Hasan Ocak’ın gözaltına alınması ardından Emine Ocak’ın elinde oğlunun fotoğrafıyla başlattığı eylem dalga dalga büyüdü. “Sağ aldınız sağ istiyoruz” diyerek Galatasay Meydanı’na çıkan Emine Ocak’ın ardından kayıp yakınları ve adalet talep isteyen herkes meydana aktı. 17 bin kayıp ve faili meçhulün olduğu bu ülkede her Cumartesi bir inat bir mücadele ile anneler, eşler, çocuklar ve sonra da torunlar alanda yerlerini aldı. İstanbul’da başlayan bu adalet haykırışı engellerle, gözaltı ve işkenceyle karşılaştı. Bir dönem sekteye uğrasa da Ergenekon Davaları’nın başladığı süreçte bir kez daha sevdiklerini kaybeden ve katleden zihniyete karşı Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Cumartesi Anneleri’nin eylemi Amed, Colemêrg, Cizîr, Riha, İzmir gibi birçok alana yayıldı.
1995 yılından sonra artık Galatasaray Meydanı başka bir alana dönüştü. Türkiye’nin en yoğun insan akışının olduğu bu caddede hayatı durdurdu anneler. Sevdiklerinin en kıymetlilerinin fotoğraflarıyla meydanı bir anıta dönüştürdüler. Bir kentteki herhangi bir alanın ötesinde buluşma mekanı, mücadele yeri, kemiklerine dahi kavuşamadıkları yakınlarının mezarı gibi.
ISRARIN VE AZMİN NİŞANESİ
Bin 103 hafta kaç yıl eder? Kaç gün? Dünyanın en uzun soluklu sivil itaatsizlik eylemlerinden biri olan Cumartesi Anneleri eylemi ısrar, inat ve azmin nişanesi oldu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) 1995’ten itibaren her yıl 17-31 Mayıs tarihleri arasındaki dönemi “Kayıplar Haftası” olarak ilan etti. O tarihten bu yana da bir hafta boyunca düzenledikleri eylemlerle kayıpları anıyor, faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla bir kez daha kayıp dosyalarını açıyor.
ERDOĞAN İLE GÖRÜŞME
Kayıpların akıbetini öğrenmek için devletin tüm mercilerine başvuran annelerin sesi dönemin başbakanı Tayip Erdoğan tarafından “duyuldu”. Erdoğan, 5 Şubat 2011’ta İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Cumartesi Anneleri ile bir araya geldi. Görüşmeye İHD’li Abdülbaki Boğa ve Sebla Arcan eşliğinde kayıp Cemil Kırbayır’ın annesi 103 yaşındaki Berfo Kırbayır, kayıp Hayrettin Eren’in kardeşi Elmas Eren, kayıp Kasım Alpsoy’un yakını Erdoğan Alpsoy, kayıp Abdurrahman Coşkun’un yakını Hediye Coşkun, Rıdvan Karakoç’un yakını Hasan Karakoç, kayıp Hasan Ocak’ın yakını Hüseyin Ocak, Hüseyin Taşkaya’nın yakını Serpil Taşkaya, İsmail Şahin’in yakını Kiraz Şahin, kayıp Nurettin Yedigöl’ün yakını Zeycan Yedigöl, Tolga Ceylan’ın yakını Kadriye Ceylan, Murat Yıldız’ın yakını Hanife Yıldız ve kayıp Fehmi Tosun ‘un eşi Hanım Tosun katıldı. Kayıplar sorununu kendi sorunu olarak tanımlayan Erdoğan özellikle de ilerleyen yaşına rağmen oğlunu aramaktan vazgeçmeyen Berfo Ana’ya oğlunu bulacağının sözünü verdi. Görüşmenin ardından Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun bünyesinde gözaltında kayıplara ilişkin komisyon kurulsa da kimi kayıp yakınlarını dinlemenin ötesine gidemedi.
KOMİSYON SONUÇSUZ KALDI
Komisyondan sonuç elde edilemese de annelerin kararlılığı sürdü. Yazın kızgın güneşi altında, kışın soğuğunda, yağmurunda hiç yılmadan bir madalya gibi göğüslerinde taşıdıkları çocuklarının fotoğrafıyla alana gelip oturdular.
700’üncü haftaya kadar insan hakları savunucuları ve demokratik kitle örgütlerinin de katılımıyla büyük eylemler düzenleyen annelerin eylemine dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatıyla polis saldırısı gerçekleşti. Annelerin gözaltına alındığı, eyleme katılanların darp edildiği meydan da tutsak edildi.
HAPSEDİLEN MEYDAN
2018’de eyleme yapılan saldırı ardından annelerin ve insan hakları savunucularının Galatasaray Meydanı’na yaklaşmasına izin verilmedi. Çok uzun süre boyunca her Cumartesi günü saat 12.00’de alana gelen anneler ve insan hakları savunucuları Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasak kararı gerekçesiyle polis şiddetiyle gözaltına alındı. Karara karşı Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruya alanın yasaklanmasına dair “hak ihlali” kararı verildi. Karara rağmen kısıtlı sayıda kişinin eyleme katılmasına izin verilirken Galatasaray Meydanı hapsedilmeye devam ediyor.
ÇOCUKLARININ KEMİKLERİNE KAVUŞAMAYAN ANNELER
30 yılı aşkın geçen sürede kayıpların akıbetini sorma işini üçüncü kuşaklar üstlendi. Meydana genç yaşta eşlerini ve çocuklarını sormak için gelen anne ve babalar bir bir yaşama veda etti.
BERFO KIRBAYIR
İlerleyen yaşına ve hastalığına rağmen adalet talebinden vazgeçmeyen Berfo Ana, Berfo Ana,”Benim evladım gelir diye kapıyı bacayı açık bıraktım. Gün geçti, ay geçti, sene geçti benim çocuğum gelmedi. Benim çocuğum ölmüşse cenazesini bana versinler” diye haykırarak 12 Eylül 1980 darbesi sonrası gözaltına kaybedilen oğlu Cemil Kırbayır’ı aradı.
Berfo Ana 21 Şubat 2013 tarihinde mide kanserine bağlı ameliyattan sonra meydana gelen komplikasyonlar sonucu 106 yaşında yaşama veda etti. “Tek dileğim ölmeden oğlumun mezarını görebilmek” diyen Berfo Ana, ardından “Cemil’imin kemiklerini bulmadan beni gömmeyin” vasiyetini bıraktı. Bunun üzerine Berfo Ana’nın mezarının yanına Cemil için bir mezar kazıldı.
FATMA MORSÜMBÜL
Cumartesi Annesi Fatma Morsümbül de 1980 askeri darbesi sırasında Bingöl’de gözaltına alındıktan sonra kaybedilen oğlu Hüseyin Morsümbül’ün kemiklerine kavuşmadan yaşamını yitiren annelerden. 25 Aralık 2016’da Bingöl’de yaşamını yitiren Fatma Morsümbül, “Hüseyin’imin kemiklerini bulsam, gömmeyeceğim. Bir torbaya koyup sırtımda gezdireceğim. Kokusunu özledim” demişti.
ZEYNEP GÜNEY
10 Haziran 1981’de idam edilen ve cenazesi ailesine verilmeyen Veysel Güney’in annesi Zeynep Güney ise, oğlunun mezarına kavuşamadan yaşamını yitiren bir Cumartesi Annesi. Zeynep Güney, Galatasaray Meydanı’na gönderdiği bir mektupta, “Seni kaybedemezler oğul, çünkü resmini gözüme çizdim. Adını dilime yazdım. Mezarını kalbime kazdım” diye seslendi. Zeynep Güney, tedavi gördüğü İzmir’de kalp yetmezliği sonucu 13 Ekim 2012 tarihinde yaşamını yitirdi.
KİRAZ ŞAHİN
18 Ocak 1996’da kaybedilen eşi İsmail Şahin’in akıbetini öğrenemeden yaşama veda eden Cumartesi Annelerinden biri de Kiraz Şahin. Tayip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde belediye işçisi olan ve kaybedilen İsmail Şahin’i bulmak için ömrünü adadı. Çocuklarını Galatasaray Meydanı’nda büyüttü. Fatma Şahin, mide kanseri hastalığı sonucu 27 Şubat 2015’te yaşamını yitirdi.
CEVRİYE ALTUNBAŞ
12 Eylül döneminde zorunlu askerlik yaparken gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Zeki Altunbaş’ın annesi Cevriye Altunbaş ve babası Tahsin Altunbaş da çocuklarına kavuşamadan yaşama veda etti. Cevriye Altunbaş, oğlunun bir mezarının olmasını isteyerek, sürekli çiçek koyacağı bir mezara kavuşmanın hayalini kurdu ama o mezara kavuşamadan 31 Mart 2015’te yaşamını yitirdi.
MERYEM BULUT
13 Mayıs 1994 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesinde gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Mustafa Bulut’un annesi Meryem Bulut, 10 Ekim 2015’te Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirdi.
FATİME TAŞKAYA
Ömrü, 6 Aralık 1993’te gözaltına alınarak kaybedilen oğlu Hüseyin Taşkaya’nın kemiklerini bulmaya yetmeyen Cumartesi Annesi Fatime Taşkaya da Galatasaray Meydanı’nda mücadele etti. yıllarca Galatasaray Meydanı’nda oturan ve oğlunun kemiklerini isteyen Fatime Taşkaya, “Oğlumun kemiklerini görmeden ölmek istemiyorum” dese de bu dileği gerçekleşmeden 17 Ekim 2015’te Tuzla’da yaşamını yitirdi.
KESRİYE DEMİR
Mêrdîn’in Mehsert (Ömerli) ilçesinde 17 Ağustos 1995’te askerlerce gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Abdürrahim Demir’in annesi Kesriye Demir de 2016 yılında yaşamını yitirdi.
MAKBULE BABAOĞLU
Riha’nın Sewereg (Siverek) ilçesinde 1994 yılında kaçırıldıktan sonra öldürülen Özgür Gündem Gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu’nun annesi Makbule Babaoğlu, 80 yaşında böbrek yetmezliğinden yaşamını yitirdi. Ağustos 2017’de Amed’in Yeniköy Mezarlığı’nda defnedilen Makbule Babaoğlu’nun ardıllar hala Nazım’ın kemiklerini arıyor.
ZİYNETİ TÜRKOĞLU
1 Nisan 1996 tarihinde Edirne’den İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıkan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Talat Türkoğlu’nun annesi Ziyneti Türkoğlu da oğlunun kemiklerini bulamadan hayata gözlerini yumdu.
FİNCAN BİLGİN
12 Eylül 1994’te gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin’in annesi Fincan Bilgin de oğlunu bir gün bulacağını umut etti. Mücadeleden hiç vazgeçmeyen Fincan Bilgin de oğluna kavuşamadan hayata veda etti.
KOÇERİ KURT
24 Kasım 1993 günü Yüzbaşı İzzet Cural komutasındaki askerlerin köylerine düzenlediği baskında gözaltına alınan Üzeyir Kurt’tan o günden sonra bir daha haber alınamadı. Yıllarca diğer anneler gibi evladının kemiklerini isteyen Koçeri Kurt, oğlunun kemiklerine kavuşamadan hayata veda etti.
HATİCE ÖZTÜRK
27 Temmuz 1992’de gözaltında kaybedilen ve ölü bedenine işkence edilen Ayten Öztürk’ün annesi Hatice Öztürk de adalet talebiyle mücadele eden isimlerden. Hatice Öztürk, kızı Ayten’in cenazesi 8 Ağustos 1992’de bulunsa da failleri yargılanmadığı için gözleri açık dünyaya veda etti.
ASİYE KARAKOÇ
Gözaltına alınarak kaybedildikten sonra cenazesi 3 Haziran 1995’te cenazesi bulunan Rıdvan Karakoç’un annesi Asiye Karakoç, oğlunun faillerinin yargılandığını göremeden 7 Aralık 2016’de yaşamını yitirdi. Galatasaray Meydanı’ndan haykıran Asiye Karakoç, “Bu devletten bir can, bir kardeş, bir yoldaş alacağım var” demişti. Asiye Karakoç, adaletin yerini bulduğunu göremeden yaşamını veda etti.
HEDİYE COŞKUN
Mêrdîn’in Kerboran (Dargeçit) ilçesinde 30 Ekim 1995’te gözaltında kaybedilen Abdurrahman Coşkun’un annesi Hediye Coşkun, 80 yaşındayken 18 Mayıs 2017 tarihinde yaşamını yitirdi. 1993’te köyde yaşarlarken eşi öldürülen Hediye Coşkun, evlerinin yıkılmasıyla birlikte Kerboran’a göç eder. Burada tarih yaprakları 30 Ekim 1995’e geldiğinde 21 yaşındaki oğlu Abdurrahman Coşkun gözaltına alınır. Gözaltında kaybedilen oğlunun kemiklerini bulmak için yıllarca mücadele eden anne Coşkun, oğlunun kemiklerini bulup kokladıktan 3 yıl sonra yaşamını yitirdi. Anne yaşamını yitirdikten sonra tek vasiyeti olan şey oğlunun yanına defnedilmekti. Ama annenin bu vasiyeti ise devlet engeline takılarak, oğlunun Nusaybin’de bulunan mezarını tel örgülerle çeviren yetkililer, mezarlığa ziyaretleri de giriş-çıkışları da yasakladı. Hediye Coşkun, yaklaşık bir kilometre uzaklıkta olan başka bir yere defnedildi.
ASİYE DOĞAN
Kerboran’da 2-6 Kasım 1995’te 9 kişi ile birlikte gözaltına alındıktan sonra kendisinden haber alınamayan ve 18 yıl sonra yapılan kazılarda kemiklerine ulaşılan Seyhan Doğan’ın annesi Asiye ve babası Ramazan Doğan da bu mücadelede yaşamını yitiren isimlerden. Anne Asiye 2000 yılında, baba Ramazan ise 2010’da yaşamını yitirdi. Doğan’ın ailesinin başvurusu üzerine Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürdüğü faile meçhul cinayetler soruşturmasında ilçenin Bağözü Köyü’nde 2013 yılında yapılan kazı çalışmasında bazı kemikler bulunup İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Burada yapılan incelemede kemiklerden bazılarının Seyhan Doğan’a ait olduğu belirlendi. Doğan’a ait kemikler savcılığın talimatıyla Kerboran belediye mezarlığına gömüldü. Bulunan kemiklerin Seyhan Doğan’a ait olduğunun kesinleşmesinin ardından aile vasiyet üzerine Doğan’ı anne ve babasıyla aynı mezarlıkta toprağa verildi.
ŞAHSENEM CİHAN
29 Temmuz 1981 tarihinde gözaltında kaybedilen ve daha sonra cenazesi kimsesizler mezarlığında çıkan Süleyman Cihan’ı babası Ağa Cihan ve annesi Şahsenem Cihan da oğlunun faillerinin yargılandığını görmeden hayata veda etti. Ömrü adalet ve hakikate ulaşmaya yetmeyen Şahsenem Cihan, 29 Mayıs 2015’te yaşama veda ederek, Feriköy Mezarlığı’nda oğlunun yanında toprağa verildi.
EMİNE OCAK
1995 yılında gözaltına alındıktan sonra işkenceyle öldürülen oğlu Hasan Ocak için adalet talebiyle Cumartesi Anneleri eylemini başlatan Emine Ocak, 22 Temmuz 2025’te yaşamını yitirdi. Yarım asrı aşan bir mücadelenin öncü isimlerinden olan ve adalet arayışını hiç bırakmayan Emine Ocak, oğlu Hasan’ın Gazi Mezarlığı’ndaki mezarının yanına defnedildi.
MA / Dicle Müftüoğlu
MA

















