Künye   Hakkımızda
23 Ekim 2026, Cuma
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result

Sosyalist hareket üzerine bir gözlem

Cemil AKSU

6 Eylül 2026
in Gündem, Yazarlar
Cemil Aksu Cemil Aksu
5 min read
Cemil Aksu Cemil Aksu
Sosyalist hareket üzerine bir gözlem
ShareTweetSend

19 Mart sonrası gelişen hareket, İmamoğlu-Özel liderliğindeki hareket, yaygın yerel çevre-köylü direnişleri, madencilerin eylemleri, kamuoyu araştırmalarına yansıyan tepkiler gibi veriler, toplumun fay hatlarında enerji birikimi olduğunu gösteriyor. Bunun devrimci tarzda dile gelmesini sağlayacak araçların (örgüt ve politika) yaratılamamasının (sendika.org’daki strateji tartışmasını anımsayalım) sosyalist hareketteki başka bazı yapısal sorunlarla birlikte “idare-i maslahatçılık” gibi bir ruh halini ve/ya duruşu yaygınlaştırmaya başladığını düşünüyorum. Mevcut hal ve gidişatın eksik, yanlış ya da yetersiz olduğunun farkında olup da çözümler geliştirmede teorik/politik ya da örgütsel (kadro yetersizliği, vb.) sınırları aşamamakla beraber bir yenilgi psikozuna düşüp safları terk etmeyen, inatla ve ısrarla (ama o kadar umutla değil) mücadeleyi sürdüren bir topluluk hali var.

Sosyalist solun kahir ekseriyetle Kılıçdaroğlu’nu desteklediği, Cumhurbaşkanı seçimlerinden sonra, diğeri Suriye’de Batı destekli Şara’nın iktidara getirilmesi ile başlayan Kürt sorunundaki (ve aslında tüm Ortadoğu’daki toplumsal mücadeleleri etkileyen) yeni süreç sonrasında başlayan “durum değerlendirme” ve “strateji” tartışmalarından birkaç sonuç çıkarabiliriz:

Herkes mevcut durumun değiştirilmesi gerektiğinin farkında. Değişimin çok boyutlu betimlemesi yapılmaktadır. Konformizm eleştirisi, sendikal bürokrasi, “işçi sınıfından kopukluk” ve “sınıfa gitme”, yeni işçi öbekleriyle -veri işçileri, lojistik sektörü, gig işçileri, vb.- ilişkilenme gibi şeylerin yanında ideolojik, kültürel hegemonya alanında gerek “reel sosyalizm” gerek dünya komünist hareketi gerekse de Türkiye’deki komünist hareketinin sorunları ve dijitalleşme, yapay zeka teknoloji ile berkitilen gözetleme-denetleme-disiplin tekniklerine karşı özgür alanlar yaratma görevleri.

Değişimin tarifi farklı kuşaklar tarafından farklı yapılabiliyor. Ama her halükarda bu görevleri üstlenebilecek ve hakkıyla altından kalkabilecek bir “öncü”ye ihtiyaç olduğu konusunda ortak bir kabul var.

Bu tablo gözümüzü korkutmaya yetiyor ve gerçekten bizi bekleyen görevler ile kendi çapımız (bireysel ve tek tek örgütlerimizin çapı) arasındaki niteliksel/niceliksel mesafe irade kırılmasına varacak kadar moral bozucu olabiliyor. Durumun bu tarafı “aklın kötümserliği” ile malul.

Fakat görevlerimizin çokluğu ve büyüklüğünün psikolojik etkisinden önce bir başka sorunumuz daha var. Değişim talebi ile örgütsel varlığın sürdürülmesi arasında çoğunlukla örtüşme, çakışma sağlanamaması. Açık ki, altından kalkmamız gereken görevlerin bir kısmı orta ve uzun vadeli sabırlı, azimli bir hazırlık, biriktirme isteyen, “durup düşünme” isteyen görevler. Fakat hareket beklemez, her gün birçok olay gerçekleşiyor ve kitle ile bağların sıcak kalması için bu süreçlere dahil olmak, yani her günkü kitle çalışmasını sürdürmek için “koşturmak” gerekmektedir. Güncel siyaset ile uzun erimli görevler için eğitim, hazırlık, güç biriktirme zaman ve imkan yaratma bu noktada çakıştırılamıyor.

Bununla bağlı olarak, ikincisi, eleştiriler, öneriler karşılık bulmadığında durumu koruma; tekrar ve bekleme modundan çıkılmadığında geri tepme yaşanıyor. Kadroların değişim umudu zayıflıyor, eleştirilerini devrimcileştirmek yerine, “memurvari çalışma tarzı”na teslim oluyor, idare-i maslahat eyleyerek saflarda kalmaya devam ediyor.

Bunların haricinde de bazı özneler tarafından geliştirilen öncü/olumlu pratikler (Umut-Sen’in “küresel Anadolu fabrikasını örgütlemek” stratejisine bağlı Bağımsız Maden İş örgütlenmesi, Halkevleri’nin “halkın hakları programı”, EHP’nin “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”, ESP-SKM’nin Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş için yürüttükleri kampanya, inşaat sektöründe Dev-Yapı-İş ile İnşaat-İş arasındaki işbirlikleri, İşçi Emekçi Birliği girişimi, Öğretmenler Sendikası’nın başarısı, EMEP’in sendika hakkı kampanyası, ekoloji alanında Polen Ekoloji Kolektifi’nin çalışmaları, vb.) bu öznelerin örgütsel sınırlılıkları (teori-program ve strateji eksiklikleri kadar, kadro güçlerinin zayıflığı gibi örgütsel sorunlar) nedeniyle belli bir çıtayı aşarak arzu edilen kitleselleşmeyi sağlayamıyor. Bu olumlu pratikler başka alanlara taşınarak klonlanamıyor. Rekabetçilik aşılamıyor.

Reel “direniş fraksiyonu”nun gerçeklikleri, güncelle bağı içinde “tarihsel” görevlerimizin büyüklüğü ile örgütlerimizin niteliksel/niceliksel çapı arasındaki mesafe, ya idare-i maslahatçılık ya da kendi durumunu meşrulaştıran açıklamalara sarılmaya neden oluyor.

Sorunlarımızın altından kalkmak, değişimi gerçekleştirerek aynı zamanda değişim talebinde bulunan kitleleri de (bu kitlenin bütün sosyalist örgütler/partiler toplamından daha kalabalık “bağımsızlar” ile şu ya da bu örgütte kalarak, bireyselleşmeye, örgütsüzlüğe direnen fakat arayışını da koruyanların toplamı olarak düşünelim) etrafında toplamak için sihirli formülümüz, birlik. Fakat artık hepimiz “birlik” sözünden tiksinir hale geldik. Tek bir başarılı birlikte mücadele örneği üretmedik. Bunun için üretilen (HDK, Emek ve Özgürlük İttifakı, İşçi Emekçi Birliği, Haziran Hareketi, vb.) örgütlerin başarısızlıkları, birer “çatı partisi” olarak kurulan partilerin ya dağılması ya da o halleriyle de başarılı olamaması, “birleşik önderlik” yerine bir arada durmakla sınırlı kalınması gerçeği birleşik mücadeleye olan inancı da törpüledi. Yakın dönemde yaşanılan bu başarısızlıklar üzerine serinkanlı değerlendirmelere de sahip değiliz. Ayrıca, birçok yeni platformun, dergi çevrelerinin zuhur etmesi de, kendisine yakın, en yakın örgüte/partiye gitmek yerine kendine örgüt kurarak “mücadeleye devam etme iradesi” ile mücadelenin ihtiyaçları arasındaki bağın kopukluğunu gösteren bir başka enteresan durumdur.

Durumun hayati olduğu herkesçe seziliyor. Mevcut hal ve gidişatın, 1980’de askeri darbenin bile başaramadığı bir sona, devrimci hareketin yok olmasına varması. Bu sadece siyasi anlam ifade etmiyor. Birçok deneyimli kadroyu yitiriyoruz; bazı  önemli “kadro”ları yitirdik, kimileri ağır hastalıklar yaşıyor, kimileri ise saflardan ayrılarak bireysel yazarlıkla kendini sınırladı, vs. “Eski tüfekler”in yerini dolduracak teorik birikime ve pratik deneyime sahip yeni kadrolar ise yok denecek kadar az.

Bu araftan çıkmamız gerektiği açık. Çünkü kapitalizmin yarattığı bütün felaketler üstümüze çöküyor. Ölüme, sermayenin bizim soyup posamızı çıkarıp sonra da bir kenara fırlatmasına razı olmayacaksak bir yol bulmamız gerekiyor.

Yeni bir aydınlanma ruhuna ihtiyacımız var. Bu, gündelik mücadelenin koşturmacası içinde eski sorunlara yeni sorular sormamızı sağlayacak felsefi, bilimsel, kültürel araştırmalar, tartışmalar örgütlemekten geçer. Eleştirilerimizi devrimcileştirmek zorundayız; bunun için de, mantalitemizi kökten sorgulamak, önkabullerimizi sınamak gerekir. Bunun yolu Marksist felsefeyi ve bilimi yeniden keşfetmektir. En büyük gerileme Marksist felsefe alanındadır. Oysa hepimiz biliriz ki, elinde sağlam bir pusulası olmayana hiçbir rüzgâr yardımcı olamaz. Bilgi alanındaki gerilememizin somut göstergesi Marksist iddialı teorik yayınların azlığı ve niteliğinin de çok düşük olmasıdır. O kadar ki, Marksist sosyologların yerine kamuoyu araştırma şirketleri veri kaynağımız haline gelmektedir. Son dönemde değişik grupların düzenlediği “Kapital okuma atölyeleri” örnektir. Bunları gerçekten “okuma” atölyeleri olarak süreklileştirmek, yaygınlaştırmak gerekmektedir. Marksizm, tarih bilimidir, tarih bilincidir. Ve Türkiye komünist hareketi, kendi tarihini bile yazamamış durumdadır. Hele ki yakın dönemin tarihi ise hiç çalışılmamaktadır. “Hafıza i beşer nisyan ile maluldür” deriz ama öncüler de bu durumdadır. Tarih çalışması yapılmadığı için de hiçbir özeleştiri, ders çıkarma gerçekleşmiyor, öznelcilik ayyuka çıkıyor, hareket tekerrürden çıkamıyor.

Cemil Aksu

Cemil Aksu

Previous Post

6–7 Eylül: Kaçılan değil, gelinen bir ülke

Next Post

İsrail’den Hizbullah’a silahsızlanma şartı

Politika'dan Günün Yorumu
Burjuva siyaset, ahlak ve biz
Gündem

Burjuva siyaset, ahlak ve biz

Melike Korkmaz
8 Ekim 2026
Politika'dan Söyleşi
Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu
Gündem

Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu

Politika Haber
18 Ekim 2026

EN SON HABERLER

Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

23 Ekim 2026
Antalya’da büyük iklim yürüyüşü: COP31’e karşı yaşamı savunuyoruz!

Antalya’da büyük iklim yürüyüşü: COP31’e karşı yaşamı savunuyoruz!

23 Ekim 2026
Elektrik akımına kapılarak ölen 19 yaşındaki işçinin patronuna ilk duruşmada tahliye

Elektrik akımına kapılarak ölen 19 yaşındaki işçinin patronuna ilk duruşmada tahliye

23 Ekim 2026
Kervanpınar’da GES’e karşı çadır nöbeti sürüyor

Kervanpınar’da GES’e karşı çadır nöbeti sürüyor

23 Ekim 2026
Zonguldak’ta maden faciası: 3 madenci yaşamını yitirdi, 5 işçi yaralandı

Zonguldak’ta maden faciası: 3 madenci yaşamını yitirdi, 5 işçi yaralandı

23 Ekim 2026
Demokratik Cumhuriyet ve Halkların Eşitliği: Komünistlerin Tarihsel Sorumluluğu…

Demokratik Cumhuriyet ve Halkların Eşitliği: Komünistlerin Tarihsel Sorumluluğu…

23 Ekim 2026
Ablukayı savunacak kimse kalmadı

Ablukayı savunacak kimse kalmadı

23 Ekim 2026
Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

Murat Çakır
23 Ekim 2026
0

Bugünlerde dijital medyada yayınlanan isyan resimleri egemen sınıfları çılgına döndürüyor. Arjantin, Arnavutluk, Belçika, Brezilya, Fransa, İspanya ve İtalya sokakları protesto...

Antalya’da büyük iklim yürüyüşü: COP31’e karşı yaşamı savunuyoruz!

Antalya’da büyük iklim yürüyüşü: COP31’e karşı yaşamı savunuyoruz!

Melike Korkmaz
23 Ekim 2026
0

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacak Antalya, 14 Kasım Cumartesi günü iklim adaleti yürüyüşüne hazırlanıyor. Antalya Emek...

Elektrik akımına kapılarak ölen 19 yaşındaki işçinin patronuna ilk duruşmada tahliye

Elektrik akımına kapılarak ölen 19 yaşındaki işçinin patronuna ilk duruşmada tahliye

Melike Korkmaz
23 Ekim 2026
0

Niğde’nin Sazlıca beldesinde 26 Ağustos’ta elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren Servet Can Aylan’ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması Niğde 5....

Kervanpınar’da GES’e karşı çadır nöbeti sürüyor

Kervanpınar’da GES’e karşı çadır nöbeti sürüyor

Melike Korkmaz
23 Ekim 2026
0

Sur ilçesine bağlı Arzoxlî (Kervanpınar) Mahallesi’nde yapılması planlanan GES projesine karşı köylülerin eylemi sürüyor. “ÇED Olumlu” kararına karşı açılan dava...

Zonguldak’ta maden faciası: 3 madenci yaşamını yitirdi, 5 işçi yaralandı

Zonguldak’ta maden faciası: 3 madenci yaşamını yitirdi, 5 işçi yaralandı

Melike Korkmaz
23 Ekim 2026
0

Zonguldak’ın Gelik beldesi Dereiçi mevkisinde bulunan Demir Madencilik’e ait kömür ocağında saat 10.00 sıralarında grizu patlaması meydana geldi. Patlamanın ardından...

Next Post
İsrail’den Hizbullah’a silahsızlanma şartı

İsrail’den Hizbullah’a silahsızlanma şartı

Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!