17 Haziran Perşembe günü, İzmir’in Konak ilçesinde bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına düzenlenen saldırıda, o sırada içeride bulunan HDP’li Deniz Poyraz, Onur Gencer adındaki saldırgan tarafından katledilmişti. İşlediği cinayetin ardından binayı da yakmaya çalışan Gencer, polis tarafından gözaltına alındı. Gözaltı sırasında Gencer’in sırtının sıvazlanması, Emniyet’te telefonuna el konulması gerekirken telefonundan kendisine atılan bazı mesajları beğenmesi ve saldırıya yönelik protesto eylemlerinde yaşanan polis şiddeti tartışma konusu oldu. Saldırgan Gencer tutuklanırken, arkasındaki örgütsel bağlantılara ilişkin hiçbir şeyin ortaya konulmaması dikkat çekti.
HDP’ye yapılan saldırıyı, Deniz Poyraz’ın katledilmesini, öncesinde ve sonrasında yaşananları HDP İzmir İl Yöneticisi İbrahim Sertçelik ile konuştuk. Sertçelik, HDP’yi hedef gösteren söylemlerin bu türden saldırılara zemin hazırladığı görüşünde.
PROVOKATİF SÖYLEMLER SALDIRILARA ZEMİN HAZIRLIYOR
Politika Haber: Bu saldırı size göre neden yaşandı? Partiniz neden hedef haline geldi?
İbrahim Sertçelik: İktidar tarafından barış sürecinin bitirilerek savaş yolunun tercih edilmesinden sonra demokratik olarak haklarımızın kullanılması konusunda alanımız daraltılmaya başlandı. Muhalefet alanında 12 Eylül faşizminden sonra sol sosyalist mücadele alanı budanmış, sosyalist sistemin çökmesinden sonra da mücadele dinamiklerinin başını ulusal ve mezhepsel kimlik mücadeleleri çekmeye başlamıştı. Zaman zaman gelişen işçi sınıfı mücadelesinin özgürlük mücadeleleri ile birleşme ihtimali de iktidarın en büyük korkusunu oluşturmuştur. Özellikle Gezi eylemlerinden sonra bu dinamiğin devamını üretebilecek her tür hak isteme eylemleri şiddet, zor, tutuklamalar ve gözaltılar ile bastırılmıştır. Maalesef solun bir kısmı devşirilerek ırkçı, egemen ve ulusçu bir hale getirilmiş, onların önü açılarak mücadelenin HDP ve çevresinde toplanması engellenmeye çalışılmıştır. HDP içindeki sol, sosyalist, komünist bileşenler ile yoksul Kürt işçi ve emekçilerinin buluşması iktidarı korkutur hale gelmiştir. HDP’nin Meclis’in 3. büyük partisi olması ve en etkin muhalefeti yapması da iktidarın ve sivil faşist güçlerin gözünde HDP’yi ve HDP’lilerin hedef haline gelmelerine neden olmuştur. Amaç HDP tabanını korkutmak, sindirmek ve ses çıkaramaz hale getirmektir. Tabi buradan diğer muhalefet güçlerine de göz dağı verilmek istense de ana amaç sol-sosyalist çevrelerle birleşerek bir güç oluşturan etnik ve mezhepsel olarak özgürlük isteyen kesimlerin birliğinin gelişmesinin önüne geçmek, mücadelelerini kriminalize etmektir.
Ülkemizde işçi sınıfının en yoksul kesimlerini, en kötü ve en ağır işlerde çalışanları, sömürünün en katmerlisini yaşayanları Kürtler ve mülteciler oluşturuyor. İşçi sınıfı, ırkçılık zehiri ile zehirlenerek mücadele alanlarında bölünmüştür.
Politika Haber: Saldırı günü partide iptal edilen bir toplantıdan söz ediliyor. Bu toplantı iptal edilmese can kaybının daha çok olabileceği belirtiliyor. Kimi çevreler de bunu istismara kalkıyorlar, “Şefler sıradan partiliyi katilin önüne atıp kendilerini sıyırdı” diye. Bu tür bir istismarın önüne geçmek için soruyorum; o gün partide ne toplantısı vardı ve neden iptal edildi?
İbrahim Sertçelik: İl binamıza saldırının olduğu gün saat 15:00’te bir imza günümüz örgütlenmişti. Vekillerimiz de bu etkinlik için İzmir’e gelecekti. Bu tür etkinliklerin olacağı günlerde binamız önceden ve dışardan gelenler ile her zaman kalabalık olur. Dışarıdan gelecekler ile özel bir toplantı olacağından benim bilgimin olmaması da gerekmiyor. Benim de katılımcısı olacağım toplantı 12:30’daydı. Bizler de yoldayken saldırı haberini aldık. Pandemi olmasa ve il eş başkanı pozitif olup il yönetimi büyük oranda karantinadaymış gibi davranmasa saldırının olduğu saatler insanların partiye gelmeye başladığı zamanlardır. Saldırgan öğleden sonrayı seçse 10-15 kişiyi partide bulurdu. Kendisini etkisiz hale getirebilecek kadar bir kalabalığın olmadığı bir saati de seçmiş olabilir. Ya da etkinlik günü çok insan bulacağını düşünmüştür. Benim HDP’de tanıdığım hiç kimse saldırı ihtimali ne kadar olursa olsun parti binasını terk etmez, bunu düşünmek bile HDP’yi bileşenlerini ve halkları tanımamaktır. Hiçbir koşulda partimizi terk etmedik, iki gün açmayalım demedik. Biz bu demokratik alanları çok zor ve büyük bedeller ödeyerek kazandık. Öyle kolay kolay terk edeceğimizi sananlar yanılıyor. Bunlar hiçbir ihtimali olmayan manipülasyon değerlendirmeleridir. HDP’nin kapısından bir gün içeri girip çay içmiş, sohbet etmiş, art niyetli olmayan herkes bilir ki bizim son sığınağımız orasıdır ve ne olursa olsun terk etmeyiz. Ayrıca biraz sol sosyalist kültürü bilen, HDP’nin de komünistlerin de ne olduğunu bilen, biraz aklı var ise bizim kimseyi canilerin kucağına atmayacağımızı bilmelidir.
Politika Haber: Saldırıdan sonra Devlet Bahçeli, “Bu işin bizle alakası yok” şeklinde bir açıklama yaptı ve işin aydınlatılmasını CHP ve HDP’ye bıraktı. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ise iki gün boyunca suskun kaldıktan sonra bazı klişe ifadelerle geçiştirme yoluna gitti. İktidar sözcülerinin ve iktidar yanlısı basının bu tavrını nasıl yorumluyorsunuz?
İbrahim Sertçelik: İktidardan ve burjuva muhalefetinden çok şey beklemediğimiz bilinmelidir. Onlardan beklentimiz uydurma ve manipülasyon haberlerin peşine takılmamalarıdır. Bizim yanımızda durmaktan korkuyorlar anladık ama bilmediklerine de yorum yapmasınlar. Yöneticiler HDP’ye sürekli hakaret eder, küfreder, ötekileştirilir ise, TV’ler her akşam HDP olmadan HDP’yi tartışır, bilip bilmeden ötekileştirir, terör ile eşleştirir ise beyni yıkanmış kişiler de kendine görev sayarak her tür eylemi yapabilir. İktidar bu tür kişileri engellemez ise ortam kendi teröristini zaten yaratır. Birinin elinden tutup HDP’ye sokması gerekmez. Bu şiddet ortamını yaratanların ve engellemeyenlerin sorumluluğu bence bu saldırganlardan çok daha fazladır. Seçim çalışmalarında sokakta defalarca saldırıya uğradım, istisnalar dışında onlar da kişiseldi. Bu saldırıları engellemeye çalışan güvenlik gücü görmedim. Tek söylenen “kapatın gidin siz de yapmayın burası İzmir” oldu. Kısacası terörü şiddeti engellemesi gerekenler engellemez, koşulları yumuşatmaz, herkesin söz söyleme ve örgütlenme hakkını sağlamaz ise yaratılan ırkçı, ötekileştirici ve düşmanlaştırıcı ortam kendi teröristini yaratır hem de sıradan insanlardan.
Politika Haber: Saldırgan Onur Gencer’in, Suriye’deki cihatçı örgütlerin kamplarında çekilmiş fotoğrafları ortaya çıkmışken, “Hiçbir yerde örgütlü değilim. Saldırıyı HDP’ye olan kinimden yaptım” demesini inandırıcı buluyor musunuz? Saldırganın arkasındaki güçlerin açığa çıkarılması için yeterli soruşturma yürütüldü mü veya yürütüleceğine inanıyor musunuz?
İbrahim Sertçelik: Yukarıda da belirttiğim gibi sorun bataklıkta bir sinek olan saldırgan değildir, bataklık kurutulmadıkça bu tür pislikler her zaman olacaktır. Sorun bataklığın terör ortamının kurutulması ile çözülebilir. Bu terör ve haksızlık, tutsaklık, sömürü bataklığını kurutmaz isek sürekli sinekler ile savaşmak zorunda kalırız ki bu da mümkün değil; zira tam bitti dediğinizde yeniden ivmelenir. Ülkemiz uzun zamandır, 100 yıl önce çözülmüş burjuva demokratik talepler çözülemediği için büyük bir çatışma ortamında bulunuyor. İşçi sınıfının hakları bile bu demokratik taleplerin gölgesinde kalıyor. En doğal sendikal hak talebinde bulunan işçiler bile bölücülükle suçlanıyor. Nerede ise eline Türk bayrağı almadan, işçiler alanlara bölücülükle suçlanma korkusundan çıkamıyor. Bir taraf alabildiğine teşvik edilir kollanırken diğer taraf sesini çıkaramaz oldu. Saldırganın paylaşımlarında yazdıklarını bir muhalif yazmış olsa yıllarca cezaevinde kalırdı.
Politika Haber: HDP’ye yönelik linç kampanyaları ve son saldırı olayı karşısında muhalefet partilerinin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İbrahim Sertçelik: HDP gibi dinamik güçlü bir muhalefet gücünü yok saymak diğer muhalifler açısından büyük bir aymazlıktır, iktidarın güçlendirilmesidir. En zor koşullarda 6-7 milyon oy almış, geç kalmış burjuva demokratik haklardan işçi sınıfı haklarına kadar geniş bir kesimin taleplerini birleştirme başarısı gösteren bir partiyi yok saymak, muhalefeti laf olsun diye yapmaktır. İşin en vahim yanlarından birisi de kendine komünist ve sosyalist etiketleri yapıştırarak ortalıkta gezinen egemen ulusçu sözüm ona komünist partilerdir ki bunları anlamak hepten imkansız. Hiçbir şey bilmiyorsanız iktidarın size karşı tavrına bakarak yolunuzu çizebilirsiniz. Meclis’in 3. büyük partisinin basın açıklaması bile engellenirken İzmir’in Karşıyaka’sında sizin yürümeniz için yol açılıyor ise kimse bir şey anlatmasın. Niye diye hiç sormaz mısınız? Ulusalcı sol ile devlet arasındaki bu kirli ilişkiden tek şey çıkar; a) Devlet sizden korkuyor b) Devlet sizi kolluyor. Bilin bakalım hangisi?
Politika Haber: Bu türden saldırıların önüne nasıl geçilebilir?
İbrahim Sertçelik: Ötekileştirme, yok sayma ve en doğal demokratik hakların kullanılmasının önündeki engeller kalkar ise görece bir yumuşama sağlanabilir. İstediğimiz, geç kalmış burjuva demokratik talep olan ulus sorununun barışçıl yollarla daha fazla kan dökülmeden çözülmesi için çaba harcanması, mücadele edilmesidir. Barış süreci gibi bir süreç, işçi haklarının sömürünün ve yoksulluğun sınırlanması, bu çatışma ortamını bitirmese de yumuşatacaktır düşüncesindeyim. Tümden savaşsız ve sömürüsüz bir dünyanın kurulması ancak sosyalist üretim ilişkileri ile mümkündür. Özgürlüklerin kazanılması ve sömürünün sınırlandırılması mücadelesini sınıfın kurtuluşu olan sosyalist devrim ile taçlandırmak insanlığın kurtuluşu olacaktır.
Kişisel düşüncelerini bizlerle paylaştığı için sayın Sertçelik’e çok teşekkür ediyoruz.
HABER MERKEZİ

















