Künye   Hakkımızda
24 Ekim 2026, Cumartesi
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result

Yazar “Marksist”, yayıncı “Marksist”, ama kitap anti-Marksist!

Cemil AKSU

24 Ekim 2026
in Kültür, Yazarlar
Cemil Aksu Cemil Aksu
6 min read
Cemil Aksu Cemil Aksu
Yazar “Marksist”, yayıncı “Marksist”, ama kitap anti-Marksist!
ShareTweetSend

Evet, gerçekten durum bu! Hani abartıyor muyum diye kendimi çimdikliyorum ama Alfredo Saad-Filho’nun İlerici Kalkınma Politikaları kitabında tek bir Marksist kavram dahi yok!

Bir önceki yazımda, Alfredo Saad-Filho’nun, Yordam Yayınları tarafından yayımlanan İlerici Kalkınma Politikaları kitabını eleştirmiş ama yarıda kalmıştım. 138 sayfalık kitaba Filho, 25 sayfalık bir kaynakça eklemiş! Kitapta Marksist anlayışa uygun tek bir kavram, cümle dahi yok. Ne Saad-Filho’nun “uzmanlık alanı” “Marksist iktisat” bakımından ne de iklim bilimi bakımından. Hatta kitabın “iklim değişikliği” ile ilgili olduğu izlenimi veren bir başlık kullanılarak okurun neden yanıltıldığını bile sormak lazım. Bu da son dönem akademi modası herhalde! Buna bu yazının sonunda değineceğim.

Saad-Filho’nun bu kitabı, Oxfam America’nın isteği üzerine hazırlanan “Climate Change and Oil-Dependent Countries: An Agenda for Economic Diversification and Social Inclusion” (İklim Değişikliği ve Petrole Bağımlı Ülkeler: Bir İktisadi Çeşitlendirme ve Toplumsal Kapsayıcılık Gündemi) raporuna dayanıyor.

Kitabın teorik ve politik çerçevesinin sipariş edilen raporu aşmadığını söylemek zorundayım. İş icabı böyle sipariş raporlar yazabiliriz, bence bu sorun değil; hepimiz işçiyiz ve işimizi seçecek lüksümüz olmuyor. Ama kitap için aynı toleransı gösteremeyiz, değil mi? Bir şirket ya da vakıf için yazdığımız raporun verilerini kendi kitabımız için kullanabiliriz ve bunu yaparken de elbette kendi dünya görüşümüzü esas alarak yaparız.

Saad-Filho kitabında böyle yapmamış, tanındığı gibi bir “Marksist iktisatçı” olarak yazmamış kitabını; onun yerine “heterodoks iktisatçı”, bence moda olduğu üzere Keynesgil iktisat çerçevesinde yazmış. “Demokratik İktisat Stratejileri”, “Demokratik İktisat Politikaları” gibi başlıklar altında yapılan tartışmaları tamamen liberal iktisat kuramları içinde, onlara mahsus kavramlarla yapmış. Zaten Saad-Filho, kapitalizmi neoliberalizme, neoliberalizmi de finansallaşmaya, finansallaşmayı da kısa vadeli vurgunculuğa indirgiyor. “Demokratik İktisat” dediği de “Yoksuldan Yana Kalkınma” olarak da adlandırılan, devletin maliye politikaları ve planlamaları sayesinde uzun vadeli altyapı yatırımları yapılması, sermaye kontrolleri, yüksek ücret, “teknolojik verimlilik” sağlanması gibi ilkeler öneriyor (s. 85, 96-98, 107 vd.). Peki kime öneriyor? GOE hükümetlerine ya da kapitalistlerine! Muhatap olarak işçi sınıfı yok, daha doğrusu işçi sınıfı veya partileri Saad-Filho’nun kitabının hiçbir yerinde yok.

İlerici Kalkınma Politikaları kitabında kapitalizm yok, emperyalizm yok, mülkiyet ilişkileri, emek ve işçi sınıfı yok. Kim oldukları bile belli olmayan “yoksullar” diye bir grup var. “İlerici kalkınma politikaları” ile bu yoksulların da geçim ve yaşam standartları yükselecek ama aynı zamanda “kamu yatırımları özel yatırımları da teşvik ede[cektir]” (s. 109). Mali, siyasi, askeri, teknolojik bağımlı ülkeler ve emperyalist kapitalist ülkeler yok; Gelişmiş Kapitalist Ekonomiler (GKE), Gelişmekte Olan Ekonomiler (GOE) var. GOE’lerde sınıflar yok, emperyalist kapitalist iş bölümünde yer alan ve hallerinden memnun yerli kapitalistler ve bu küresel kapitalist sistemin sömürüp canını çıkardığı işçi sınıfı ve emekçi köylüler yok; gariban, dilsiz, “yoksullar” var!

Bu yüzden kitap üzerinde daha fazla durmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Üzerinde durulması gereken, böyle bir anti-Marksist, anti-bilimsel, düpedüz liberal bir kitabın Marksist eserler yayımlamakla bilinen Yordam Yayınları tarafından neden yayımlandığı!

Kitabı okurken Son Moda Saçmalar kitabı aklıma geldi. Hatırlamayanlar için, bir matematikçi olan Alan Sokal, Amerikan kültür çalışmaları dergisi Social Text dergisine, dönemin postmodernist olarak bilinen meşhur bazı düşünürlerinden alıntılarla bezediği saçma sapan bir yazı gönderir ve yazı yayımlanır. Sokal daha sonra kendi yazdığı yazıdaki görüşlerin ne kadar saçma sapan olduğunu gösteren bir yazı daha yayımlar ve bir bilim dergisi iddiasındaki derginin de aslında hiç de bilimsel ilkelere, düşünceye göre hareket etmediğini teşhir eder. Sokal, bu “deney”inden sonra da (Jean Bricmont ile birlikte) ünlü Fransız ve Amerikan entelektüellerin fizik ile matematik kavramlarını nasıl bağlamından kopuk bir şekilde gelişigüzel kullanarak saçma sapan teoriler geliştirdiğini anlattıkları Son Moda Saçmalar kitabını yazar.

Abartıya kaçmayayım ama Saad-Filho’nun bu kitabını yayımlamakla Yordam Yayınları, Social Text’in durumuna düşmüş! Ve bence Saad-Filho’nun yine Yordam’dan yayımlanan Marx’ın Kapital’i ve diğer kitaplarının da bu açıdan incelenmesi gerekiyor. Hâlihazırda teorik gerilikle malul bir sosyalist hareketin üyeleri olarak bir de Marksist iddialı akademisyenlerin çarpıtılmış görüşlerine bulanmasın aklımız.

Saad-Filho’nun kitabına alt başlık olarak “İklim Değişikliği Sonrasında İktisadi Çeşitlendirme ve Toplumsal Kapsayıcılık”ı neden tercih ettiğini sormuştum yazının başında. Bu da tam “iklim rantiyeciliği” denecek bir yaklaşım. Malum, artık bütün dünya akademisi “iklim krizi” çalışıyor. Felsefecisinden psikoloğuna, iktisatçısına kadar moda konu “iklim krizi”. Bolca fon bulunabiliyor bu konuda. Modaya uyanlar, kendi “orijinal” fikirleri hangi konuda olursa olsun, “iklim krizi” ile bir bağını da kurmayı başararak yeteneklerini kanıtlamış oluyorlar. “Alıcısı” da bol “iklim değişikliği” ya da “iklim krizi” üzerine bina edilen tezlerin.

Koskoca bir yenilenebilir enerji, dijital teknolojiler, güvenlik teknolojileri, uzay araştırmaları şirketleri, yeşil fonlar veren finans şirketleri, STK’lar, siyasetçiler… Milyarlarca dolarlık bir piyasa bu! Kendisi de piyasa ilkelerine göre işleyen akademide de “işçiler”, kazançlarını artırmak için hiç de serbest olmayan rekabet kurallarına uymaktadırlar. Madem moda bu, ne yazarsan yaz, iklimle bağını kur ki projen fon bulsun, senin de sözleşmen bir yıl daha uzatılsın.

Saad-Filho’nun böyle biri olduğunu söylemek gerçekten bir haksızlık olur. Üstelik ondan bu kitabı sayesinde haberdar oldum. Fakat “İlerici Kalkınma” ya da “Yoksuldan Yana Kalkınma” için liberal, Keynesçi de olsa bir şeyler yazarken “iklim değişikliği”ni araç olarak kullanmasına gerek olmadığını belirtmem lazım. Kaldı ki iklim değişikliği konusunda da tamamen Birleşmiş Milletlerin tamamen liberal iktisat ideolojisine göre yazılmış raporlarını, onun literatürünü veri alıyor. Oysa bir Marksist olarak önce konu hakkında onlarca çalışma yapan başka Marksistlerin eserlerine bakabilirdi.

Bahsi kapatırken, kitabında Alfredo Saad-Filho’nun “devrimci bir eko-sosyalist toplum yaratma” senaryosu uygulanabilir değildir ve bütünüyle gerçek dışıdır dediğini hatırlatalım. Bu anlayışında maalesef Saad-Filho yalnız değil; kendine Marksist diyen birçok kişi, hatta parti de onun gibi düşünüyor ve “acil durum” olarak “iklim krizi”nin çözümü olarak “ilerici kalkınma”dan “adil geçiş”e, enerji, ulaşım gibi kritik sektörlerde kamulaştırma, küçülme gibi bir sürü liberal görüşü savunmaktalar. Hepsi de bugün devrimin imkânsız olduğu konusunda hemfikirler. Bu yüzden “karar vericiler”i ikna edecek “geçiş” formülleri, alternatifleri geliştirmek için o kadar canla başla çalışıyorlar ki!

Benim onlara cevabım şu: Velev ki “devrim imkânsız” olsun! Sizin bu “ilerici kalkınma”, “kamulaştırma”, “adil geçiş” vb. “realist” önerilerinizi Trump’a ya da Erdoğan’a ya da dünya savaşı için habire bütçelerini yükseltenlere kabul ettirmeniz için de çok güçlü bir işçi sınıfı hareketine, toplumsal desteğe ihtiyacınız yok mu? Saad-Filho da “DİS” için sendikaların harekete geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu kadar güçlü bir işçi sınıfı veya halk hareketinin nasıl yaratılacağını sormayacağım ama farz edelim ki böyle güçlü bir halk hareketi oluştu, neden “ilerici kalkınma” vs. ile kendini sınırlasın, neden daha fazlasını istemesin? Kaldı ki bugünün emperyalizminde bağımsız ulusal kalkınmanın aşırı sınırlı olacağı açık değil mi? Hakeza, “iklim krizi” ve ekolojik çöküşe karşı ekolojik bir restorasyonun çok katmanlı olması gerektiği ve bunun için de sadece kamulaştırma, devletçiliğin asla yetmeyeceğinin altını çizmek gerekir. Bizzat devletin bir şirket gibi ekonomiyi ve kamusal hizmetleri yönettiği bir dünyada halkın seçimlerle sınırlı olmayan bir denetim ve yaptırma gücü olarak siyaset sahnesinde yer edinmesini sağlayacak bir örgütlenmeye gerek var. Halkın, işçilerin fabrikalardan, üretimin ve yeniden üretimin tamamına nüfuz edecek şekilde denetiminin örgütlenmesi sınıf mücadelesinin kurucu bir uğrağıdır. Bu, mücadelede reform talepleri ileri sürmemek anlamına gelmiyor; reform talepleri etrafından ideolojik haleler örmemek gerektiği anlamına geliyor.

Kısacası, “ilerici neoliberalizm”den sonra şimdi de “ilerici kalkınma”ya fit olmamak demektir.

Son not: Biliyorsunuz, Gezi isyanı sonrasında Beşiktaş’ın Çarşı Grubu, darbe yapmaya teşebbüsten yargılandı. Suçlama karşısında Çarşı Grubu üyeleri, “Darbe yapacak kadar gücümüz olsaydı, Beşiktaş’ı şampiyon yapardık” diye kendilerini savunmuşlardı. Ben de “adil geçiş”i yapacak kadar gücümüz varsa neden devrimi yapmayalım, diye soruyorum.

Yine bir gençlik isyanının içindeyken onların sloganını hatırlayalım: “Gerçekçi ol, imkânsızı iste!”

Cemil Aksu

Cemil Aksu

Previous Post

Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

Next Post

Gazeteciler 24 Ekim’de sokağa çıkıyor: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

Politika'dan Günün Yorumu
Burjuva siyaset, ahlak ve biz
Gündem

Burjuva siyaset, ahlak ve biz

Melike Korkmaz
8 Ekim 2026
Politika'dan Söyleşi
Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu
Gündem

Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu

Politika Haber
18 Ekim 2026

EN SON HABERLER

Gazeteciler 24 Ekim’de sokağa çıkıyor: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

Gazeteciler 24 Ekim’de sokağa çıkıyor: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

24 Ekim 2026
Yazar “Marksist”, yayıncı “Marksist”, ama kitap anti-Marksist!

Yazar “Marksist”, yayıncı “Marksist”, ama kitap anti-Marksist!

24 Ekim 2026
Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

23 Ekim 2026
Antalya’da büyük iklim yürüyüşü: COP31’e karşı yaşamı savunuyoruz!

Antalya’da büyük iklim yürüyüşü: COP31’e karşı yaşamı savunuyoruz!

23 Ekim 2026
Elektrik akımına kapılarak ölen 19 yaşındaki işçinin patronuna ilk duruşmada tahliye

Elektrik akımına kapılarak ölen 19 yaşındaki işçinin patronuna ilk duruşmada tahliye

23 Ekim 2026
Kervanpınar’da GES’e karşı çadır nöbeti sürüyor

Kervanpınar’da GES’e karşı çadır nöbeti sürüyor

23 Ekim 2026
Zonguldak’ta maden faciası: 3 madenci yaşamını yitirdi, 5 işçi yaralandı

Zonguldak’ta maden faciası: 3 madenci yaşamını yitirdi, 5 işçi yaralandı

23 Ekim 2026
Gazeteciler 24 Ekim’de sokağa çıkıyor: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

Gazeteciler 24 Ekim’de sokağa çıkıyor: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

Melike Korkmaz
24 Ekim 2026
0

Basın meslek örgütleri, gazetecilerin haberleri, açıklamaları ve eleştirileri nedeniyle karşılaştıkları adli ve idari uygulamalara, medya kuruluşlarına yönelik müdahalelere ve erişim...

Yazar “Marksist”, yayıncı “Marksist”, ama kitap anti-Marksist!

Yazar “Marksist”, yayıncı “Marksist”, ama kitap anti-Marksist!

Cemil Aksu
24 Ekim 2026
0

Evet, gerçekten durum bu! Hani abartıyor muyum diye kendimi çimdikliyorum ama Alfredo Saad-Filho’nun İlerici Kalkınma Politikaları kitabında tek bir Marksist...

Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

Murat Çakır
23 Ekim 2026
0

Bugünlerde dijital medyada yayınlanan isyan resimleri egemen sınıfları çılgına döndürüyor. Arjantin, Arnavutluk, Belçika, Brezilya, Fransa, İspanya ve İtalya sokakları protesto...

Antalya’da büyük iklim yürüyüşü: COP31’e karşı yaşamı savunuyoruz!

Antalya’da büyük iklim yürüyüşü: COP31’e karşı yaşamı savunuyoruz!

Melike Korkmaz
23 Ekim 2026
0

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacak Antalya, 14 Kasım Cumartesi günü iklim adaleti yürüyüşüne hazırlanıyor. Antalya Emek...

Elektrik akımına kapılarak ölen 19 yaşındaki işçinin patronuna ilk duruşmada tahliye

Elektrik akımına kapılarak ölen 19 yaşındaki işçinin patronuna ilk duruşmada tahliye

Melike Korkmaz
23 Ekim 2026
0

Niğde’nin Sazlıca beldesinde 26 Ağustos’ta elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren Servet Can Aylan’ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması Niğde 5....

Next Post
Gazeteciler 24 Ekim’de sokağa çıkıyor: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

Gazeteciler 24 Ekim’de sokağa çıkıyor: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!