Künye   Hakkımızda
5 Eylül 2026, Cumartesi
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Tam Örgütlü Halk, Eksiksiz Demokrasi, Tam Özgürlük

Mustafa Suphi Vakfı kurucularından siyasetçi Naci Sümeli yaşanan sürece dair bir değerlendirme yazısı kaleme aldı.

1 Temmuz 2025
Tam Örgütlü Halk, Eksiksiz Demokrasi, Tam Özgürlük
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Mustafa Suphi Vakfı kurucularından siyasetçi Naci Sümeli yaşanan sürece dair bir değerlendirme yazısı kaleme aldı. “Bütün bunlardan ayrı olarak farklı ve köklü değişikliklerle mücadele etme gereği yalnızca bölgesel ve uluslararası konjonktür nedenlerinden öte zorunluluklardan da kaynaklanmıyor.” diyen Naci Sümeli, “Sorun çok köklü , çok yönlü ve çok taraflı olduğu için, çözüm için çok muhteşem bir yapı inşa edilmek zorunda. Ama maalesef hala bu yapının temellerinin oturacağı bir taraf bataklık gibi duruyor.” dedi. Naci Sümeli’nin yazısının tamamı şu şekilde:

Güvensizlik, öfke, nefret, telaş, pişmanlık, çaresizlik ve daha nice ruh hâli… Yıllardır Türkiye ve Kürdistan’da devrimci mücadelenin ve Kürt özgürlük mücadelesinin önünde, içinde, yanında, yakınında ve hatta karşısında yer alanlarımız, bugün süregiden altüst oluşlar karşısında türlü ruh hâllerine giriyor. Öyle ki, birçok tutumun ya da tepkinin mantığını anlamak, izah etmek, bir yere oturtmak mümkün olamıyor. Kendimiz halkın, ülkenin ve siyasi mücadelenin önünü açacak bir eylem ortaya koyamadığımız hâlde, başkalarının sözlerinde –özellikle bu sürece destek verenlerde– bir eksiklik, yetersizlik ya da yanlışlık bulduğumuzda hemen feveran ediyoruz.

Örneğin, bazılarımız Veysi Sarısözen gibilerine öfkeleniyor. “Veysi Apo’ya kuyruk oluyor, onun saçmalıklarını şirin göstermeye çalışıyor!” deniyor. Peki, mücadele insanı olaya böyle mi yaklaşmalı? Veysi, 81 yaşında bile, bir köşede ölümü beklemek yerine aklı yettiğince olup biteni anlamaya, anlatmaya çalışıyor. Bunu yaparken de alçakgönüllülüğü elden bırakmadan, “Bu işleri ben bilirim” edasına kapılmadan mücadelenin bir parçası olmaya devam ediyor. Bizim farklı bir anlayışımız varsa, bunu anlatmamız gerekmez mi? Niye anlatmıyoruz? “Yok öyle olmaz!” dediğimizde, ileriye doğru bir adım atabiliyor muyuz?

Veysi’nin yazdıkları ve söyledikleri benim de her zaman aklıma yatmıyor. Ama beni düşündürmediğini de söyleyemem. Bu nedenle bu gayreti ve çabayı ancak saygı ve minnetle karşılayabilirim.

Aynı şeyi Öcalan’ın açıklamaları için de söylemeliyim. Pek çok önceleme, atıf ve tarihsel değerlendirmesi bana da sorunlu, yetersiz veya yersiz görünüyor. Çoğunu yüzeysel okuyarak anlamakta zorlanıyorum. Ancak birçoğumuz, bu tür metinlere şöyle bir göz atıp, tüm detaylarını ve inceliklerini kavradığını iddia edebiliyor. Oysa bu açıklamaların neden, neye istinaden ve hangi zorunluluklarla yapıldığını bilmediğimizi unutmamalıyız. Bu söylemlerden cımbızla bazı kelime ve cümleleri çekip, bunlar üzerinden öfke ve tepkiyle feryat figan etmek ne kadar doğru ve yararlıdır?

Unutmayalım ki, Apocu hareket ilk ortaya çıktığında da, tarzları, yöntemleri, ilişkileri ve iddiaları çoğumuza garip, şüpheli, hatta maceraperestçe geliyordu. Ancak bugün Ortadoğu’nun en dinamik gücü hâline gelen Kürt halkının ayağa kalkmasında bu hareketin belirleyici bir rol oynadığını inkâr edemeyiz. Üstelik mevcut duruma en çok öfkelenenler, en çok isyan edenler, “ihanete uğradık” diyenler, zaten yıllardır Öcalan’a ve onun yön verdiği harekete mesafeli duran, çoğu politikalarını yetersiz, gereksiz ya da zararlı bulan kişiler. Bu durumda, şimdi bu kadar öfke, isyan ve ihanete uğramışlık hissiyle davranmalarını anlamak gerçekten güç.

Diğer yandan, gelişen bu yeni süreci reddedenlerin neredeyse tamamı –en samimi olanlar da dâhil– mevcut yasal ya da yasadışı faaliyetlerin artık tıkandığını, bu yollarla ilerlemenin çok zor olduğunu uzun süredir söylüyorlardı. Harcanan emek, zaman ve değerler ile elde edilen sonuçlar karşılaştırıldığında, durumun iç açıcı olmadığı konusunda ısrarlılardı.

Tüm bunların dışında, mücadelede farklı ve köklü değişikliklere ihtiyaç duyulması yalnızca bölgesel ve uluslararası konjonktürle değil, aynı zamanda içerideki zorunluluklarla da bağlantılıdır. Bilindiği gibi her devrimci hareket, sorunlardan kaynaklı talepler etrafında şekillenir. Bu taleplerle insanları örgütler ve hedefe yönlendirir. Kürt hareketi de bu şekilde gelişti. Öyle bir noktaya geldik ki, dün Kürtlere düşman muamelesi yapan politik yapıların çoğu, bugün onların taleplerini meşru görmeye ve dillendirmeye başladı. Artık Kürt hareketinin sadece talepleri dile getirerek örgütleme olanakları iyice daraldı. Bu nedenle, sivil yapılanmalar, yeni örgüt biçimleri ve ilişkiler zorunlu hâle geldi.

Ancak silahlı ve yasadışı yapılar varlığını sürdürdükçe, devlet bu yapılara gölge düşüren her oluşumu “örgüt uzantısı” olarak yaftalıyor. Böylece, yasal ve demokratik mücadele alanına katılabilecek birçok kişi tehdit, cezaevi, işsizlik gibi yöntemlerle dışlanıyor. Bu durum mücadele enerjisinin büyük bölümünün bu insanlara harcanmasına neden oluyor. Bu da çıkar için etrafı saran kişilere alan açıyor ve bu kişiler zamanla belirleyici konumlara bile gelebiliyor.

Silahlı yapının gölgesi ortadan kalkarsa, hem Kürtler hem de demokratik bir Türkiye isteyen diğer kesimler daha geniş hareket alanı bulabilir. Kürtler, yer aldıkları yapılar nedeniyle geleceklerinin kararmayacağından emin olmak istiyor. Bugün bile birçok Kürt, herkesin bildiği ve yasal olan haklarını kullanmaktan bile çekiniyor. “Çocuğum fişlenir, devlet kapısında iş bulamaz” diye korkuyor. O yüzden, seçmeli Kürtçe ders başvuruları bile oldukça sınırlı kalıyor. Sorun, sadece bu hakkın aldatmaca gibi sunulması değil; köklü demokratikleşme olmadığı sürece insanlar bu adımları atmaktan çekiniyor.

Özetle; mücadele ve örgütlülük olmadan Kürtler, ne Türkiye’de, ne başka bir devlette, ne de metropollerde özgür gelişme imkânı elde edebilir. Uluslararası güçlerin de Kürtlere vereceği destek, yalnızca Kürtlerin örgütlülük düzeyi ile sınırlı olacaktır.

Hiç kimse boş hayallere kapılmasın.
Hiç kimse söylenenlerin detaylarını bilmeden öfkelenmesin.

Sorun çok yönlü, çok katmanlı ve köklü. Bu nedenle çözüm de muazzam bir yapı gerektiriyor. Ancak hâlâ bu yapının temelini atacağımız zeminin bir yanı bataklık gibi duruyor. O zeminin sağlam gibi gösterilmesine rağmen aslında çürük olduğunu defalarca deneyimledik.

Yapı inşa etmekten vazgeçmek bir seçenek olabilir. Ancak bu tercihle yaşanabilir mi? Yaşanamayacağını, hepimizin içinde bulunduğu ruh hâlinden anlayabiliyoruz.

O hâlde, tüm dikkatimizi, Kürtlerin her konuda ortak davranış bilincine ulaşmasını sağlayacak yapılar oluşturmaya yöneltmeliyiz. İşte o zaman Kürtler arasındaki ilişkiler sadece kendiliğinden duygudaşlığın ötesine geçebilir.
Bizi ileriye taşıyacak olan da bu değil midir?

Haber Merkezi

Previous Post

Rus ordusu Lugansk Halk Cumhuriyeti (LNR) topraklarını tamamen kurtardı

Next Post

İzmir, Manisa, Hatay: Orman yangınlarıyla mücadele eden illerde son durum

İlgili Haberler

ABD verileri açıklandı: Altında büyük düşüş
Gündem

ABD verileri açıklandı: Altında büyük düşüş

4 Eylül 2026
Mehmet Sincar davası: Meclis müştekidir, özel sorumluluk almalı
Gündem

Mehmet Sincar davası: Meclis müştekidir, özel sorumluluk almalı

4 Eylül 2026
İHD’den 2025 hak ihlalleri bilançosu: Bin 842 işkence ve kötü muamele vakası
Gündem

İHD’den 2025 hak ihlalleri bilançosu: Bin 842 işkence ve kötü muamele vakası

4 Eylül 2026
Komedyen Göktaş’a ceza talebi
Gündem

Komedyen Göktaş’a ceza talebi

4 Eylül 2026
İran ordusundan ABD’ye ilişkin açıklama: Hedeflerine ulaşamadı
Gündem

İran ordusundan ABD’ye ilişkin açıklama: Hedeflerine ulaşamadı

4 Eylül 2026
Mazlum Abdi: Türkiye’deki süreç Suriye’deki Kürt meselesinin çözümünü de etkileyebilir
Gündem

Mazlum Abdi: Türkiye’deki süreç Suriye’deki Kürt meselesinin çözümünü de etkileyebilir

4 Eylül 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir
Politika'dan Yorum

Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir

Politika Haber
9 Ağustos 2026
Politika'dan Söyleşi
Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor
Politika'dan Söyleşi

Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor

Politika Haber
12 Ağustos 2026

EN SON HABERLER

Mağrip’ten ötesi ölüm tarlası

Mağrip’ten ötesi ölüm tarlası

5 Eylül 2026
ABD verileri açıklandı: Altında büyük düşüş

ABD verileri açıklandı: Altında büyük düşüş

4 Eylül 2026
Mehmet Sincar davası: Meclis müştekidir, özel sorumluluk almalı

Mehmet Sincar davası: Meclis müştekidir, özel sorumluluk almalı

4 Eylül 2026
İHD’den 2025 hak ihlalleri bilançosu: Bin 842 işkence ve kötü muamele vakası

İHD’den 2025 hak ihlalleri bilançosu: Bin 842 işkence ve kötü muamele vakası

4 Eylül 2026
Komedyen Göktaş’a ceza talebi

Komedyen Göktaş’a ceza talebi

4 Eylül 2026
İran ordusundan ABD’ye ilişkin açıklama: Hedeflerine ulaşamadı

İran ordusundan ABD’ye ilişkin açıklama: Hedeflerine ulaşamadı

4 Eylül 2026
Mazlum Abdi: Türkiye’deki süreç Suriye’deki Kürt meselesinin çözümünü de etkileyebilir

Mazlum Abdi: Türkiye’deki süreç Suriye’deki Kürt meselesinin çözümünü de etkileyebilir

4 Eylül 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!