Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) – DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların 6 Ocak’tan bu yana Rojava’ya yönelik saldırıları sürüyor. Saldırılara karşı seferberlik ilanına Kürdistan’ın dört bir yanı ve Avrupa’dan destek veren halklar alanlarda eylemlerini sürdürürken Rojava halkıyla dayanışmak amacıyla 21 Ocak’ta Halkların Eşitlik ve Demokrasi Parti (DEM Parti) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eş genel başkanlarının olduğu heyet Rojava’ya gitti. Heyette yer alan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Rojava’daki izlenimlerini Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlattı.
‘ESAD GİTTİ, COLANİ GELDİ’
Rojava’da yaşanan katliamın işaretlerinin Şam’da hükümetin değişmesiyle birlikte ortaya çıktığını belirten Bozan, Baas rejiminin yıkılmasının ardından kurulan “geçici HTŞ hükümetinin” Suriye ve Ortadoğu’da tekçi bir zihniyet yansıttığını söyleyerek, “Bir yandan Alevilere yönelik saldırılar oldu, sonrasında Dürzilere yönelik saldırılar yaşandı, katliam gerçekleşti. Son olarak Halep’te Kürtlerin yaşadığı mahallelere yönelik saldırılar oldu. Bir bütün olarak düşündüğümüzde, Ortadoğu’da, Suriye’de değişen bir şey yok. HTŞ’den önce tekçi bir Baas rejimi vardı. HTŞ geldiğinde hiç kimseye sormadan, orada yaşayan farklı etnik kimliklerin, farklı inançların, farklı toplumsal çevrelerin hiçbir şekilde dâhil edilmediği bir anayasa ilan ettiler. Devletin adının Suriye Arap Cumhuriyeti olarak korunmuş olması, değişen herhangi bir şey olmadığının göstergesidir. Esad gitti, Colani geldi. Baas rejimi gitti, HTŞ geldi” diye konuştu.
‘IŞİD ZİHNİYETİNİ HORTLATAN ŞAM YÖNETİMİDİR’
Bozan, HTŞ’nin gerek zihniyet gerekse kadroları itibarıyla DAİŞ ile özdeş hale geldiğini belirterek, HTŞ bünyesindeki silahlı unsurların DAİŞ armalarını gizleme gereği dahi duymamasının bu durumu açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Bozan, QSD’nin çekildiği bazı bölgelerde DAİŞ bayraklarının dalgalandırıldığını belirterek, “Uzun süredir tutuklu bulunan IŞİD’liler bizzat Şam yönetimi tarafından serbest bırakıldı. Kürtlere yönelik gerçekleştirilen katliamları destekleyenler, sessiz kalanlar, bugünden sonra hem Suriye’de, hem Ortadoğu’da, hem de dünyada IŞİD’in gerçekleştireceği bütün saldırılardan sorumludurlar. IŞİD zihniyetini hortlatan geçici Şam yönetimidir” ifadelerini kullandı.
‘KÜRT-ARAP ÇATIŞMASI YARATILMAK İSTENİYOR’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da Kürt meselesinin çözümüne ilişkin ortaya koyduğu paradigmanın demokratik ulus temelinde şekillendiğini belirten Bozan, Rojava’da yaşanan gelişmelerin ardından da aynı yaklaşımı Suriye için önerdiğini ifade etti. “Suriye, farklı etnik kimliklerin, farklı inançların bir arada yaşadığı bir ülke olması bakımından aslında Türkiye’ye benzer bir ülkedir” diyen Bozan, demokratik ulus fikriyatı temel alınmadan demokratik bir Suriye’nin inşa edilemeyeceğini vurgulayarak, “Gelinen aşamada Kürt-Arap çatışması yaratılmak istenmektedir. Şu anda HTŞ, ÖSO ve IŞİD artıklarını aşan bir mekanizma, derin güç vardır. Suriye’de bir Kürt-Arap çatışması yaratmak istiyorlar. Çünkü Suriye’de ortaya çıkacak bir Kürt-Arap çatışması, Ortadoğu’nun tamamına yayılacaktır. Sonrasında Başûr’a, ardından Rojhilat’a yayılacaktır. Bu saldırılar aynı zamanda sayın Öcalan’ın demokratik ulus fikriyatına karşı çıkmak, yok etmeye çalışmaktır” ifadelerini kullandı.
‘ULUSAL BİLİNÇ ROJAVA’DA SOMUTLAŞTI’
Abdullah Öcalan’ın “Gazzeleştirme Stratejisi” uyarısına atıfta bulunan Bozan, şöyle konuştu: “Rojava’daki Kürt güçleri Gazzeleşme riskini gördükleri için, uluslararası koalisyon güçlerinin de arabuluculuğuyla Halep’ten geri çekildiler. Çünkü orada çok büyük bir katliam yaşanmıştı ve çok daha büyük katliamların önü açılmak üzereydi. Rojava’ya geçmeden önce dahi ulusal birlik halini gördük. Başûr tarafında, Rojava’ya geçmek isteyen gençleri gördük. Gençlerin tek bir sloganı vardı: ‘Bijî berxwedana Rojava.’ Kapıların açılmasını ve Rojava direnişine bizzat katılmak istediklerini söylüyorlardı. Rojava’ya geçtiğimizde de ulusal birliğin fiilen oluştuğunu gördük. Orada örgütlü siyasi partiler ve farklı toplumsal çevrelerin şu anda tek bir hedefleri var. Rojava’nın kurtuluşu. Yüzyıllardır sağlanamayan ulusal birlik ve ulusal bilinç, bugün Rojava sayesinde somutlaşmıştır. DEM Parti Grup Toplantısı sonrasında kitlenin sınırı aşarak Qamişlo tarafına geçmesi büyük bir coşkuyla karşılandı. Halk sokağa döküldü ve ‘Kuzeydeki Kürtler sel olmuş geliyor’ diyerek bu birlikteliği sahiplendi. Başûr’dan gelen gençlerin Rojava direnişine katılmak için geçmeleri de bu ulusal birliği daha da güçlendiren gelişmeler oldu.”
MA

















