Heyet Tahrir Şam (HTŞ), DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırıları sürüyor. Yaşanan abluka sonucu Kobanê’de insani kriz yaşanıyor. Şu ana kadar en az 4 çocuğun soğuktan donarak yaşamını yitirdiği belirtiliyor. Bu duruma karşı Kürdistan ve dünyadan tepkiler de devam ediyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Amed Temsilcisi Murat Aba, saldırılara dair değerlendirmelerde bulundu.
Halep’in Şêxmaqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde başlayan saldırılarla birlikte, kadınlara, çocuklara, sivil halka, Kürtlere, Alevilere, Ezîdîlere, Süryanilere yönelik hak ihlallerinin yaşandığını, alt yapının yok edildiğini hatırlatan Aba, “Bunu savaş olarak yorumlamıyorum ama savaşın bile kendine ait kuralları vardır. İnsancıl hukuk her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Orada sivil halka yönelik çok kötü olayların olduğunu biz de duyuyoruz. Ve elbette her insan gibi, özellikle Kürtlere yapılan bu durumu kabul etmemiz imkansız ” diye belirtti.
‘TÜRKİYE’NİN DESTEĞİ DUYGUSAL KIRILMAYA NEDEN OLUYOR’
Türkiye’nin HTŞ’ye desteğinin Kürtlerde bir duygusal kırılmaya ve devletten uzaklaşmasına neden olduğuna dikkat çeken Aba, Türkiye’deki Kürtlerin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne güvenmesi için diğer Kürtlerin de güvence altında olduğu duygusunun verilmesi gerektiğini dile getirdi. Aba, “Kürtlerde, ‘Biz şu an bir süreç yürütüyoruz ama acaba bir gün bu süreç tersine dönerse bize yönelik ihlaller de olabilir mi?’ duygusu var. Yani bu durumun kendisi süreci maalesef ki zehirleyen bir duruma yol açıyor. Çünkü orada olan her şeyin yansıması buraya da oluyor. Kürtlerin duygusal, psikolojik kırılması çok fazla oldu. Bu nedenle bu dil terk edilmeli” şeklinde konuştu.
Uluslararası örgütlerin saldırılara karşı aktif adımlar atması gerektiğini sözlerine ekleyen Aba, “Sadece ‘Endişeleniyoruz’ gibi cümleler yetmiyor. Çünkü endişelenirken birileri orada hak ihlaline uğruyor, yaşamını yitiriyor. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Çünkü Suriye çok dilli, dinli bir ülke ve bunun bozulmaması gerekiyor. Herhangi bir grubun diğer grubu yok etmeye yönelik tüm eylemleri reddedilmelidir. Ve maalesef ki orada çok ciddi ihlaller oluşuyor. Umarım bu ortam hızlıca sonlanır. Çünkü hepimiz etkileniyoruz” diye kaydetti.
‘BİLGİYLE KURULAN SÖZ ÇOK DAHA GÜÇLÜDÜR’
“Sivillerin yaşam hakkının ihlal edilmesi, işkenceye uğraması, sağlık hakkına erişememesi gibi durumlarda; bizlerin yüksek sesle bunun insanlık dışı uygulamalar olduğunu ve buna hızlıca müdahale edilip, bu durumun bitirilmesi gerektiğini söylemek zorundayız” diyen Aba, insan hakları kurumlarının bu ihlalleri belgeleyip, bunları kamuoyuna sunmaları gerektiğini söyledi. Uluslararası kurumların kendisinin de buna müdahil olması gerektiğini söyleyen Aba, uluslararası kurumların beklemeden bu ihlalleri açığa çıkarması gerektiğini söyledi.
Saldırıların başta yaşam hakkı ihlali olmak üzere, sağlığa erişim hakkı, temiz suya, gıdaya erişim hakkı ihlallerine neden olduğunu sözlerine ekleyen Aba, Türkiye’de de son dönemde eylem, etkinliklere yönelik polisin saldırılarının olduğunu, bu duruma maruz kalanların vakıflarına uğramasını istedi.
Rukiye Payiz Adıgüzel / MA

















