Künye   Hakkımızda
17 Mayıs 2026, Pazar
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Doğa

Bodrum Yarımadası alarm veriyor: 2 bin hektara yakın çayır yok edildi

Bodrum Yarımadası'nda bin ila iki bin hektarlık alanda ekosistemin en önemli yaşam kaynağı olan deniz çayırının yok edildiğini belirten Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, “Nedeni ise yapılaşma, kirlilik ve arıtma sisteminin yetersizliği gibi insan eliyle verilen zararlar” dedi.

16 Mayıs 2026
Bodrum Yarımadası alarm veriyor: 2 bin hektara yakın çayır yok edildi
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Akdeniz ekosistemi için hayati öneme sahip deniz çayırlarının (posidonia oceanica) geleceği risk altında. Yürütülen bilimsel çalışmalar neticesinde Bodrum Yarımadası kıyılarında ciddi boyutlarda deniz çayırı kaybı ortaya çıktı. Son 22 yılda bin ila 2 bin hektarlık alanda deniz çayırı kaybı yaşandı. Veriler, kıyılardaki yapılaşmanın, çöplerin, atıkların ve bilinçsiz kullanımın korkutucu sonuçlarını ortaya koyuyor. “Project Posidonia” çerçevesinde çekilen dron görüntüleri, su altı gözlemleri ve analizler kıyı ekosisteminde yaratılan tahribatın geldiği boyuta dikkat çekiyor.

Özellikle deniz ekosistemindeki canlılar için hayati öneme sahip olan deniz çayırlarının korunması, aynı zamanda kıyılar ve buradaki habitat için de önemli.

Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, yürüttükleri çalışmaların ortaya koyduğu sonuçları, bunların nedenleri ve çözüm önerilerini Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi.

2023’te deniz çayırlarıyla alakalı Bodrum Yarımadası içerisinde Project Posidonia projesi başlattıklarını belirten Gökalp, “Burada çok ciddi bir yapılaşma var. Kentsel yapılaşma, turistik tesis yapılaşması var. Denizlerle alakalı ciddi bir şekilde limanlarla alakalı marina faaliyetleri var. Ve kıyılarda bir erozyon var. Yani ne yapılıyor, kooperatifler, tesisler, resort oteller yapılıyor. Ve kıyının düzeni bozuluyor. Bu yapılırken de Akdeniz’le alakalı en önemli canlı dediğimiz mercan resifleri kadar önemli olan bir canlı deniz cayırları, bin yıllık belki de 10 bin yıllık habitatlar etkileniyor. Bu etkilendikçe ne oluyor? Tabi ki siz, birçok şeyi ekosistem servisini, deniz çayırlarının alanını yitiriyorsunuz” dedi.

‘OKSİJEN KAYNAĞI ÇÖLE ÇEVRİLİYOR’

Deniz canlılarının üreme, beslenme ve barınak habitatı olan bu alanların oksijen sağlama kapasitesi olduğunu vurgulayan Gökalp, “Hem karmaşıktır, kökleriyle iç yapısıyla. İçerisinde partikülleri hapseder. Hem de atıklarımızı atıyoruz ya o atıkların içerisindeki virüsleri, bakterileri tutarak denize güzel ekosistem servisi sağlar. Siz şimdi bunu alıp götürdüğünüz zaman ne oluyor? Orada çöl şeklinde bırakıyorsunuz. Güzel kumsal dediğimiz alanlar aslında güzel kumsal olmuyor. Denizin o pırıl pırıl berraklığını almış oluyorsunuz. Bir taraftan da bereketini kaçırmış oluyorsunuz” diye belirtti.

DENİZİN EN CANLI BÖLGESİ

2004’ten itibaren Bodrum Yarımadası içerisinde ne kadar deniz çayırı alanının kaybedildiğine bakmak istediklerini belirten Gökalp, bu tarihten itibaren görüş sahası içerisinde ilk 15 metrede, bu alanların en fazla hasar yaşadığı kısım olduğunu vurguladı. Teknelerin demirleme faaliyetleri, kirliliğin en çok bu alanı etkilediğini ifade eden Gökalp, en fazla canlının yaşadığı bu alanın, denizin en canlı bölgesi olduğunu söyledi.

‘KEPÇELERLE ALMIŞLAR’

Tarama yapılan alanda yaklaşık bin ila 2 bin hektar deniz çayırının kaybolmuş olduğunu tespit ettiklerini dile getiren Gökalp, şunları belirtti: “Bu negatif tarafı. Ama projeye ve analizlere baktığımız zaman 2 bin, 2 bin 500 hektarlık bir alan da şu anda halen var. Yani ilk 15 metre içerisinde yaşıyor. Havadan çekilmiş yüksek çözünürlüklü görüntülerde, analizlerimizde hangi bölümden ne kadar çayır alanının çekilmiş olduğunu görüyoruz. Yani ne demek bu? Kepçelerle gelmişler almışlar. Ne demek bu, demirle gelmişler almışlar. Çünkü alt tarafında deniz çayırları bir bariyer oluşturur. Bu bariyerler de aslında kıyıları korur.”

ZARARIN KAYNAĞI TÜMÜYLE İNSAN

Gökalp, deniz çayırlarını yok den etkenleri şöyle sıraladı: “Kıyı yapılaşması, en önemli etken. Yani direkt alıyorsun, söküyorsun. Marina, mendirek, dalga kıran yapımı gibi veya tesis yapımı gibi denizin üzerinde yaptığınız platformlar, iskeleler, döktüğünüz taşlar, o koca koca kayalar, hepsi zaten üstünü kaplayarak yok ediyor. Bunun yanı sıra kirlilik çok önemli bir faktör. Çünkü bunlar güneş ışığıyla beraber fotosentez yapan deniz bitkileri. Siz şimdi görüşü azalttığınız zaman, kirliliği çok arttırdığınız zaman Marmara’daki gibi deniz çayırlarını yok ediyorsunuz. Bu deniz bitkisi, fotosentezle besleniyor. Çünkü güneş ışığına ihtiyacı var. Ancak ışığın ulaşabildiği yerlerde yaşam bulabiliyor. Bodrum’da kirli olan yerler var. Şehir atıklarının düzgün arıtılmadığı yerler var. Balık çiftliklerinin etkisi var. Bu kirlilik etki ediyor. Bir taraftan da teknelerin demirlemesi var. Hani koylara giriyorsunuz, deniz çayırlarının üzerine demir atıyorsanız o tekneler de büyükse, iriyse, 20 metre, 30 metre, 40 metre, onların çapaları da büyüyor. Haliyle gezdiği zaman, çekildiği zaman deniz çayırlarını kökünden söküyor.”

‘KIYILARI KORUMAZSAK MARMARA’YA DÖNERİZ’

Hırvatistan, Yunanistan gibi ülkelerin denizini koruduğuna dikkat çeken Gökalp, Bodrum kıyılarının hoyratça kullanılmasına ne deniz çayırının ne de diğer canlıların dayanmasının mümkün olmadığını vurguladı. Bodrum’un plansız, düzensiz turizm ve yapılaşma nedeniyle 400 bin civarındaki nüfusunun yaz aylarında bir buçuk milyona ulaşmasının yarattığı ciddi etkiler olduğunu belirten Gökalp, “Güneyden Marmaris’ten, Antalya’dan, Bodrum’dan yazlık almaya başladılar. Ne yapacağız 2040’ta? Daha aşağıya mı ineceğiz? Daha aşağısı yok. O zaman bir şey yapmamız gerekiyor. Onun için de biz dedik ki; bu kıyıları korumamız gerekiyor. Bu kıyıları koruyabilmemiz için de deniz çayırları önemli. Çünkü bütün kıyılar boyunca 40 metre dantel gibi böyle etrafını sarmış vaziyette. Sana her şeyi sağlayan canlı bu. Sen bunu korudun, korudun. Korumazsan ne olur? İşte Marmara Denizi’ne doğru yavaş yavaş yelken açarız” dedi.

‘KAPSAMLI ÖNLEMLER ALINMALI’

Gökalp, geç olmadan alınması gereken koruma yöntemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizerek, alınacak tedbirlerin önemine dikkat çekti. Öncelikle kıyı alanlarını yönetme planlamasının yapılması gerektiğini kaydeden Gökalp, en az yüzde 50 oranındaki alanın koruma alanı ilan edilmesi gerektiğini vurguladı. Burada turizm faaliyetleri, balıkçılık faaliyetlerinin sınırlandırılması adımlarının atılması gerektiğini belirten Gökalp, ayrıca yapılaşmaya kesinlikle kapalı olması gerektiğinin altını çizdi.

Yine büyük resort otellerin ve eğlence yerlerinin yapılmaması gerektiğini dile getiren Gökalp, “Bin evlik kooperatif yapamazsın. Bir anda Marmaris’teki gibi bir alanı talan edemezsin. Koyu kapatamazsın. İnşaat yapamazsın. Orası tamamen vahşi yaşam alanları olacak ki, orada beslenen balıklar, öbür tarafa gitsin. Oranın suyu temiz olsun. Öbür alanda şehir atıklarının bir santimetreküpü bile, bir litresi bile karışmaması gerekiyor. Düzgün, etkin bir şekilde arıtma sistemleri yapmamız gerekiyor. Aynı zamanda tekneciliği de sorumlu, vicdanlı, düzgün uygulamalara çevirmemiz gerekiyor. Demir atmamak gerekiyor. Akıllı, ekolojik şamandıra sistemleri, yani altında beton olmayan, teknenin bağlanabileceği sadece zincirle aşağıya doğru giren ve tekne geldiğinde de koyda nizamlı bir şekilde durup, girdiği koyu etki etmeyecek şekilde olduğu sistemleri kurmamız gerekiyor. Aslında çok basit; balıkçılık, kıyı yapılanması, kirlilik, tekne demirlemesi; Her alan için uygularsak sonsuza kadar devam ederiz” diye belirtti.

‘BEDEL ÖDÜYORUZ’

Devletin normal koşullarda bu korumayı sağlaması ve belediyelerin de destek vermesi gerektiğini belirten Gökalp, bunların etkin olarak yapılamadığını söyledi. “Bunları düşünmedik, önemsemedik. Ama gördük ki, bunun bedelini ödüyoruz” diyen Gökalp, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne oluyor? Turizm düşüyor. Sene sene turizm düşüyor. Bu sadece yemekler pahalı olduğu için değil. Vahşi alanların, senin doğal alanların gittiği için de oluyor. Yani insanlar geldiği zaman o 80’lerdeki pırıl pırıl, masmavi denizleri bulamıyorlar. Bulabilecekleri yerlere gidiyorlar. Çok basit aslında bir denklem var. Uluslararası diğer STK’lerle, enstitülerle, üniversitelerle, kamu kuruluşlarıyla bizimkileri bir araya gelecek.”

Yürüttükleri proje kapsamında bölgeyi haritalandırdıklarını kaydeden Gökalp, bazı alanları koruma alanı önerisi olarak ilgili kurumlara sunmak istediklerini söyledi. Kıyıdaki 40 metreyi kapsayacak alanı taramak istediklerini aktaran Gökalp, ne kadarlık alanının korunmasının belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

GREEN RANGERS PROJESİ

Bir taraftan da Green Rangers (Yeşil Deniz Koruyucuları) proje başlattıklarını dile getiren Gökalp, “Bu bir eğitim, bu bir kirlilik, bu bir deniz çayırı projesi. Aslında baktığınızda toplu bir proje. Biz burada vatandaşı, öğrencileri, kamu personelini, ilgili kim varsa, deniz paydaşlarını eğiterek, onları aslında birer gönüllü koruyucu yapmak istiyoruz. Aslında ne yapmak istiyoruz? Plastik mi var kıyılarda? Gökova kıyılarında plastik var. Su altında, marinalarda, koylarda, etrafta plastikler var, birikiyor. Bu plastiği öncelikle toplamak istiyoruz. Ağlar mı var? Balıkçılık malzemeleri mi kalıyor? Oltalar, ağlar, misinalar, kurşunlar, bunları toplamak istiyoruz. Ama bunları yaparken de bir anlayış getirmek istiyoruz. Gençler, çocuklar bunu toplamanın iyi bir şey olduğunu bilsinler. Topladıkları zaman kendileri için, devletleri için, ülkeleri için, vatandaşları için iyi bir şey yaptıklarını bilsinler ve bu anlayışla diğer arkadaşlarını da eğitsinler istiyoruz” diye konuştu.

‘ANLAYIŞ DEĞİŞİMİ OLMALI’

Bu çalışmanın asıl hedefinin toplumun çevreye, kıyılara ve denize karşı daha duyarlı hale gelerek, temiz kullanımın yaygınlaşması olduğunu belirten Gökalp, bu noktada belediyenin, devletin ve vatandaşın ortaklaşmasıyla bunun mümkün olabileceğinin altını çizdi. Tespit edilen deniz çayırının yok olduğu alanlarda restorasyon çalışması yapmak istediklerini söyleyen Gökalp, deniz çayırının çok yaşlı bir bitki olduğunu, çok yavaş büyüdüğünü aktardı. Bu projeyle daha fazla insanı bir araya getirmeyi hedeflediklerini dile getiren Gökalp, çok daha fazla kitleye ulaşarak, bir anlayış değişikliğinin oluşmasını da hedeflediklerini belirtti.

‘ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMAZSAK…’

Gökalp, devamla şunları kaydetti: “Çünkü vatan, bayrak sallayarak, beton dökerek, sevilmez. Vatan toprağını, denizini, gölünü, nehrini, akarsuyunu, yeraltı suyunu, hayvanını, kuşunu, kurdunu koruyarak sevilir. Vatan sevgisi aslında bulunduğun alanı sevmekle olacak bir şeydir. Onun için eğer bunları yapamazsak, bizim buradaki Türk vatandaşı veya Türkiyeli, ne derseniz, vatandaş olarak yaşam şeklimiz tehlikeye girecek. Zaten iklim değişikliğinin etkileri giriyor. Bizi Anadolu toprakları barındırmayacak. Göçler başlayacak, tehlikeler başlayacak. Yani bunu bir bilimci olarak, doğa bilimci olarak söylüyorum” dedi.

İnsanların günlük hayatında farklı farklı sıkıntıları olduğunu ancak bu konunun da önemli olduğuna dikkat çeken Gökalp, toplumsal farkındalığın ve birlikteliğin çözüm için olmazsa olmaz olduğunu vurguladı.

İbrahim Açıkyer / MA

İlgili Haberler

Ekolojist Nava: Ekosistemin alarm vermesine karşı ortak mücadele etmeliyiz
Doğa

Ekolojist Nava: Ekosistemin alarm vermesine karşı ortak mücadele etmeliyiz

16 Mayıs 2026
JES’e karşı inisiyatif kurdular: Yaşam alanlarımıza dokunulmasını istemiyoruz
Doğa

JES’e karşı inisiyatif kurdular: Yaşam alanlarımıza dokunulmasını istemiyoruz

12 Mayıs 2026
JES’e karşı nöbet diğer köylerde de başlatılacak
Doğa

JES’e karşı nöbet diğer köylerde de başlatılacak

8 Mayıs 2026
Ordu halkı maden arama çalışmalarına karşı mücadelede
Doğa

Ordu halkı maden arama çalışmalarına karşı mücadelede

8 Mayıs 2026
“JES’e karşı mücadelede kadınların iradesi önemli”
Doğa

“JES’e karşı mücadelede kadınların iradesi önemli”

7 Mayıs 2026
Ekokırım kanser artışına sebep oluyor
Doğa

Ekokırım kanser artışına sebep oluyor

7 Mayıs 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Nükleer Tehlike Kapıda
Politika'dan Yorum

Nükleer Tehlike Kapıda

Politika Haber
6 Nisan 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

Cizîr Kültür-Sanat ve Dil Festivali ikinci gününde

Cizîr Kültür-Sanat ve Dil Festivali ikinci gününde

16 Mayıs 2026
İsrail Lübnan’a saldırmaya devam ediyor

İsrail Lübnan’a saldırmaya devam ediyor

16 Mayıs 2026
İstanbul’da ‘Barış İçin Adım At’ çağrısı: Binler Kadıköy’de yürüdü

İstanbul’da ‘Barış İçin Adım At’ çağrısı: Binler Kadıköy’de yürüdü

16 Mayıs 2026
JES’e karşı çadır nöbeti 14’üncü gününde

JES’e karşı çadır nöbeti 14’üncü gününde

16 Mayıs 2026
Alanya’da şüpheli kadın ölümü

Alanya’da şüpheli kadın ölümü

16 Mayıs 2026
DEM Parti’den birçok kentte barış yürüyüşü: Somut adım atın

DEM Parti’den birçok kentte barış yürüyüşü: Somut adım atın

16 Mayıs 2026
Tülay Hatimoğulları barış forumunda: Engellerin kalkması için Öcalan’a statü tanınsın

Tülay Hatimoğulları barış forumunda: Engellerin kalkması için Öcalan’a statü tanınsın

16 Mayıs 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!