Trump, İranlı yetkililerin “görüşme istediklerini, hatta bazılarına göre adeta yalvardıklarını” öne sürerek, “Görüşmeler başladı ve yakın gelecekte yenileri de planlanıyor. Buna rağmen açıkça ve gururla hiçbir görüşme yapılmadığını, hiçbir konunun konuşulmadığını ve yalnızca Umman ile ilgilendiklerini söylüyorlar” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı’nın paylaşımı şöyle:
İran liderliği inanılmaz derecede iki yüzlü! Bir görüşme talep ediyorlar. Görüşmeler başlıyor, yakın gelecekte yenileri de planlanıyor. Sonra çıkıp açıkça ve gururla hiçbir görüşme yapmadıklarını, hiçbir konunun konuşulmadığını ve yalnızca ‘Umman’ ile ilgilendiklerini söylüyorlar.
Ardından her zamanki boş söylemlerini tekrarlayarak Hürmüz Boğazı’nı güçlü bir şekilde kendilerinin yöneteceğini iddia ediyorlar. Oysa boğaz hâlihazırda tamamen ABD Donanması’nın kontrolü altında ve bizim ‘ablukamız’ ya da bazılarının dediği gibi ‘Amerika Birleşik Devletleri’nin Çelik Duvarı’ tarafından denetleniyor.
Biz istemediğimiz sürece İran’a hiçbir şey ulaşamaz ve bir anlaşmaya varılmadıkça ya da tam teslimiyet sağlanmadıkça da hiçbir şey ulaşamayacaktır.
İran kabul etmek istese de istemese de, onlarca yıldır kendilerinin yol açtığı bir soruna çözüm bulmak için aslında görüşmeler yürütüyoruz.
Bu son derece basit: İran asla nükleer silaha sahip olmayacak!
Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim.
Ne olmuştu?
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bugün ABD’nin tüm bölgeye savaş yürüttüğünü söyledi. Şu an İran ile ABD arasında herhangi bir görüşme olmadığını söyleyen sözcü, “İran’ın şu anki önceliğinin Umman ile Hürmüz Boğazı konusunda yürütülen müzakereler” ifadelerini kullandı. Bekayi’nin açıklamaları ABD Başkanı Trump’ın dünkü açıklamalarıyla çelişti.
Trump ise pazar günü Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerindeki müttefiklerinin çağrıları üzerine İran’a yönelik yeni Amerikan saldırıları emri vermeyi ertelediğini söylemişti:
“Veliaht Prense, ‘Sizce ne yapmalıyız? Bunu yapmamızı mı istersiniz, yapmamamızı mı?’ diye sordum. Onlar da ‘Bir saldırı yerine anlaşmayı çok daha fazla tercih ederiz. Çünkü bu saldırıların nereye varacağını bilemezsiniz’ dediler.”
SPUTNIK

















