Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı’nda kömür madeni işleten Limak Şirketi’nin köylülere ait tarım arazileri ve zeytinliklerin “acele kamulaştırılması”na karşı çıktığı için tutuklanan İkizköylü Esra Işık’ın yargılandığı davanın ikinci duruşması Milas 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada “görevi yaptırmamak için direnme” iddiasıyla tutuksuz yargılanan Esra Işık ve avukatları hazır bulunurken, İzmir ve Muğla Barosu başkanları, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili İbrahim Akın’ın yanı sıra çok sayıda ekolojist de katıldı.
Duruşmada söz alan Esra Işık’ın avukatları suçlama konusu olan keşfin hukuken geçerli olup olmadığına dair tahkikat yapılması talebinde bulunarak, Esra Işık’ın yaşam alanlarını korumak için hukuksuz olarak yapılan bir keşfe tepki gösterdiğini belirtti. Müvekkillerinin suçlu olmadığını belirten avukatlar, beraat talebinde bulundu.
Söz verilen iddia makamı ise bir önceki celsede sunduğu ceza talepli mütalaasını tekrarladı. Kararını açıklayan mahkeme, avukatların müvekkillerine ilişkin taleplerini reddetti. Mahkeme, ayrıca daha önce Esra Işık hakkında verdiği yurtdışı çıkış yasağı şeklindeki adli uygulamanın kaldırılmasına dair karar vererek, duruşmayı 22 Haziran’a ertelendi.
SAHİP ÇIKMA ÇAĞRISI
Duruşma sonrası adliye bunası önünde açıklama yapan Esra Işık’ın avukatı Arif Ali Cangı, “Biz usule ve hukuka aykırı bütün uygulamalara rağmen hukuku savunmaya devam edeceğiz. Sağlıklı ve dengeli çevrede yaşamak diye bir hak var. Bu hakkın, kamu yararına ilişkin olduğunu, Esra’nın suçlu değil ödüllendirilmesi gereken bir yaşam savunucusu olduğunu anlatacağız. 22 Haziran’da Esra’yı beraat ettireceğimize eminiz. Ama acele kamulaştırma devam ediyor. 198 parsel için yürütmeyi durdurma kararı verildi, ancak geri kalan parseller için uygulanmaya çalışılıyor. O nedenle dikkatimizi oraya da çekmeliyiz. Milas’ın 7 köyünü kapsayan 679 parselin 659 parseli şu an güvencesiz durumda. Sahip çıkarsak, mahkemelerden iyi kararlar alırız” diye konuştu.
Ardından konuşan Ceza Hukuku Profesörü avukat Cemil Demirbaş ise “Ceza Kanunu 25’inci maddesinde yer alan zorunluluk hali esasından, ceza verilmez hükmü var. CMK’da da bunun yansıması var. Dolayısıyla Danıştay’ın da acele kamulaştırma kararını iptal etmesi üzerine, kamulaştırma hukuksuz oluyor, Esra’nın toprağını savunmak için yaptığı hareket cezalandırılmaması gereken bir hareket niteliğini alıyor. Mahkemeye bunu söyledim” diye belirtti.
‘DİRENMEK ANAYASAL BİR GÖREV’
İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz da şunları söyledi: “Karşımıza çıkan hukuksuzlukların bir örneğini de bu davada yaşadık. O nedenle bir arada olmamız çok önemli. Usul ve esas açısından birçok eksiğin olduğu bir davada yargılama devam ediyor. Yaşam alanlarımızı korumak ve sağlıklı bir çevrede yaşamak istiyoruz. Ne yazık ki bunun mücadelesini yapan arkadaşlar, tutuklandı ve yargılanıyorlar. Türkiye’nin dört bir yanında durum böyle. Hukuksuzluklara karşı direnmek bizim için anayasal bir görevdir. Bu görevi yerine getirmek için sonuna kadar direneceğiz.”
‘BİRLİK OLMALIYIZ’
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın da Esra Işık’ı hem içeride hem dışarıda sahiplenmek için geldiklerini belirtti. Yargılamanın oldu bittiye getirilmesini engellemek için ciddi bir savunma yapıldığını kaydeden Akın, “Bu ülkede 12 Eylül anayasasının haklarını savunmak zorunda kaldığımız bir gerçeklik ile karşı karşıyayız. Onu bile savunmak, yaşamımızı, havamızı, toprağımızı, suyumuzu savunmak bakımından değerli görünüyor. Hem siyasal hem toplumsal anlamda bunları da ortadan kaldırmaya çalışan bir rejim var. Bunun karşısında birlikte olmazsak kazanma şansımız yok. Mecliste bir toprak kanunu çıkarılacak. Bu da geçerse haklarımızın daha fazla kaybedilmesi ile karşılaşacağız” diye konuştu.
‘NASIRLI ELLER İÇİN MÜCADELE ETTİM’
Esra Işık ise toprakları için tertemiz bir mücadele verdiklerini vurguladı. Toprakları sevmenin suç olmadığını kaydeden Esra Işık, “Yetiştirdiğin zeytin ağacını sevmek suç mu? Yargılamalar bizim önemli değil. Bizim için önemli olan toprağın, zeytinin yaşaması, köylünün mağdur edilmemesi, mülksüzleştirilmemesidir. Sadece kendi toprağıma değil, nasırlı ellere sahip çıktım. Emeklerimizi şirkete peşkeş çekmek bu kadar kolay mı? Biz toprağımız için canımızı bile veririz. Emeğimi yok etmeye çalışan, geleceğime, zeytinime çökmeye çalışan şirketten başka bir şeyle derdim yok” diye konuştu.
MA


















