğunu belirten Yüksekdağ, “En önemli koz, ittifak ve birleşik mücadele sahasının alabildiğine büyütülmesi, genişletilmesidir” dedi.
Yüksekdağ, emekçi, sosyalist ve demokratik güçlerin farklı ortak mücadele girişimleri geliştirdiğini ancak bunların henüz ihtiyaç duyulan düzeye ulaşmadığını savundu. Yerel mücadelelerle genel ittifak hattının birlikte örülmesi gerektiğini söyledi.
HDK VE YEREL ÖRGÜTLENME VURGUSU
Toplumsal örgütlenmenin yalnızca merkezi siyasi yapılar üzerinden yürütülemeyeceğini belirten Yüksekdağ, mahalle meclisleri, komünler, konseyler ve atölyeler gibi yerel örgütlenme biçimlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.
HDK deneyimine değinen Yüksekdağ, geçmişte kurulan toplumsal ve siyasi ittifakların eksikliklerinin yeni dönemde daha geniş ve canlı yerel örgütlenmelerle giderilebileceğini söyledi.
Yüksekdağ, Barış ve Demokratik Toplum çalışmalarının da geçmiş deneyimlerde oluşan eksikliklerin aşılması açısından bir imkân oluşturabileceğini belirtti.
‘DEMOKRATİK CUMHURİYET ORTAK PAYDA’
Türkiye’nin tarihsel deneyimlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yüksekdağ; Kürtler, sosyalistler, Aleviler ve diğer toplumsal kesimlerin devletle ilişkilerinde tarihsel güvensizlikler oluştuğunu savundu.
Demokratik cumhuriyet fikrini farklı ezilen kesimlerin ortaklaşabileceği bir zemin olarak tarif eden Yüksekdağ, hak ve özgürlük hareketlerinin örgütlü gücünün demokratik yapının belirleyici unsurlarından biri olacağını söyledi.
‘ÖNEMLİ OLAN YOLUMUZU BİR TUTMAK’
Öcalan’ın komünal toplum ve sosyalizm üzerine görüşleri etrafındaki tartışmalara ilişkin Yüksekdağ, sosyalizm içindeki teorik ve programatik farklılıkların yeni olmadığını belirtti.
Geçmiş sosyalizm deneyimlerinin hem kazanımlarının hem de başarısızlıklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Yüksekdağ, yapılması gereken temel özeleştirinin bugünü doğru anlamak ve tarihsel deneyimlerle bağını doğru kurmak olduğunu ifade etti.
Farklılıkların ve eleştirilerin önemini koruduğunu belirten Yüksekdağ, söyleşiyi şu sözlerle tamamladı:
“Her fikir yolda anlaşılır. Önemli olan yolumuzu bir tutmak.”
Kaynak: Yeni Yaşam / Nezahat Doğan
HABER MERKEZİ


















